Avrupa Siyasetinin Geleceğine Dair: Trump Bir Model Olacak Mı?

Suat  AYHAN

İlkin ABD seçimlerine yönelik şöyle bir girizgah yapalım: Trump’ın ABD başkanı olamayacağına dair öngörüler gerçekleşmedi. Seçim anketleri fena halde yanıldılar. Başkanlık seçimleri sonuçlanana kadar Hillary’ın seçilmesine kesin gözüyle bakılıyordu.  Fakat ABD halkı Trump dedi. Seçim süresince Trump’ın söylemleri dünya kamuoyunun ekseriyeti tarafından eleştirildi. Özellikle göçmenlere ve yabancılara yönelik söylemleriyle Trump, kötü bir imaj uyandırmıştı. Ve dünya sokaklarında Trump imgesi, oldukça kötü bir hüviyete bürünmüştü. Şimdi Trump’ın başkan olduğu Amerika’da küresel siyaset nasıl bir süreçten geçecek? Avrupa siyaseti, özellikle yükselen aşırı sağ partiler için Trump bir model olacak mı?

 

untitled1Trump, başkanlık zaferini ilan etmez muhtelif ülkelerden tepki gelmeye başladı. Türkiye’nin tepkisi olumlu yöndeydi. Mesela kimilerine göre en ilginç, kimilerine göre ise normal olan tepki ise Fransa’daki Avrupa Birliği ve göçmen karşıtı olan Le-Pen’den geldi. Le-Pen, Trump’ı arayarak başkanlığını tebrik etti. Genel olarak gelen tepkilere baktığımızda Avrupa’da Trump’ın zaferi bir şok etkisi yarattı. Fransa’nın ABD Büyükelçisi Araud tepkisini şu cümleyle dile getirdi: “Gözlerimiz önünde bir dünya yıkılıyor” Almanya Savunma Bakanı Ursala von der Leyen: “Şok yaşıyoruz dedi.”

Artık Trump Başkan. Trump’ın popülaritesi neden arttı? Aslına bakarsak bu öngörülebilirdi. Çünkü Trump’ın seçim süresince benimsediği diskur otoriter, çoğulcu olmayan dışlayıcı söylemlerden oluşuyordu. Bu diskuru Avrupa’daki son dönem revaçta olan aşırı sağ/popülist partilerin siyasi ajandalarında görmek mümkündü. Avrupa’da sağ, son dönem artan küresel terör eylemleriyle, özellikle IŞİD’in Avrupa’daki eylemleriyle yükselişe geçti. Avrupa kamuoyunun gündeminde “güvenlik” başat bir konu haline geldi. Bu durum Amerika kamuoyu için de geçerliydi. Çünkü Trump’ın göçmen ve Müslüman karşıtı politikalarının temelinde bu durum yatıyordu. Trump, bunu Amerika halkı için bir riziko olarak gördü ve siyasi diskuruna bunu dahil edip taraftar topladı.

Şimdi, Avrupa’da ilk tepkinin göçmen ve Müslüman karşıtı politikalarıyla ciddi bir çıkış yakalayan, Avrupa Birliği karşıtı olan Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Le-Pen’den gelmesi oldukça normal. Çünkü Avrupa’daki yükselişe geçen “s”ın gündemiyle Trump’ın politikaları örtüşüyordu. Her iki toplumu tehdit eden, her iki toplumun üzerinde bir hayalet gibi dolaşan “terör”, halkı aşırı söylemlere sahip liderlere/başkanlara itti. Trump’ın başkan olmasında yabana atılmayacak faktörlerden biri de buydu. Peki, yazının başlığında dediğimiz gibi Trump’ın başında olduğu ABD, Avrupa siyaset için bir model olacak mı?

Soruya şu şekilde açıklık getirebiliriz: Trump’ın zaferinin her şeyden önce Avrupa’daki sağ partilere bir ilham kaynağı olacağını öngörebiliriz. Çünkü ilerleyen zamanlarda Avrupa’daki sağ partilerin liderleri Trump’ın zaferini işaret edeceklerdir. Fakat, şu konuda da bir şeye temas etmemiz lazım ki o da Trump’ın siyasi ajandasının gerçekten tatbik edilip edilmeyişidir. Şayet Trump’ın seçim öncesi vaat ettiği şeyler gerçekleşirse küresel dünya, Ortadoğu, krizlere gebe kalabilir. Bunu gelecek yıllar gösterecek. Ama Avrupa siyaseti için öne sürdüğümüz yargıların gerçekleşme ihtimali yüksek. Çünkü Avrupa’da halklar artık eskisi gibi mutlu değiller. Artık Avrupa sokaklarında gezen bireylerin ekonomik ve güvenlik kaygıları var. Avrupa’nın son zamanlarda maruz kaldığı terör saldırıları, mültecilerin durumu gibi olaylar halkı siyaseten farklı arayışlara itti. (Trump’ın seçilmesinde de bu etmen var.) Bu arayışlara kapısını açanların başında “Aşırı Sağ” partiler geliyor. Tüm bu durumlar, Avrupa halklarını son yıllarda aşırı sağ/popülist partilere itti. Bu trend, devam edeceğe benziyor. Trump’ın şekillendireceği Amerika siyasetinin, dış politikasının Avrupa siyaseti için tehlikeli olan tarafı bu. Trump’ın Avrupa siyaseti için model olma durumu var. Çünkü Avrupa siyasetinde bunun mukalliti/taklitçisi olan partiler, liderler var. Le-Pen bunun bir karinesi.

Sonuç olarak Trump’ın başkan olması Avrupa’daki aşırı sağ için bir ilham olacaktır. Çünkü Trump’ın başkanlık seçimi süresince tehdit olarak algıladığı şeyler Avrupa’daki aşırı sağın gündemindeydi. Aşırı sağın yükselmesi, ciddi taban bulması küresel dünya için bir riziko. Bundan dolayı Avrupa’da aşırı sağın yükselişini Avrupa’nın geleceği için bir tehlike olarak görmek mümkün.

SUAT AYHAN

Bahçeşehir Üniversitesi

Küresel Siyaset Ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi