Birleşik Krallık Değişim Partisi Britanya’nın İki Partili Sistemini Kırabilir Mi?

Devrim Daha Gelmedi

Tarihçi Richard Hoftstadter bir keresinde “üçüncü partiler arılar gibidirler, bir kez soktuklarında ölürler” diye belirtmişti. Birleşik Krallık’ın nur topu gibi yeni bir partisi doğdu, Birleşik Krallık Değişim Partisi ve bazı anketlerde bu yeni parti Muhafazakarların ve İşçi Partisi’nin hemen ardından üçüncü sırada geliyor. Soru ise şu; iğneyi kim hissedecek?

20 Şubat’ta yedi milletvekili İşçi Partisi’ni bıraktı. Aynı akşam birileri daha onlara katıldı. Ertesi gün, üç milletvekili hükümetteki Muhafazakar Parti’den ayrılıp o zamanlar Bağımsız Grup diye adlandırılan oluşuma geçtiler. Mart’ta grup kendini bir siyasal partiye dönüştürdü o da Birleşik Krallık Değişim Partisi oldu. İşçi Partisi çekinerek de olsa Avrupa Birliği konusunda ikinci bir referandumu destekleyeceklerini açıkladığında bu, yeni partinin çok erken bir başarısı oldu. Nitekim, bu başarı Bağımsızlar Grup’unun ana taleplerinden biriydi. Bağımsızlar Grup’unun kendilerini yeni bir siyasal güç olarak ilan ettiklerinden beri altı hafta oldu. Ayrılmalar durdu. Eğer birçoklarının kendi partilerinden ayrılmalarına sebebiyet veren Brexit konusu bir şekilde çözüme varırsa bu, Birleşik Krallık Değişim Partisi’nin iğnesini kimsenin canını acıtmadan çekebileceği anlamına gelir.

Ayrılmalar Westminster’ı her zaman için cezbetmiştir. Winston Churchill iki koltuğun Yeşiller sırasına verildiği, her ikisinin de bir diğerine denk geldiği Avam Kamarası’nı kurmanın değişen partiler için epeyce zor olduğunu iddia etmiştir. “Yarım dairesel odada oturan milletvekileri için Sol’dan Sağ’a geçmenin duyarsız derecede hareket etmelerinin kolay” olduğunu söyleyen Churchill “Westminster’ın tasarımında ise Taban değiştirme hareketinin ciddi bir telakki gerektirdiğini söylemiştir.” Yani, yeni partiyi kurarken hangi düşüncelerden geçilmiş olabilir?

Birleşik Krallık Değişim Partisi’nin başkaldıran milletvekilleri genelde olmadıkları olgular üzerinde birleşmiş durumdalar. Brexit’i reddediyorlar, eski İşçi Partisi milletvekillerinden bazıları ise partideki kurumsal anti-semitizm yüzünden ayrıldıklarnı söylüyorlar. Tartışmasız bir biçimde hepsinin destekledikleri tek şey ise Avrupa Birliği üyeliği üzerine ikinci bir referandum yapılması.

Fakat, tüm merkeziyetçi hareketler gibi Birleşik Krallık Değişim Partisi de her iki yanındaki parti tarafından tanımlandığı şekildeki bedeli ödemeye karşı tamamen savunmasız. Taslakta, “değerlerin” beyanı ve daha stabil, adil ve dengeli bir ekonomi için yatıştırıcı bir çağrının bulunması partiyi keskin bir şekilde geleneksel solcu-sağcı ayrımındaki ekonomik politikanın merkezine koyuyor. Bu, senelerdir oy devşirmek için oldukça zayıf bir zemin olagelmiştir. Partinin, liberal kesimi Britanya’nın sosyal değerlerini şekillendiren kısmı bir beis görmeden seçmesiyle bu problemi aşmayı amaçladığına dair işaretler var. Birleşik Krallık Değişim Partisi, merkeziyetçi ekonomiyi sosyal liberalizmle eşleyerek, Britanya siyasetinde ortada oturup farklılıkları ayırmaktan ziyade siyasette yeni bir mücadele başlatmak istiyor.

Her iki boyutta da yarışmak mantıklı duruyor çünkü pek çok seçmen için ekonomik değerler daha halâ sosyal değerleri geçersiz kılıyor. %10 oranında çoğunluğu sosyal liberal olan oy verenleri %80 oranında Birlik’ten ayrılmayı tercih eden sosyal muhafazakarlarla kıyasladığımızda Brexit ayrılığının arkasında değerlerin yattığı gerçeği ortaya çıkıyor. Fakat, son genel seçimlerde bir kişi sağ-sol ekonomik düzlemde bir yerlerde durduğunda onun hangi yönde oy vereceğini tahmin etmek daha kolay oluyordu.

Birleşik Krallık Değişim Partisi’nin başarılı olup olmayacağı sosyal veya ekonomik ayrımdan hangisine bağlı olacağını önümüzdeki seçimde göreceğiz. 2017 genel seçimlerinde, Jeremy Corbyn etkili bir şekilde kampanyasının odağını Theresa May’in de değinmek istediği Brexit’ten alıp tasarrufa getirdi. May tarafından ilan edilen erken seçim Brexit çıkmazını aşabilir ama benzer şekilde yaşam standartları konusunda da noktalanabilir. Pek mümkün olmasa da seçimlerin Avrupa Parlamentosu seçimleri ile aynı günde 23 Mayıs’ta gerçekleşmesi durumunda ise bu, bir nevi Avrupa Birliği vekâlet referandumuna dönebilir. Bu tür bir çerçeve, Birleşik Krallık’ın sosyal değerleri üzerinde bir ayrımı vurgular pek tabii olarak da Birleşik Krallık Değişim Partisi’nin işine gelir. Bir genel seçimin olmaması durumda bile, bu Avrupa seçimleri nisbi bir seçim sisteminin altında yapılacak tek seçim olacağı için yeni doğan partiye kuşkusuz yardım edecektir.

Bu Britanya siyaset eksenini bükmenin en iyi yolu, sistemi bozguna uğratmayı vaadetmektir. Bölünmüş bir ülkede, seçmenler hükümetin Brexit’i kötü bir şekilde idare ettiği inancında birleşmiş durumda. Ayrılıkçıların %80’inin yanında, kalmak isteyenlerin %85’i bu konuda uzlaşıyorlar. Oy verenlerin %83’ü “tüm siyasi kuruluşun Brexit olayında ülkeyi başarısızlığa uğrattığı”  konusunda hemfikir. Halkın yalnızca %19’u siyasilere güveniyor. Anket şirketi YouGov oy verenlere daha iyi bir başbakan olarak hangi iki partinin liderini seçerdiniz diye sorduğunda “emin değilim”cevabı kazanıyor. Anti-siyaset politikası verimli bir bölge olabilir.

Birkaç sene önce, AB üyeliğini savunmanın ve bir dizi müphem sosyal liberal değerleri kabullenmenin kültür karşıtlığı olarak görülmesi çılgınca olurdu. Tabii, Westminster’da toplanan on bir milletvekilini de siyasi sistemi yıkıcı bir tayfa olarak görmek de aynı şekilde şaşırtıcı olurdu. Fakat, Birleşik Krallık Değişim Partisi altı milyon Britanyalı seçmenin Brexit’in iptal edilmesi için dilekçe imzaladığı bir zamanda ortaya çıktı. Ama grup siyasi motivasyonunu ikinci bir Avrupa Birliği referandumu için olan Halkın Seçimi kampanyasından alıyor. Parti, güvenilmez bir siyasal sistemin parçası olarak gördükleri Liberal Demokratlarla herhangi bir ittifakı alenen red ediyor. Ama Birleşik Krallık Değişim Partisi hayatta kalmak istiyorsa Liberal Demokratlarla işbirliği yapması gerekiyor aksi halde bu, siyasal olarak ortada kalan oyların bölüneceği anlamına gelir.
Birleşik Krallık Değişim Partisi’nin Liberal Demokratlar’dan uzak durmasının siyasi gerekçesi Muhafazakarlar ile girdikleri koalisyon hükümetinden kalan gizli kalmış oy oranları. Bu da, Birleşik Krallık Değişim Partisi’nin Brexit sözcüsü Anna Soubry gibi “koalisyonun mükemmel bir iş çıkardığına” inan bazı üyelerin görüşleriyle bağdaşmıyor.

Birleşik Krallık Değişim Partisi bazı Britanyalıların mevcut siyasal partilerin onlara hitap etmediğini hissettikleri konusunda haklı. Fakat, bu insanların Birleşik Krallık Değişim Partisi’ne oy vereceği pek olası görünmüyor. Veri gazetecisi Matthew Smith’in gösterdiği üzere, bazı konularda siyasal partiler tarafından temsil edilmediklerini hisseden çok sayıda insanın sosyal liberal bir savaşa tabi olması bir hayli zor. Mesela, mevcut birçok başkaldıranın daha sert bir hukuk sistemini veya göç konusunda daha sıkı kısıtlamaları desteklediklerini görmek zor. İşin garip yanı, belki de Birlik’ten ayrılmak için oy verenlerin temsil edilmemiş hissetmeleri en olası. Bu, birileri için Brexit sonrası bir fırsat olabilir ama o birileri Birleşik Krallık Değişim Partisi değil.

Haber Çevirisi – Tolga USLU (EuroPolitika Dergisi Araştırma Ekibi)

Kaynak:

https://www.foreignaffairs.com/articles/united-kingdom/2019-04-08/can-change-uk-break-british-two-party-system?utm_medium=newsletters&utm_source=twofa&utm_content=20190412&utm_campaign=TWOFA%20041219%20The%20Modi%20Mirage&utm_term=FA%20This%20Week%20-%20112017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir