Avrupa Ülkeleri Venezuela’ya Nasıl Bakıyor?

İlkay TÜRKEŞ’in Analizi

Sorunların Çıkış Noktası

Venezuela’da geçtiğimiz pazartesi günü, bir grup düşük rütbeli asker tarafından kalkışılan ancak sonradan bastırılan darbe girişiminin ardından, ülke daha derin bir krizin içine sürüklendi. Ekonomik sıkıntılar çeken alt rütbeli subaylar olsa da şu ana kadar ordu Maduro’yu destekler bir tutum sergiledi.

Uzun süreden beridir ülkeyi etkisi altına alan ekonomik kriz, Venezuela halkının muhalif lider Juan Guaidó’yu, devlet başkanı Nicolas Maduro’ya karşı desteklemesinde en büyük yapıtaşını oluşturdu. Günlerdir süren ayaklanma neticesinde halkın polisle çatışma içine girmesi sonucu 8 kişi hayatını kaybederken 50’den fazla sivil tutuklandı ve olayları bastırmak için kolluk kuvvetlerinin uyguladığı güç ciddi boyutlara ulaştı.

Guaidó 5 Ocak 2019 tarihinde Ulusal Meclis’te başkanlık görevini yapmak üzere seçildi. Ardından başkent Karakas’taki hükümet karşıtı gösteriler sonucu kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etti.

Ülkelerin Tepkisi Ne Oldu?

Bu duyurudan sonra gözler dış ülkelere çevrildi. ABD Başkanı Trump’ın Guaidó’yu resmen tanıdığını söylediği basın açıklamasının ardına ise Venezuela, ABD ile olan tüm diplomatik ilişkilerini kestiğini ve 72 saat süre vererek diplomatik misyonların ülkeyi terketmesini bildirmişti.

Trump’ın böyle bir konuda yaptığı meşruiyet açıklaması neredeyse “egemen bir ülkenin içişlerine karışmak” olarak algılanabilecek boyuta ulaştı. Hatta Venezuela için “her şeyin gündemde olabileceği”ni beyan etmesi üzerine Trump’ın ülkeye askeri müdahale planı ihtimalinin akıllara gelmesine sebebiyet verdi.

Başta Türkiye, Rusya, Çin ve İran olmak üzere Küba, Meksika, Bolivya, Uruguay ise Maduro’ya destek çağrılarında bulunarak, çeşitli mesajlarda bulundu.

ABD’nin bakış açısına ortak olan ülkeler arasında ise Kanada, İngiltere, Brezilya, Arjantin gibi büyük ülkeler de varken, az sonra daha derin inceleyeceğimiz Avrupa ülkeleri de bu durumun destekçisi konumunda duruyor.

Ülkeleri İkiye Bölmesinde Venezuela’nın Kilit Önemi

Venezuela’nın bu ülkeler açısından önemi ne diye soracak olursak ilk olarak akla sahip olduğu petrol rezervleri geliyor. Milyar dolarlara varan enerji kaynağı sayesinde Venezuela, dünya güçlerinin egemenliğini genişleterek devam ettirme istekleri açısından oldukça önemli bir yere sahip diyebiliriz.

Geleneklerinden dolayı Venezuela’nın Rusya ve Çin’le ilişkisi; özellikle enerjiye yönelik yaptığı açılımlar ile ABD’yi düşman konuma getirmesinde büyük bir etkene sahip. Zaten Venezuela’da da Maduro ve Guaidó’nun yaptığı açıklamalar dahi petrol üzerinden gidiyor. Örneğin Maduro’nun, ‘ABD ve Guaidó’nun demokrasiyi değil halkın petrolünü istediği’ni dile getirdiği açıklama bize ışık tutuyor.

Günümüzde büyük güçler kendini stabil bir zeminde tutmak istiyorsa işlerin enerji üzerinden gittiğini görmemelerine imkan yok. Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da da bunun mücadelesi nasıl veriliyorsa şimdi oklar Venezuela’ya dönmüş durumda.

Avrupa’dan Venezuela’ya

Kendi içerisinde de çalkantılı bir dönemden geçen Avrupa ve AB bu noktada ne gerekçe ile kimin yanında yer alacağına karar vermek durumundadır. Nitekim ABD’nin açıklamasından sonra birçok Avrupa ülkesi Guaidó’yu “resmen” tanıdıklarını belirtmeseler de onun lehine destekte bulunduklarını açıkça söylediler.

AB’nin özetle söylediği şey, seçimlerin tekrardan yapılarak özgür ve adil bir şekilde gerçekleşmesi üzerine kurulu. Macron’un “demokrasinin restorasyonu”nun gerekliliği üzerine yaptığı açıklama buna tam da uyumlu.

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın twitter üzerinden yazdığı açıklamaya ise önem vermek gerekiyor. “Umarım tüm Avrupa Venezuela’daki demokratik güçlere destek verir. Maduro’nun aksine Ulusal Meclis ve Juan Guaido Venezuela vatandaşlarının verdiği demokratik yetkiye sahip.” dedi. Buradan hareketle, Venezuela halkının sesinin görmezden gelinemeyeceği ve Guaidó’nun da bunun baş temsilcisi olduğu yönünde ciddi bir destek var.

AB ülkelerinin tutumunun, ABD aleyhine olmasını beklemek tutarlı bir öngörü olmazdı. Zaten en başta da belirttiğimiz üzere kendi içinde yaşadığı sıkıntılara yoğunlaşırken, dışta da karşısına almayı göze alamayacağı konular bulunuyor. Bu konuların anabaşlığı da ABD olduğu için mümkün olduğunda birlikte hareket eder bir hava oluşturulmaya çalışıldı. Diğer yandan AB ile Rusya’nın yaptırımlar konusundaki ihtilaflı gündemi, yine taraflarını belirlemede en büyük yardım oldu. Buna artı olarak Almanya’nın “Maduro’yu tanımıyoruz.” manasına çıkacak açıklamaları AB’nin ortak kararı bile olabilecek kapasiteye sahip. Çünkü günümüzde Avrupa değil; fakat bir Almanya hegemonyası altındaki Birlik’ten söz etmemiz mümkün.

Bir diğer Avrupa ülkesi olan İspanya için ise ciddi anlamda Venezuela’nın bir önemi var. Orada yaklaşık 200.000 İspanyol vatandaşı yaşamakta ve her zaman sözünü ettiğimiz bir “çıkar ilişkisi”nden daha fazla anlama geldiğini söyleyebiliriz.

Ayrılma aşamasında olduğu için sürekli gündem halinde olan İngiltere de bu safhada AB’nin yanında yer alıyor. Diplomatları sınırdışı etme kararına karşın çözümün barışçıl ve diplomatik çerçeve içerisinde geçmesi gereğinde duyarlılar.

Avrupa bu noktada insan hakları hususunda, seçimlerin adil bir şekilde gerçekleşmesi konusunda Venezuela halkının yararını gözetecek şekilde adım attığını gösteriyor ve böyle bir süreçte katkıda bulunacaklarından söz ediyorlar. Bu noktada ciddi bir önem gösteriliyorsa yarın öbür gün dıştan gerçekleşme olasılığı olan muhtemel bir müdahale karşısında –ki ABD bunun en muhtemel aktörüdür- Avrupa tarafını korumaya devam ederse zorda kalacaktır. Çünkü bu hassasiyetten bahsedildiği takdirde herhangi bir dış müdahale konusunda da hassas yaklaşmaları beklenir.

AB temelini bu ilkelerden almış olsa bile, yine de kuşku duyulması gereken bir gerçek var ki; hiçbir rasyonel ülke çıkarları dışında hareket etmeyecektir. Bahsini ettiğimiz enerjiden sağlanabilecek maksimum fayda Avrupa için de geçerli. Bu yüzden bir yandan kamuoyuna sunabileceği geçerli bir açıklaması olmalı diğer yandan da menfaatlerini gözetecek şekilde, sahada alabileceğinin en iyisini almaya uğraşması temel hedefi olacaktır.

Euro Politika Dergisi Araştırma Ekibi İlkay TÜRKEŞ ‘in Analizi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir