Avrupa’da Liberalizm Üzerine Cem TOKER ile Söyleşi

Avrupa’da hızla yükselen Aşırı Sağ Popülizm’in önlenemez yükselişine şahit olmaktayız. Söz konusu bu dalga, örneğin Almanya’ya kadar ulaşarak Alman Şansölyesi Angele Merkel’in koltuğunu sarstı. Sizce Avrupa’da liberalizm öldü mü ?

 

Şimdi, sağ popülizmin dünyada arttığı dönemler genellikle ekonomik krizle karşı karşıya kalındığında gelişmiş Avrupa ülkelerinde veya diğer ülkelerde işsizlik arttığı zaman yabancı düşmanlığı ve aşırı sağ popülizm devreye giriyor. Ama şu an için Avrupa’da böyle bir kriz yok. Fakat yine de bugünler de sağ popülizmin hakikaten yükseldiğini görüyoruz. Bununda gerekçesi çok farklı. Ortadoğu’daki bilhassa Suriye’de, Yemen’de ve Libya’daki olaylardan sonra Avrupa’ya akın eden mülteci dalgası ve onların getirdiği ekonomik dengesizlikten çok sosyal dengesizlikler, onların sisteme ve yaşam tarzına entegre olmamaları, suç oranlarının artmalarına neden olmaları, bilhassa Almanya’da muhalefetin bunu Merkel’e karşı kullanması ve diğer sosyal etkenleri yan yana koyunca Avrupa’nın pek çok ülkesinde, Macaristan’da, Almanya’da, Polonya’da ve Hollanda’da İslamofobi denilen İslam karşıtı sağ popülizmin arttığını görüyoruz. Fakat ben bunu ekonomiye bağlamıyorum. Bunu liberalizme ise hiç
bağlamıyorum. Avrupa’da liberal demokrasi zaten yüzyıllardan beri  süregelen bir kültür. Bazı popülist siyasetçilerin getirdiği politikalardan dolayı ara sıra biraz duraklamalara girmiş olsa da işin kökünde Kopenhag kriterleri sapasağlam Avrupa’da duruyor. Ekonomik açıdan da göreceli konuşuyorum tabii.

Liberalizm gelişmiş Avrupa  ekonomilerin- de canlı , siyasi ve sosyal açıdan da canlıdır. Hukuk devleti başta olmak üzere, liberalizmin temeli de hukuk devleti Avrupa da hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti olma konusunda “Liberalizm öldü mü?”  denilecek kadar ciddi bir sorun yok. Hatta hukuk devletine karşı politikalar üreten Macaristan ve Polonya’ya, Avrupa Birliği’nde ve Avrupa genelinde büyük tepkiler var. Bütün bunlar liberal demokrasinin Avrupa’da bir kültür olarak liberal demokrasinin ekonomik anlayışını, hukuk anlayışının birey, hak ve özgürlükler anlayışlarının güçlü olduğunu hala vurguluyor. Zaten Avrupa liberal demokrasi olduğu için, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın bedbahtları şiddetten sefalet- ten kaçarken, bu gelişmiş Avrupa Birliği üyesi ülkelere varmayı hedefliyorlar. Onları Yunanistan da kesmiyor. Romanya, Bulgaristan ve Macaristan da kesmiyor. Hatta bazı şartlarda İtalya dahi kesmiyor. Fransa, Hollanda, İskandinav ülkeleri; İsveç, Danimarka ve Almanya gibi ülkeleri hedefliyorlar. Bundan dolayı, liberalizmin öldüğü fikrinde değilim. Evet aşırı sağ popülizm, bu göç dalgasından kaynaklanan kültürel farklılıklardan beslenen bir ideoloji ve güçleniyor.  Devamını okumak için…

 

Röportaj: Yusuf ERTUĞRAL 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir