ABD Seçimlerinde Beklenen Son (mu?): Biden Zaferi (mi?)

ANALİZ

Beklenen sona değinmeden önce ABD Başkanlık seçimleri için de büyük önem ve stratejik bir oluşumu temsil eden COVID-19 pandemesine mutlaka değinmek isterim. Zira, Dünyayı çevreleyen bu salgın tüm ülkelerde bütün iç ve dış politikayı etkilemiş bulunmaktadır.

Günümüzde Küresel bir sorun olan COVID-19 pandemesi nedeniyle daha fazla endişe yaratan ve sorgulanan uluslararası yapı tüm ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda COVID-19 nedeniyle ortaya çıkan ekonomik durgunluk ve pandemi sürecinde bir hayli gerileyen Amerikan liderliği ABD’de gerçekleştirilecek başkanlık seçimini de Uluslararası İlişkiler için çok önemli ve stratejik bir noktaya getirmiştir. Seçim sürecinde her iki adayında Trump ve Joen Biden’in her ne kadar bu pandemi nedeniyle dış politika da gerçekleştirmek istedikleri vaatleri söylemeye fırsatları olmasa da iki adayın da tutarlı ve uzun vadeli bir vizyon sunamamaları dışında dış politikada ortak yönlerinin olmadığı düşünülmektedir. Trump’ın özellikle son dönemlerde tüm Dünya’yı saran COVID-19 karşı olan tutumu ve kendi halkına karşı alaycı tavırları 2020 Başkanlık seçimleri sürecini fazlasıyla olumsuz etkiledi diyebiliriz.

ABD seçimlerinde beklenen son (mu?): Biden’ın ZAFERİ 

2020 Başkanlık seçimlerinde ABD’de yoğun bir katılım ile Demokratların adayı Joe Biden Trump’dan önde olarak ABD’nin kırk altıncı başkanı olmayı başarmıştır. Trump döneminin oluşturduğu ezip geçen izolasyonist oluşumun, Biden döneminde nasıl şekilleneceği ve toplumsal kutuplaşma da Dünya siyaseti, uluslararası arenada bu devasa soruna karşı nasıl bir tutum sergileyeceği Uluslararası (Liberal) düzende en önemli sorulardan olacaktır. ABD halkı Biden’den farklı politikalar bekliyor olsada değişmesi bir hayli zor olan gerçekler göz ardı edilmemelidir.

Biden’in Trump karşısında beklenenden daha fazla oy farkı ile zafer kazanmıştır. Fakat bu fark büyük bir oranı içermemektedir. Trump’ın izlediği politika sadece ABD’de değil tüm Dünya’da olumsuz olarak değerlendirse de halen bu yıkıcı politikayı onaylayan büyük bir ABD kitlesi Trump’a desteklediği görmekteyiz. Başkanlık sürecinde uyguladığı Dış Politika siyasi arenada tepkilere yol açtığı halde asla geri adım atmaması son zamanlarda daha çok tepkiye yol açmıştır. Trump, ABD Anayasasına dayanan kanunları ve siyasi arenada tüm dengeleri yerle bir eden prensipleri göz ardı ederek “Önce Amerika” sloganı temelinde birçok Amerikalı seçmen tarafından kabul  kabul görmüştür. ABD halkı Trump’ın ezici bir güç sembolü olduğunu ve kendi içlerinde her ne kadar destekleyen yoğun bir grubun olduğunun farkında olsa da Trump’ın artık sona yaklaştığının fazlasıyla farkındaydı. Irkçı tutumu tüm Dünya’ya artık akıllardan silinmeyecek bir iz haline dönüşerek Uluslararası arenada kötü bir imaj faktörüne dönüşmüştür. Bu nedenle ABD’ye sırtını dayayan birçok ülke için sorun haline gelerek güven kaybına neden olmuştur.

 

Biden başkanlık için aday sahnesine çıkınca ne oldu peki ?  “Yeni bir kan ve yeni bir umut!” 

Joe Biden, 2020 ABD başkanlık seçimine aday olduğunu bildirdiğinde, kamuoyu ile paylaştığında özellikle iki şey için mücadele edeceğini söyledi. ABD için büyük önem taşıyan, ülkeyi inşa etmiş olan işçiler ve ülke de büyük ölçüde rahatsızlık duyulmasına neden olan kutuplaşmaya karşı yeni yaptırımlar sağlayacağı  özellikle sağlık alanında yeni ve sürdürülebilir iyileşme politikaları oluşturacağını belirtmiştir. 46.Başkan olan Biden ABD’de öncelikle ırkçılığa karşı ve çevreyi koruyan,  iyileşmeler yapacağına dair hedef koymuştur.

Biden, Trump yönetiminde ciddiye alınmayan Küresel bir salgın olan COVID-19’un büyük ölçüde tehdit unsuru olduğunun bilincinde olduğu için ivedili olarak ülke genelinde herkese ücretsiz sunulmak üzere test imkânı sağlama, maske takma zorunluluğu ve ulusal filyasyon programı için 100 bin kişiyi ise almayı planladığını açıklamıştır. Biden, tüm Dünyayı etkisi altına alan pandeminin belirli seviyede iyileşmeye gidilmediği sürece ülkede hedeflenen farklı planların gerçekleşemeyeceğinin bilincindedir. Trump’ın izlediği yanlış politikanın olumsuz etkilerini görmektedir. En azından ılımlı olan yaklaşımı bile ABD halkı için umut aşılamaktadır.

 

Photo *

Peki dış politikada bundan sonra ne bekleniyor?

Biden otuz yılı aşkın senato ve sekiz senelik başkan yardımcılığı döneminde dış politika olarak geleneksel Demokrat Parti çizgisinden çıkmadığı görülmektedir. Bu nedenle birçok görüşe göre Obama’nın üçüncü dönemi olarak da adlandırılabilecek klasik bir dış politika yapısını sürdüreceği tahmin edilmektedir.

Bu doğrultuda ise Biden’ın müttefiklerle ilişkileri hem Asya’da hem Avrupa’da geliştireceği ve ABD’nin önemli bir güç olarak adlandırdığı Çin ve Rusya ile Trump’tan daha farklı bir strateji uygulayarak ilişkilerini yöneteceği beklenmektedir. Bu zor fakat siyasi arenanın Biden dan beklediği bir politikadır. Tüm faktörlerin yanında ilerlemiş olan yaşı hem de ABD’de şu an içinde bulunulan COVID-19 ve ekonomi gibi problemler Biden’ın en önde değerlendirmesi ve çözüm bulması gerektiği konusunda en önce gelen beklentiler arasındadır. Tabi bu aşamaların kolay kolay çözüm üretilebilecek ya da kesin olumlu sonuç doğurabilecek başlıklar olmadığı apaçık ortadadır. Trump’ın oluşturduğu bazı dış politika adımlarını durdurmak için Uluslararası Siyasi arenada bazı sembolik girişimlerde bulunması gerekmektedir. Hala Trump’ın inşa ettiği politikaya güçlü bir şekilde savunan Kongre üyeleri ve belirli bir kesim mevcuttur. Bu olası girişimler arasında NATO ile ilişkiler hakkında alınacak kararlar, mesajlar ve Trump döneminde hızla kan kaybeden Dışişleri Bakanlığına motive etme girişimleri de beklenmektedir.

Tüm bu şartlara rağmen Biden’dan sadece ABD halkı değil, birçok ülke umutlu. Biden, Obama döneminde oluşturulan yumuşak gücün devamını getireceği düşünülmektedir.

Burçin MEMİŞ | EURO Politika Dergisi – Yazarı 

*Photo: (İllustration: Yahoo News; photos: AP(3), Elijah Nouvelage/Reuters, Jose Luis Magana/AP, Patsy Lynch/MediaPunch/AP, AP)