EURO POLİTİKA

Macron “Sarı Yelekliler”in Öfkesini Bastırmak Amacıyla Mayısta Bir Referandum Düzenlemeyi Planlıyor

Söylentilere göre, muhalefet liderlerinin halkın öfkesini etkisiz hale getirme ihtimalinin düşük olduğu konusundaki uyarılarına rağmen, Emmanuel Macron “Sarı Yelekli” protestolarını bastırmak amacıyla 14 yılın sonunda Fransa’nın ilk referandumunu yapmayı düşünüyor.

“Gilets Jaunes”ün (Sarı Yelekliler) en önemli talebi; daha kapsamlı, yeni bir demokrasi biçimi getireceğini iddia ettikleri referandumlar için başlıca politika kararlarında yer alabilmek.

Fakat Journal du Dimanche gazetesinde pazar günü çıkan bir habere göre, Cumhurbaşkanı tarafından öngörülen referandum, seçmenlere milletvekillerinin sayısını azaltmak ve görev sürelerini sınırlamak isteyip istemediklerini soracak. Her ikisi de Macron tarafından seçim kampanyası vaatleriydi.

Gazeteye göre referandum Mayıs ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleriyle aynı gün yapılacak.

Fransa’nın 2005’te ki son referandumu siyasi kadroyu şok etmişti, çünkü seçmenler yeni bir AB anayasasını reddetmişti. Fransız Avrupa (Birliği) şüphecileri, şartların çoğunun sonradan Lizbon Andlaşması’nın bir parçası olarak getirilmesinden ötürü öfkelenmişti.

Fransa Info radyosunun haberine göre, İçişleri Bakanlığı yetkilileri Mayıs ayındaki referandumun uygulanabilirliğini haftalardır inceliyorlar. Bununla birlikte, Avrupa Bakanı Nathalie Loiseau, “Başkan hiçbir şeyi reddetmeyip hükümsüz kılmıyor, ancak henüz bir karar vermedi.” dedi.

Geçen hafta referandumun hazırlanıp hazırlanmadığı konusu sorulduğunda, Macron: “Bu görüşülmesi ileri bir tarihe bırakılmış şeylerden bir tanesi.” cevabını verdi.

“Sarı Yelekliler” şiddetli protestolarına, akaryakıt fiyatları ve kasım ayındaki hayat pahalılığı üzerine başladı. O zamandan beri “daha doğrudan bir halk demokrasisine” yönelik bir dizi talebi kapsayacak şekilde eylemlerini genişlettiler. Macron’a yönelik istifa çağrıları son üç aydır her cumartesi yapılan “sarı yelekli” gösterilerinde dikkat çeken bir biçimde yer almakta.

Eylemin resmiyete uygun bir yapısı veya öncülüğü olmamasına ve giderek artan bir şekilde bölünmüş görünmesine rağmen protestolar, Macron’un 20 ay önceki seçimlerinden bu yana karşılaştığı en büyük zorluğu ortaya koyuyor.

Aralık ayında, Emmanuel Macron, asgari ücret ve vergi indirimlerinde de dahil olmak üzere gelir düzeyi düşük ailelere ve emeklilere yardımcı olacak bir önlemler paketi açıklayarak “sarı yeleklilere” karşılık vermişti.

Bazı eleştirmenler, Macron’un fazla esnek davrandığını söylediler. Bununla birlikte, şu anda ülke genelinde seçmenlerin şikayetlerini dile getirmelerine ve hükümet politikalarıyla ilgili tartışmalara katılmalarını sağlayan,  “büyük bir ulusal tartışma” adı altında bir dizi köy meclisi toplantısı  düzenleyerek şuan ki memnuniyetsizliğin kaynağının Macron olduğu sanılıyor.

Referandum, 15 Mart’ta sona erecek olan ülke çapındaki tartışmaları sonuçlandırmak için olası bir nihai eylem olacak. Hükümet bunu, toplantılarda  tartışmaya sunulan “sarı yelekli” isteklerini, taleplere cevap olarak tanımlayacak.

Ana muhalefet partisi olan Cumhuriyetçilerin lideri Laurent Wauquiez “sarı yeleklileri” desteklediğini ifade ederek , eğer referandum sadece parlamentoyla ilgili sorunların üzerine eğilirse Macron’un büyük bir risk alacağını söyledi. Bay Wauquiez, bu tür konuların, Fransız halkının kaygıları ve önceliklerine çok uzak kaldığını dile getirerek  “Sonunda insanlara önerdiğimiz tek konu buysa, Cumhurbaşkanı çok büyük bir risk alıyor. ” ifadesinde bulundu.

“Sarı Yelekliler”e arka çıkan aşırı sağ lideri Marine Le Pen “Sayın Macron, dikkatleri Avrupa meselelerinden uzaklaştırmak için Avrupa seçimleriyle aynı günde referandum yapılmasını önermeye karar verdi.“ dedi. Eskiden Ulusal Cephesi olarak bilinen Ulusal Rally Partisi, Avrupa Parlamentosu’nda diğer Fransız partilerinden daha fazla sandalye kazanmaya kararlı olduğunu belirtti.

Marine Le Pen, Macron’un ulusal tartışmayı bildirmeden önce bir  referandum planladığını iddia etti.

Macron kendisini Avrupa’nın önde gelen liberal değerler koruyucusu olarak görürken, Le Pen’in partisi ve Avrupa’daki diğer popülist gruplar, Avrupa Parlamentosu’nda AB kurumunun gücüne meydan okumak için yeterli sandalye kazanmayı umuyor.

Haber Çevirisi – Şevval KOÇAK (EuroPolitika Araştırma Ekibi)