Avrupa’da Kısa ve Ucuz Uçuşların Vergilendirilmesi Saçma Bir Öneri Değil

Tuba Parlak – Yardımcı Ekonomi Editörü

Avrupa’da, hava yolculuğu gereksiz ve iklim için bir tehdit

Almanya’nın eski ulaştırma bakanı (ve şu andaki kıdemli yasama meclisi üyesi) Alexander Dobrindt, Avrupa’da her yerde bulunan indirimli havayollarından en ucuz teklifleri kaldırmak için uçak biletlerinde taban fiyat uygulamayı önerdi. Bu teklif muhtemelen siyasi nedenlerden dolayı reddedilecek, ancak hava yolculuğunun iklim etkisini azaltmak için dikkate alınması gerektiği bir gerçek.

Havayolu biletlerini vergilendirmek zor: Vergilendirme, 1944 Chicago Konvansiyonu ve pek çok ikili anlaşmayla düzenleniyor ve Avrupa Birliği’nde vergiler, serbest piyasanın işleyişine müdahale etmemelidir. Hollandalı CE Delft tarafından hazırlanan 2018 tarihli bir rapora göre, çeşitli emisyonlara dayanan vergi parantezleri oluşturmak mümkün olmasına rağmen, yakıt tüketimine göre uçuşları vergilendirmek imkânsız olmasa da yasal olarak sorunlu. Her durumda, hemen hemen her yeni bilet vergisi mahkemelerde tartışılır. Kararlar vergileri bugünkü gibi şekillendirdi.

Havayolu bilet vergileri genellikle sabittir veya şaşırtıcı kriterlere göre farklılaştırılmıştır. Bazı Avrupa ülkelerinde, iç hatlar ve AB içi uçuşlarda uygulanan vergiler, AB dışındakilere göre daha düşüktür. Almanya ve Avusturya’da uçuş ne kadar uzunsa vergi de o kadar yüksek olur. Fransa’nın gelecek yıl uygulayacağı “eko-vergi” (Air France’ın güçlü itirazları üzerine) business biletlerde ekonomi olanlara göre daha yüksek olacak ve AB ya da AB dışındakilere göre farklılaşacak.

Çevresel açıdan bakıldığında, bunların hiçbiri çok fazla anlam ifade etmiyor. Yolcu başına emisyonlar, uçuşun yurt içi veya yurt dışı, AB içi veya AB dışı olmasına bağlı değildir. Elbette, business bir yolcu uçuşta daha fazla yer kaplar ve teorik olarak emisyonların daha yüksek bir payını oluşturur, ancak Fransa’nın planladığı bilet başına maksimum 18 avro (20 dolar) ücretle, havayollarının business bölümlerini uçuşlardan kaldırması teşvik edilecektir.

Gidilen mesafe ile yükselen bir vergi skalası da açıkça bir hatadır. Tabii ki, uçuş ne kadar uzunsa yolcu başına salınan karbon miktarı o kadar yüksek. Ancak uçak biletlerinde akıllı bir çevre vergisi fikri, uzun mesafeli seyahatleri engellememelidir, çünkü oldukça anlamsızdır. Kıtalararası bir yolculuk planlayanlar ve hatta Avrupa içinde bile olsa, uçmanın makul bir alternatifi yoktur. İklim aktivisti Greta Thunberg bu ayın başlarında yat ile İngiltere’den ABD’ye gitti, ancak iki mürettebat tekneyi geri getirmek için oraya uçmak zorunda kaldı.

Akıllı bir verginin caydırması gereken en kısa uçuşlardır. Gidilen mesafe ile mil başına düşen karbon emisyonu arasındaki ilişkiyi tanımlayan eğri, L şeklindedir. Yani, en yüksek emisyonlar kalkış ve iniş sırasında ortaya çıkar.

Anlaşılır yaklaşım, belli bir mesafeye kadar olan uçuşlara kısıtlayıcı bir vergi uygulamak ve iklim açısından daha verimli trenler, otobüsler ve evet, tam kapasite dolu arabaları daha rekabetçi hale getirmek olacaktır. Ancak Dobrindt ‘in 50 avronun altındaki tüm uçak biletlerini vergilendirme teklifi büyük ölçüde aynı amaca hizmet ediyor: Bu ucuz uçuşlar oldukça kısa mesafeli. 2011’de Brighter Planet tarafından gerçekleştirileni, emisyonları hesaplayan ve bunları azaltmanın yollarını arayan Kaliforniya merkezli bir kuruluş tarafından yapılan analize göre, Avrupa ve ABD düşük bütçeli havayolları, genellikle uçtukları nispeten kısa mesafelerle karbon verimlilik ölçeğini düşürmektedir.

Brüksel’den Londra’ya, Barselona’dan Madrid’e veya Roma’dan Milano’ya uçmanın gerekçesi yok- havaalanı bekleme süreleri dikkate alındığında trenle daha hızlı. Ancak bunlar genellikle tren ve otobüs ücretleri ile rekabet eden ucuz biletlerle yapılan uçuşlar.

Alman gazetesi Bild’e konuşan Dobrindt, “Rakipleri saf dışı etmek amacıyla uygulanan aşırı fiyat kırmaya dayılı fiyat politikası yerine iklim koruması istiyorum. Uçuşlarda bir taban fiyat olmalı ve demiryolları katma değer vergisinde indirim yapılmalı” dedi.

Dobrindt ‘in planı muhtemelen uçmayacak. Mevcut Alman hükümeti, vergilerin artırılmasını kabul etmiyor ve hatta Dobrindt ‘in partisi Bavyera’nın Hıristiyan Sosyal Birliği’nde bile, vergi artışlarına karşı güçlü bir isteksizlik var. Ayrıca, Fransa hükümetinin aksine, Alman hükümeti gerçekten ek bir gelire ihtiyaç duymuyor: Sürekli bütçe fazlası veriliyor. İhtiyacı olan şey, durgunluk karşısında iş faaliyetlerini canlandırmak- ve uçak biletlerine ek vergi koymaya çalışırsa, tam tersini yaptığı için saldırıya uğrar.

Ve elbette, ucuz uçuşlara saldırmaya kim cesaret ederse, fakirlerin hareketliliğini azaltacağı ve orta sınıf için hayatı daha da kötüleştireceği için büyük bir öfkenin hedefi olacak. Zengin ya da fakir herkesin trene, otobüse ya da nispeten kısa mesafeli yolculuklar için aile arabasına binmesi gerektiğine dair argümanlar, bu öfkede boğulacak ve duyulmayacak.

Ancak kısa uçuşlar için bir şeyler yapılması gerekiyor ve hükümetler er ya da geç bu işe daha fazla karbon verimli ulaşım yolunun rekabet edebilirliğini artıracak şekilde el atmak zorundalar. Bu nedenle Dobrindt ‘in fikri hemen öyle elden çıkarılmamalı.

Kaynak

Görsel Kaynak

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir