Almanya’da Seçim Atmosferinin Son Devresine Giriliyor

 

14.09.2021                                                                                                                                               Prof. Dr. Faruk Şen

Analiz

 

Almanya’da seçimlere sadece 12 gün kaldı. Oldukça yakından takip ettiğim bu süreçte Almanya’ya gitme fırsatım da oldu. 2 Eylül-12 Eylül arasında Almanya’da bulundum. Çeşitli politikacılar, sivil toplum ve iş kuruluşları temsilcileri ile görüştüm.

Bu süreci özetlediğim bu yazımda, Almanya’daki seçimlere 12 gün kalmışken partilerin konumlarını ve Almanyalı Türklerin yönelimlerini ilk olarak değerlendirerek başlamak istiyorum.

Öncelikle belirtmek isterim ki ilk defa Almanya’da 3 partinin liderleri arasında başbakanlık yarışı çok çekişmeli bir şekilde devam ediyor.

İlk kamuoyu araştırmalarında başbakanlığa çok yakın gözüken Yeşillerin Başbakan Adayı Annalena Baerbock, iki hatayla puan kaybetmiş ve Hristiyan Demokratların Başbakan Adayı Armin Laschet öne geçmişti. Armin Laschet de yaptığı bir, iki hatadan sonra Sosyal Demokratların Başbakan Adayı Olaf Sholz’e son anketlere göre birinciliği kaptırmış gözüküyor.

Bu çerçevede baktığınız zaman Almanya’daki seçimler 64 milyon seçmenin katılmasıyla Avrupa’nın yeni liderini belirleyecek. Eski lider Angela Merkel 28 Eylül’den itibaren siyaset sahnesinde olmayacağı için yeni liderin kim olacağı herkes tarafından merak ediliyor.

Adayları inceleyelim

3 partinin Almanyalı Türklere, Türkiye’ye ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğine bakışlarını incelediğiniz zaman ilginç gelişmeler ortaya çıkıyor. İlk defa Hristiyan Demokratların Adayı göçmenlere karşı ılımlı politikalar izleyen bir kişi. Armin Laschet, akıl almayacak şekilde göçmenlere yakın birisi. Bu nedenle Almanyalı Türklerin bu adayı desteklediğinden hareket edebiliriz. Laschet, Türkiye’ye de soğuk değil ama kendi partisinin görüşü olarak tam üyeliğe yakın olmayan daha ziyade “özel statü”ye yakın olan bir politikacı.

Yeşillerin Adayı genel olarak göçmenlere soğuk olmayan, Türkiye’ye soğuk olan ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğine sıcak bakmayan bir politikacı. Sosyal Demokratların Adayı renksiz bir kişilik olarak ortaya çıkan Olaf Scholz, Sosyal Demokrat geleneğine sahip, Türklerin sırtını sıvazlayan fakat Türkler için bir şey yapmayan bir politikacı. Türkiye ile ilişkilerinin kötü olmayacağından açıklamaları ve politikalarıyla öngörmekteyiz. Türkiye’nin AB üyeliği konusunda ise silik bir politikacı olduğundan fazla söz sahibi olamayacağından hareket edebiliriz.

 

Almanyalı Türkler Alman politikasını nasıl gözlemliyorlar?

Almanya’da maalesef 3,3 milyon Türk’e yönelik önyargılar devam ediyor. Türkofobi, Türkiye’deki iklimden negatif etkilenerek her geçen gün artıyor. Bunlar insanı üzen gelişmeler. Almanya’da konuştuğum Alman politikacılar, bu konuda neler yapabileceklerini pek fazla düşünmüyorlar. Armin Laschet Türklere iki kültürlü bir toplum olarak yanlarında olacağı mesajını verirken, Sosyal Demokrat lider Olaf Scholz’den bu konuda hiçbir ses yok. Yeşillerin içinde Türkiye düşmanı Cem Özdemir olduğu için Türkler bu partiye sıcak bakmıyorlar. İlk defa Almanya’da aşırı sağ ve aşırı sol politikada somut adımlar atıyorlar. Bu da çok ilginç bir gelişme.

 

Angela Merkel sahaya inmezse Hristiyan Demokratlar kaybedecek

Almanya’da Hristiyan Demokratlar son günlerde devamlı oy kaybıyla karşı karşıyalar. SPD hiçbir şey yapmadan puan topluyor. Bunu anlamak hakikaten güç. Şimdi herkesin beklentisi Angela Merkel’in sahaya inip, Hristiyan Demokratlar için seçim kampanyası yapması.

26 Eylül’de politikayı tamamen bırakacak olan Angela Merkel bu konuda kararsızdı. Nihayet sonradan Hristiyan Demokratların Başbakan Adayı Armin Laschet’le sel bölgesine gitmiş ve boy göstermişti.

Almanya’da Türk olmak güç

Türkiye’ye karşı olan bu tepkilerden en fazla Almanyalı Türkler etkileniyor. Almanyalı Türkler düşman resmi haline gelmiş bulunuyorlar. Özellikle son zamanlarda Alman Maliyesi Almanyalı Türklerin Türkiye’deki tasarruflarına göz dikmiş durumda, vergi almak istiyor.  Alman Maliyesi Almanyalı Türkleri zorlayarak e-devlet bilgilerini istiyor ve bu uygulama üzerinden mal varlığını tespit etmeye çalışıyor. Alman Maliyesinin, Alman Devleti’nin böyle bir hakkı yok.

Almanya’nın bu yaklaşımın değişebilir mi?

Buna karşılık Türkiye’deki muhalefet partileri gerek CHP, gerek İYİ Parti atılımlarda bulunup, Türkiye’de bir muhalefetin de olduğunu göstermelerinde yarar var. Kemal Kılıçdaroğlu’nun en kısa zamanda bir Almanya, Belçika ve Hollanda gezisi yapması lazım. Aynı durum İYİ Parti içinde geçerli… Bu iki partinin Türkiye’deki demokraside varlıklarını Almanya’ya ve AB’ye kanıtlamaları lazım.

Almanya’da Türkiye’nin resmi kötü

Armin Laschet’i destekleme kampanyasında aktif rol alan Türklere, Almanya, Tayyip Erdoğan’ın bu hareketi yönlendirdiğini söyleyerek haksızlık ediyor. Türk ismine karşı bu kadar negatif bir algının olmasının nedeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a duyulan tepki çok önemli rol oynuyor.

Almanya pandeminin gölgesinde seçime giriyor

İşin ilginç yanı 3 adayın at başı gitmesi fakat sokaklarda hiçbir şekilde seçim atmosferi görmüyorsunuz. Çok az yerlerde masalar kurulmuş, seçim broşürleri dağıtılıyor. Bundan önceki seçimlerde bu atmosfer çok daha aktifti ve katılımcı sayısı ise fazlaydı. Almanya ve Almanlar apolitik mi oluyor? Almanlar AB’nin de liderliğini sürdürecek olan adayı seçme konusunda neden bu kadar çekimser? Bunları anlamak bir Türk olarak bana güç geliyor.

Tüm bu gelişmeler karşısında bakalım Almanya’da neler olacak? 26 Eylül’de kim iktidara gelecek ve kimler koalisyon ortağı olacak?

Sosyal Demokratlar birinci parti olursa, Yeşiller ve Hür Demokratlarla koalisyon hükümeti kurmak istiyorlar. Özellikle Yeşillerinde bulunduğu böyle bir üçlü koalisyon hükümeti çok uzun ömürlü olmayacağını tahmin ediyorum.

Hristiyan Demokratların Başbakan Adayı Armin Laschet, kendi partisi tarafından demolize edilen bir lider konumunda. Laschet, Merkel’e “beni desteklemezseniz çekilirim” diyene kadar seçim kampanyasında Scholz’ün arkasında kaldı. Baden-Würtemberg ve Bavyera Eyaletleri hala Armin Laschet’i içlerine sindiremediler. Kendi fraksiyonunda da belirli çatlaklıklar var. Laschet günde 16-18 saat çalışmasına rağmen, kendi partisine yakın olan sağcı basın tarafından da desteklenmiyor.

Sosyal Demokratların Başbakan Adayı Olaf Scholz silik bir siyasetçi olmasına rağmen durduğu yerde puan kazanıyor. Kamuoyu yoklamalarında oldukça öne geçti. Son 3 haftanın içinde neler olur, neler biter… Herkes bunu ilgiyle bekliyor. Tüm bu gelişmelere rağmen Almanya’da gözlemlediğim kadarıyla kimse seçim atmosferine girmiş değil… Angela Merkel’in 16 yıl çok başarılı bir şekilde yönettiği Almanya’nın kaderini tayin edecek bu seçimlere böyle bir ilgisizlik var. Duvarlarda, ağaçlarda veya şehir merkezinin bilboardlarında adayların resmi çok az. Tüm bunlar Almanya’nın seçimlere fazla ilgi göstermediğini ortaya koyuyor.

 

Alman politikacılar Türkiye’ye nasıl bakıyorlar?

Hristiyan Demokratlar iktidara gelir ve Sosyal Demokratlarla bir koalisyon hükümeti kurarsa, Almanya Dışişleri Bakanı olacak olan Olaf Scholz, tabii ki bugünkü Dışişleri Bakanı’nın çok ötesinde Türkiye’ye karşı ılımlı bir politika izleyeceğinden hareket edebiliriz. Armin Laschet’in Türkiye’ye yaklaşımı pozitif ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çok negatif bakıyor. Alman politikacıların Türkiye konusunda ilk beklentileri Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi AİHM’in serbest bırakılması çağrısı yaptığı politikacı ve aktivistlerin artık cezaevinden çıkması ve Türkiye’de ilk seçimde Sosyal Demokratların birinci parti olmasına yönelik. Bu projeksiyonları 2022’de olası bir erken seçim sonucunda göreceğiz.

Avrupa Birliğinin geleceği nasıl şekillenecek?

Evet, Almanya’da ilginç bir seçim atmosferi yaşıyoruz. Angela Merkel’den sonra yeni gelecek iktidarın Avrupa’da fazla söz sahibi olma şansı gün geçtikçe azalıyor. Macron öne geçmek için her türlü atılımı yapıyor. Macron’un da ömrü Mayıs 2022’e kadar. Avrupa, lidersiz bir birliktelik oluşturuyor. Bakalım bundan sonrası ne olabilir? Almanya’nın AB liderliği bitiyor mu?

27 Eylül’de Almanya’da apayrı bir gelişme olacak. 16 yıldır Almanya’yı ve AB’yi yönlendiren, Obama, Biden, Putin gibi dünya liderleriyle aynı göğüs hizasında konuşan Angela Merkel, eşiyle birlikte evine çekilirken, Olaf Scholz’un ya da Armin Laschet’in başbakan olduğu bir Almanya ile karşı karşıya kalacağız.

 

Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliğinde bir “lider” krizi ortaya çıkabilir

Olaf Scholz’un fazla bir liderlik vasfı yok. Armin Laschet’te seçim sürecinde çok fazla yıprandı, Laschet nasıl bir liderlik yapacak, bilemiyoruz. Avrupa Birliği lidersiz bir döneme giriyor. Artık AB bütçesinin neredeyse %40’nı ödeyen Almanya, AB’ye yön veremeyecek. Almanya’nın yeni Başbakanı’nın, Putin ve Biden’la aynı göğüs hizasında hareket eden bir lider olamayacağını düşünüyorum.  Tüm bu gelişmelere rağmen Almanya, AB’nin ekonomide dinamosu olmaya devam edecek.

 

Merkel sonrası Avrupa Birliği boşluğa düşebilir

Özellikle Merkel sonrası yeni bir liderin kolay kolay çıkamayacağı AB, bir süre bu boşluğu dolduramayacak. Bu süreçte ise Transatlantik Paktı’nı AB ile gerçekleştirme konusunda mutabık kalan Biden’la,  Merkel’le Kuzey Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi konusunda anlaşma yapan Putin, Merkel sonrası AB siyasetine etki etmek isteyeceklerdir. Avrupa Birliğinin ortak bir dış politikasıyla, ortak bir savunma gücünün olmayacağından kısa ve orta vadede hareket edebiliriz.

 

Türkiye bu gelişmelerin çok dışında kaldı

Türkiye ise AB sürecinden kopmayıp, tam üyelik hedefini gerçekleştirebilseydi, en azından Almanya ile aynı büyüklüğe sahip bir ülke olarak özellikle ordusunun gücüyle AB’ye renk katabilirdi. Maalesef şu anda AB’de bunu kimse düşünmüyor. Herkeste bir Türkiye karşıtlığı var. Almanya’da sokaktaki adama “Türkiye” dediğiniz zaman, çok negatif düşünceler içinde olduğunu görüyorsunuz.

 

Almanyalı Türkler “Almanya’nın yeni Başbakanı’nı” seçmek için sandık başında olacak

Almanya’da 1,45 milyon Türk kökenli seçmen için 48 Almanyalı Türk bir seçim kampanyası yapıyor. Bunun ne kadar başarılı olduğunu 26 Eylül Pazar günü göreceğiz. Fakat seçim kampanyası sürecinde inisiyatif alarak Almanyalı Türkler olarak desteklenen Armin Laschet, partisi CDU-CSU tarafından yeteri kadar destek görmediği için başarılı olması güç. Tabii ki hiç belli olmaz… Son iki haftaya girilirken Laschet bir atılım yapabilir. Bakarsınız hepimiz yanılırız, Armin Laschet Almanya’nın Başbakanı olup, AB’ye de ciddi bir liderlik süreci içine girebilir.

 

Prof. Dr. Faruk Şen 

Türkiye – Avrupa Eğitimi ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı

*EURO Politika dergisinde yayınlanan analiz içeriklerin  sorumluluğu tamamen  yazara aittir ve hiçbir koşulda EURO Politika dergisinin duruşunu yansıtmamaktadır.