Demokratikleşme Sürecinde Terörizm Bağlamında Bir Karşılaştırma İspanya ve Türkiye

Burcu Demir

Bu çalışma, Huntington’ın (2007) Üçüncü Dalga adlı eserinden bu yana araştırmacıların çokça çalıştığı bir konu olan demokratikleşme süreçlerinde pek üstünde durulmamış olan terörizm konusunu araştırmayı amaçlamaktadır. Stepan’ın (2009:3) belirttiğine göre, din, dil, ırk ve milliyetçilik konularındaki kültürel çelişkiler klasik demokratikleşme çalışmalarında ihmal edilmiş bir konu olmasına rağmen günümüzde yeni demokrasilerde önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Bahsedilen kültürel çelişkilerin sonucunda ortaya çıkan terörizm olgusu da günümüzde önemli bir yer kaplamaktadır. Bu nedenle, demokratikleşme süreçlerine terörizmin etkisi ve bu süreçlerden terörizmin nasıl etkilendiği bu çalışmanın araştırma alanını oluşturmaktadır.

Terörizmin kısa bir tanımı yapılacak olursa, belirli amaçlara ulaşmak için şiddet yönteminin benimsenmesi şeklinde ifade edilebilir. Demokratikleşme gerçekleşirken süreçlerin vuku bulduğu ülkelerde halk arasında birçok farklı kesimde demokratikleşmenin daha iyi yaşam şartları, özellikle terörizm sorunu yaşan ülkelerde, terörizmin biteceği yönünde bir algıyı doğurduğu gözlemlenmektedir. Dil, din, etnik vb. farklılıkların olduğu devlet yapılarında ortaya çıkan terörizm sorunu hâlâ günümüzün tam anlamıyla çözülememiş önemli sorunlarından birini teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra, terörizm sadece o ülkenin vatandaşlarının yaşam haklarını değil aynı zamanda ekonomik ve demografik yapısını da tehdit etmektedir. Ayrıca bazı komşu ülkelerden ve kesimlerden destek alan terör örgütleri, sadece bulundukları ülkede değil, uluslararası düzeyde de terör eylemleri gerçekleştirebilmektedirler. Bu nedenle, demokratikleşme sürecinde terörizmin nasıl bir gelişim gösterdiğini ve demokratikleşme süreçleriyle nasıl etkileştiğini araştırmak, soruna farklı yaklaşımlar geliştirebilmek bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bir başka deyişle, demokratikleşme terörizmin azalmasına ya da bitmesine etki eder mi, terörizm de aynı şekilde demokratikleşme süreçlerini yavaşlatır ya da engeller mi soruları örnek iki ülke aracılığıyla bu araştırmada çözümlenmeye çalışılacaktır.

1975 sonrasında demokratikleşme sürecine girmiş ve demokratik konsolidasyonunu da tamamlayarak artık günümüzde demokratik bir ülke olarak kabul edilen İspanya ve 1940’lı yılların sonunda çok partili hayata geçmesiyle demokratikleşme süreci başlayan fakat demokratikleşme süreçlerinin hepsini başarıyla tamamlayamamış, zaman zaman askeri darbelerle (1960, 1971, 1980) demokrasisi yara almış ve duraksamaya uğramış Türkiye örnekleri üzerinden karşılaştırmalı yöntemle araştırma sorusuna yaklaşılacaktır.

Bu çalışmada, iki örnek ülke olarak İspanya ve Türkiye’nin seçilmesinin birçok nedeni bulunmaktadır. Öncelikle, her ne kadar Türkiye demokrasiye geçisini 1940’lı yılların sonunda gerçekleştirmiş olsa da, siyasi kutuplaşmanın artması nedeniyle 1980 yılındaki askeri darbe sonucunda demokrasisi kesintiye uğramış, 1983 yılında yapılan seçimlerle tekrar demokratikleşme sürecine girmiştir. İspanya ise İç Savaş deneyiminden sonra otuz yılı aşkın bir süre Franco’nun kişisel diktatörlüğü altında yaşamış, 1975’te Franco’nun ölümünden sonra demokratikleşme sürecine girmiştir. Böylelikle, her iki ülke de Huntington’ın 1974’te başladığını öne sürdüğü demokratikleşme dalgasına mensupturlar. Günümüze gelindiğinde ise Chislett’e (2009:1) göre  İspanya Başbakanı Zapatero’nun teklifi üzerine Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Zapatero tarafından 2005 yılında Birleşmiş Milletler’in de desteğini alarak oluşturulan Medeniyetler İttifakı projesi Türkiye ve İspanya’yı daha da yakınlaştırmıştır.[1]

İki ülkenin başlıca tarihsel benzerliklerini sıralayacak olursak, her iki ülke de Avrupa’nın perifer ülkeleridir, her ikisi de köyden kente iç göç yaşamış, her ikisi de Avrupa’ya işçi göndermiş, her ikisi de Soğuk Savaş yıllarında jeostratejik öneme sahip ülkeler olarak görülmüş, bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri buralarda üsler oluşturmuştur ve araştırma sorusu açısından en büyük benzerlik olarak her iki ülke de barındırdıkları azınlıklar nedeniyle problemler yaşamışlardır. İspanya, Bask ve Katalan milliyetçilikleri, Türkiye ise Kürt milliyetçiliği nedeniyle sorunlar yaşamıştır. İspanya, Bask milliyetçiliğini savunan ETA terör örgütü, Türkiye ise PKK terör örgütü nedeniyle uzun yıllar terörle mücadele etmiştir. (Chislett, 2009:2) Bugün ise demokratikleşme sürecinden itibaren İspanya tamamen sona ermemiş olsa da terörizm sorununda oldukça önemli aşamalar kaydetmişken, Türkiye hâlâ terörizm sorunuyla baş etmeye çalışmaktadır. Zaman zaman silahlı çatışmalarda kesintiler olsa da bu soruna kalıcı bir çözüm getirilemediği bir gerçektir.

Devamını Oku

 

[1]Medeniyetler İttifakı hakkında daha fazla bilgi için bakınız: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı http://www.mfa.gov.tr/medeniYetler-ittifaki-girisimi.tr.mfa , United Nations Alliance of Civilizations http://www.unaoc.org/ [ziyaret tarihi 30.12.2013]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir