Avrupa ve Rusya’nın Daha İyi İlişkiler İçin Çabalamaları Akıllıca Olacaktır

Küreselleşme süreci 40 yıllık zamanını bitirirken ve dünya yeniden siyasi ve ticari bloklara ayrılırken, büyük güçler kendilerinin jeopolitik duruşlarını yeniden ayarlıyorlar. Hem Avrupa hem de Rusya’nın çözüme ulaşmak ve daha yakın işbirliği içine girmek için zorunlu nedenleri var.

Aralık 1991 sonrası Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla biten, liberal demokrasileri ve komünist bloğu iki zıt kutupta var eden çift kutuplu Soğuk Savaş düzeninden sonra, dayanışma çağı ve küreselleşme başladı. Ekonomik alanda, dünyanın refahını fazlasıyla yükseltti ve fakirlik ve açlığı azalttı. Aynı zamanda, küresel ekonominin odak noktası Kuzey Atlantik’ten Pasifik ve Doğu Asya’ya doğru değişti.

Ticaret özgürleştirildi, ticari faaliyetler çoğunlukla Amerikan doları üzerinden gerçekleşti ve ulusal paralar gittikçe tahvili mümkün hale getirildi.

Ne yazık ki, Çin’in yükselen ekonomik, siyasi ve askeri gücü (Mao Zedong’un kurumsal komünizminden sonra gelen ekonomik liberalleşme ile elde edilen) konuları karmaşık hale getirdi. Çin’in eski bin yıllık milliyetçi ve hegemonyacı ilkelerinin yeniden başlaması Beijing’in Pasifik’teki komşularına yönelik giderek artan saldırgan politikalar benimsemesine yol açtı.

Çin’in Emelleri

Çeşitli belirtilerle, küreselleşmenin en son döneminin şu an bitiyor olduğu görünüyor. Kendine güvenen Çin bundan böyle bölgesel güç olmayı kabul etmiyor ve var olan dünya düzenine meydan okuyor. Neredeyse bütün ticaret blokları az ya da çok derecede koruyucular, fakat Çin fikri mülkiyet hakkını ve yatırım teşvik etmeyi ve uluslararası antidamping yönetmeliklerin kontrol eden kuralları ihlal ederek bundan öteye gidiyor.

Çin kendi kendine yeterli olabilmek için çabalıyor ve kendi ekonomik ve siyasi blokunu geliştiriyor.

Jeopolitik açıdan, Çin ABD tarafından baskı altında tutulduğunu iddia ediyor ve kendi kıyısındaki Washington’ın dostlarına karşı düşmanca bir tutum takındı, özellikle Japonya ve Tayvan (ABD için iki çok özel mesele) bununla birlikte Filipinler, Vietnam ve Endonezya.

Dahası, ABD politikası Çin’i kontrol altına almak adınaydı. Örneğin; Başkan Barack Obama (2009-2017) yönetimi tarafından müzakere edilen serbest ticaret anlaşması Trans-Pasifik Ortaklığı, 2017’nin başlarında yerine gelen Donald Trump tarafından bırakılmış ve açıkça Çin’i dışarıda bırakmıştır. Günümüzde, yukarda bahsedildiği gibi iyi bir neden için, Trump yönetimi Çin ile hararetli bir münakaşa içinde. Çin’de korkunç bir insan hakları ihlali durumu söz konusu; özellikle Uygurlara karşı kötü tutum ve Hristiyanların işkence görmesi.

Ekonomik yaptırımların ve ABD tarafından olabilecek misilleme hareketlerinin sonuçlarını en az seviyeye indirmek için Çin kendi kendine yeterli olabilmek için çabalıyor ve kendi ekonomik ve siyasi blokunu geliştiriyor, ABD’nin küresel kapsamı dışında. Bunun gibi bir parçalanma lojistik, finansal ve legal bariyerler düzenleyerek muhtemelen dünya ticaretini engelleyecek.

Rusya’ya Giriş

Bu durum Rusya ve Avrupa için de zorlayıcı. Rus Federasyonu, Çin ile birazı 4,500 kilometre uzunluğunda bir sınır paylaşıyor ve diğeri 3,000 kilometre uzunluğunda olan bir sınırı çok büyük, seyrek nüfuslu, Çin ve Rusya arasında sandviç olan ülke Moğolistan’la. Rusya’nın Sibirya’sı, bu sınırın kuzeyi, ABD ve Çin’den daha büyük fakat sadece 34 milyon yerleşik halkı var. Sınırın güneyi ise neredeyse 1.4 milyar Çinliyi barındırıyor, Sibirya’nın nüfusunun 37 kat daha fazlası. Fakat Rusya’nın toplam nüfusu bile Çin ile karşılaştırıldığında küçük, Rusya’nın ekonomisinin boyutuyla Çin’inkinin karşılaştırıldığındaki gibi.

Batı’nın 2014 Ukrayna krizini ardından Moskova’ya karşı tutumu saflık ve kibirliliğin birleşmesiydi.

Burada Moskova zor bir durum içerisinde. ABD ile olan ilişkisi kötü ve Rusya Batı yaptırımları altında kalan bir rejimle çalışmak zorunda kaldı. Bir dünya devrimi için nükleer silahlarla desteklenen saldırgan planları olan Sovyetler Birliği zamanında, ABD özgür dünyayı korumaya kendini adıyordu. Rusya nihayetinde komünist ideolojisini bıraktı ama küresel sahnede çıkarları ve konumunun yeniden şekillenmesinden beri tekrar denedi.

Washington ve Moskova arasında ortak bir güvensizlik söz konusu. ABD Dışişleri, bugünün Rusya’sına karşı ufak bir anlayış gösteriyor. Eski Sovyetler Birliği’nin küresel devrime itmediğini gözden kaçırıyor gibi gözüküyorlar ama önceki küçük düşürülmüş imparatorluk onurunu kazanmak için çabalıyor. Tabi ki, Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna’ya karşı saldırıları haklı çıkarılamaz. Ne yazık ki, Batı’nın 2014 Ukrayna krizi ardından Moskova’ya karşı tutumu saflık ve kibirliliğin birleşmesiydi.

2009’da Avrupa Birliği Doğu Ortaklığı girişimini eski Sovyet ülkelerine, Ukrayna dahil, genişlettiğinde Rusya’yı ve fark edilen çıkarlarını göz ardı etti. Birkaç yıl geçtikten sonra Rusya kötü saklanmış bir müdahale düzenledi Ukrayna’da, Avrupa buna isteksiz yaptırımlarla karşılık verdi ve çoğu geri tepti.

Obama yönetimi saldırganı sadece “bölgesel güç” olarak tanımlayarak Rusya’nın eski yaralarına tuz bastı.

NATO’nun dayanıklılığını göstermek için, özellikle Almanya’da olmak üzere savurma harcamalarında bir artış daha iyi bir tepki olurdu. Uzun vadeli, Avrupa’ya ekonomik açıdan daha az masraflı olabilirdi ve müzakerelerde güvenilirliğini artırmış olurdu. ABD yaptırımları sözlü olarak kuvvetliydi fakat iki önemli hata bunları zayıflattı. Beyaz Saray kendisinin Rusya’ya karşı mümkün olan, askeri hariç tüm tutumları almaya hazır olduğunu belirtti. Bu da Moskova için Ukrayna’da açık kart anlamına geldi. Dahası, Obama yönetimi saldırganı sadece “bölgesel güç” olarak tanımlayarak Rusya’nın eski yaralarına tuz bastı.

Washington bir başka hatayı da Kremlin’i Obama yönetiminin Rusya’daki rejim değişikliğini desteklemeye çalıştığına inandırarak yaptı. İronik bir biçimde, ABD başkanlık seçimlerine Rus müdahalesinin kanıtları su yüzüne çıktığında, yöneten Amerikan elit kesimi öfkeden deliye döndü. Bugün ortak güvensizlik fazlasıyla kuvvetli.

Doğu Ukrayna ve Kırım oldu bittiye getirildi. Batı’nın yaptırımları aşındırdı fakat bunun yanında Rusya’yı ekonomik açıdan kendi kendine yeterli olmaya teşvik etti. Başka bir sonuç da Moskova’nın Asya’ya dönüşüydü.

Avrupa için Göstergeler

Bütün bunlar, Moskova’nın en kritik sorunu Batıyla olan ilişkisi değil. Çin’le olan ilişkilerini dengeliyor. Bir tarafta, yaptırımlar Rusya’yı Rusya’nın en önemli komşusu Çin ile daha yakın ilişkiler arayışına yöneltti. Çok mühim yine de Rusya’nın egemenliğini ve bağımsızlığını koruması, kendi doğu komşusuyla karşılaştırılınca.  Moskova Çin ile eşit şartlar altında iş yapmak istiyor. ABD ile olan ilişkiler yakın zamanda gelişemeyeceği gibi, Rusya kendi ekonomisini hareket geçirmek ve Çin ile daha eşit ortaklar olarak yüzleşmek için Avrupa ve Japonya ile ortaklığına dayanacak.

Bu senaryo Avrupa’nın çıkarı olduğu kadar Japonya’nın da. Bu durum zorunlu olarak onları ana ticaret ortakları ve müttefikleri olan ABD ile çarpışma rotasına koymuyor.

Kremlin’in ana endişesi Rusya’nın batı sınırı değil. Ekonomisinin dayanaksız durumu ve Çin ile eşit koşullarda olmak. Ve burada Avrupa için önemli bir açılma yatıyor.

Avrupa doğu komşusuna bağlı olan ekonomik ve siyasi fırsatları kaçırmayı göze alamaz.

Yaptırımlara rağmen, Rusya Avrupa için önemli bir ortak. Siyasi olarak, bu kadar büyük bir komşuyu kimse göz ardı edemez. Ticaret ve yatırımlar önemli, doğal gaz dağıtımı her iki taraf içinde hayati önem taşıyor. Küresel parçalanma daha da kötüye gidiyor, Avrupa en iyi kazancı elde etmek için Rusya’yla başka bir ayrılıktan kaçınmalı. Dünyanın bu bölümünün bir haritasını inceleyin.

Daha uzun vadede, topraklarının doğu ucunun kontrolü ve savunması Rusya için Avrupa kanadını güvenceye almaktan daha büyük bir meydan okumadır (kaynak: CBS için macpixxel)

Papa 2. John Paul’un İspanya’da hac yolculuğu sırasında Santiago de Compostela’da başlattığı Avrupa’nın gücü vizyonunu başlatmak için Lizbon ve Vladivostok arasındaki büyük kıtasal alanda dayanışmanın önemli faydalarını kafada canlandırmak için sadece bir bakış yetiyor.

Rusya’nın coğrafi avantajı muazzam. Avrupa kendisinin stratejik yerini kaybetmeyi karşılayamaz, doğudaki komşusundan gelen siyasi ve ekonomik fırsatları kaçırır ve gelişmekte olan kazançlı Sibirya işini Çin’e bırakır.

Sonuçta, Abhazya, Osetya, Donbas ve Kırım’daki donmuş ihtilaf için bazı çözümler bulunacak. Avrupa’daki önemli savunma takviyeleri uygunsuz tehditler olmadan Moskova’yı ikna etmeye yardım edebilir, Batı’nın Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin güvenliğinin korumayı çözmesinde. Batı’da Rusya’nın siyasi ve yönetişim sistemlerinin Rusların karar vermesi için en iyi şekilde bırakıldığına dair daha iyi bir anlayış, ülkenin derinden kökleşmiş yabancı müdahale korkusunu azaltmaya yardımcı olacaktır. Moskova’nın Rusya’daki yabancı yatırımları korumak için daha kararlı hareket etmesi gerekecek.

Avrupa için Rusya’yı Çin ile küçük bir ortaklığa itmektense Rusya’yla yakından çalışması daha iyi.

Prince Michael of Liechtenstein

 

Çeviri: Deniz BAL | EUROPolitika Dergisi Dijital Editörü

Photo: Osaka, June 29, 2019: German Chancellor Angela Merkel (L) and Russian President Vladimir Putin, seen here on the sidelines of a G20 summit, never miss an opportunity to speak face-to-face (source: dpa)

Orijinal Makale: Europe and Russia would be wise to seek better relations