Almanya ve Türkiye Arasındaki Ekonomik İlişkiler

Onur AKER

Almanya kimine göre acı vatan kimine göre ikinci Türkiye. 3 milyona yakın Türkiye kökenli insanın yaşadığı bir ülke Almanya. Neresinden bakarsanız bakın salt analizler ile açıklayamayacağınız çok özel bir ülke. Gerek AB üyesi ülkeleri arasındaki ağırlığı gerekse Dünya ekonomisi üzerindeki etkinliği Almanya’yı hep farklı kılmıştır. Almanya özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra küllerinden yeniden doğmuş çok güçlü bir ülke. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin kalkınma çalışmalarında Türkiye kökenli vatandaşlar çok önemli bir yere sahiptir. 1961 yılında Almanya ile Türkiye arasında imzalanan İşgücü Alım Anlaşması sonucunda ilk göçler başlamış ve iki ülke arasındaki yüzyıllardır süren ilişkiler çok farklı bir ivme kazanmıştır. 1961 de işçi olarak göç eden vatandaşlarımızın ikinci hatta üçüncü kuşak torunları artık işletme hatta fabrika sahibi olarak Almanya ve Türkiye ekonomilerine katkıda bulunuyorlar. Bu sayede bu güne kadar İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler her geçen gün daha da kuvvetlenerek son döneme kadar gelişim göstermiştir. 2017 yılı haziran verilerine göre, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya.

 

Türkiye ihracatının yaklaşık %10 ‘unu 14 milyar dolar ile Almanya‘ya gerçekleştiriyor. Tabi burada Türkiye kökenli vatandaşların varlığı çok önemli bir etken. Türkiye’nin Almanya’dan ithalatına baktığımızda ise yine %10‘luk bir pay var. Türkiye toplam ithalatının %10 unu 21 Milyar dolar ile Almanya’dan gerçekleştiriyor. Burada oranlar aynı olsa da Ticaret hacimleri açısından ithalatımız ihracatımızdan çok fazla ve Almanya ile dış ticaretimizde açık vermekteyiz.

Kaynakça:

http://www.businessht.com.tr/piyasalar/haber-amp/1570911-4-baslikta-turk-alman-ekonomik-iliskileri

Almanya’nın özellikle otomotiv sektöründe olmakla birlikte çok geniş bir yelpazede yer alan marka çeşitliliği ülkenin sağlam ekonomik temeller üzerine oturmasına sebep olmakta. Türkiye açısından gıda sektörü ve özellikle Turizm sektörü lokomotif sektörler arasında yer alıyor. Ayrıca Almanya’nın çok önemli birçok markasının ülkemizde doğrudan yatırımları bulunmakta. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’ye gelen doğrudan sermaye yatırımlarının %8’i Alman Şirketleri tarafından yapılmıştır. Bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar kuvvetli ve özel olduğunu göstergesidir.

Yalnız son dönemde siyasi sebeplerden dolayı ilişkiler bir hayli gergin.2016 yılından başlamak üzere İki ülke dışişleri bakanlarının karşılıklı olumsuz beyanatları ilişkileri bir hayli yıpratmış durumda. Buda ister istemez ekonomik açıdan yatırımcıların ve turistlerin ülkemize bakışını olumsuz etkiliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre, 2016 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı dokuz yılın en düşük seviyesi olan 25.4 milyona düşmüş, Alman turist sayısında da bir önceki yıla göre % 30’a yakın kayıp yaşanmıştı. 2017 yılında da Almanya’dan gelen turist sayısının toplam içerisindeki payı bir önceki yıla göre % 10’a gerilemiştir.
Bu veriler sadece Turizm kalemi ile de sınırlı kalmıyor. Karamsar bir tablo çizmek istemiyorum ancak işler son dönemde Türkiye’nin lehine gelişmediği de muhakkak. Şu anda Almanya, iki ülke arasında yaşanan siyasi krizi farklı bir boyuta taşımış durumda. Almanya Türkiye’ye karşı 2016 yılının ortalarından itibaren adı konmamış şekilde Ekonomik Ambargo uyguluyor. Bunu ithalat kotaları ile değil, bizzat Türkiye’ye doğrudan yatırım yapacak olan firmalarına daha önce vermiş olduğu sermaye sigortası sistemini limit koyarak yapıyor. Yani önceden Türkiye’ye yatırım yapacak firmalar yaptıkları yatırımları sınırsız olarak sigortalayabiliyordu. Firmalar bu imkan ile Türkiye’de yatırım yapıyor ama işleri iyi gitmediği zaman zararını bu sigortadan karşılayabiliyordu. Ancak artık yatırım sigortası 1,5 milyar euro ile sınırlandırılmış durumda. Bunun anlamı şu; artık Almanya Türkiye’ye yatırım yapacak Alman şirketlere ben artık Türkiye’ye kefil değilim demektedir. Bu doğrudan yatırımların Türkiye’ye gelmesini önemli ölçüde sekteye uğratacak bir gelişmedir.

Daha da önemlisi Almanya, Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye’ye vereceği kredileri de, doğrudan yatırımları da, yatırım desteklerini de askıya aldırdı. Banka 2016 yılı ortalarından itibaren Türkiye’ye artık kredi vermiyor ve yatırım desteği sağlamıyor. Bu bankanın özellikle Avrupalı yatırımcılar için önemi çok büyük. Bu bankanın alacağı kararlar yatırımcıların kararlarını da doğrudan etkiliyor. Eğer banka herhangi bir ülkenin ekonomisinden uzak durursa, batılı yatırımcılar o ülkeden uzak duruyor hatta kaçıyor. Bu da demek oluyor ki, Avrupa Yatırım Bankası artık yatırımcılara Türkiye’ye yatırım yapılmasını desteklemiyor.
Bu bilgiler ışığında, son dönemde siyasi olarak Almanya’ya karşı alelacele yapılmaya çalışılan jestler hep bu yaşanan ekonomik ambargonun yansımaları olduğu ortaya çıkıyor.

Türkiye ekonomisi özellikle 2001 krizinden sonra alınan tedbirler ile sağlam temeller üzerine oturtulmaya çalışıldı ve bunda da son birkaç yıl öncesine kadar başarılı da olundu. Ancak şuanda gelinen noktada ekonomimiz, gerek bölgesel riskler gerekse siyasi dalgalanmalar ile krize çok açık duruma geldi. Birde ekonomik sistemimiz fason üretim ile dışa bağımlı. Özellikle otomotiv sektörü tamamen yabancı markalara yedek parça üretimine ya da montaj sanayine yönelik çalışıyor. Burada aklımızdan çıkarmamamız gereken çok önemli bir nokta var. Adı konmamış ekonomik ambargonun bir adım öteye gitmesi durumunda Türkiye’deki otomotiv sektörü etkilenecektir. Türkiye bu durumu önümüzdeki dönemde yakından takip etmek durumundadır. Ortaya çıkacak yeni gelişmeler ve Almanya’nın bu yönde atabileceği adımlara göre, Türkiye öngörülü davranıp, oluşabilecek durumlara göre önceden pozisyonunu belirlemeli ve önlemlerini alması gerekmektedir.

Onur AKER

Euro Politika Dergisi Ekonomi Editörü

{Ekonomist & Mali Müşavir}

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir