Avrupa’nın Rusya’ya Yaptırımları İşe Yaramıyor

Kiev ile Moskova arasındaki derin gerginliğin artmasının ötesinde, Rusya’nın uluslararası sularda üç gemi ele geçirdiğini, 24 Ukrayna denizciyi tuttuğunu ve Azak Denizi’ni Karadeniz’e bağlayan Kerç Boğazı’nda ticari nakliyeyi engellediğini gösteren tırmanma ayrıca Ukrayna’nın bağımsız bir ülke olarak direncini tehlikeye atmakta ve onu ve  sıkıntılı yolundan demokrasiye yönlendirmektedir.

Belki de en önemlisi, çatışma, Avrupa’nın yaptırım rejiminin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i kontrol altında tutmada etkili bir araç olarak Moskova’ya karşı uygulanamamasını vurguluyor. AB’nin acilen Rusya’yı ele alma şeklini radikal bir şekilde yeniden düşünmesi gerekiyor.

Kremlin’in operasyonunun ardındaki nedenler gizemli değil. Moskova, Azak Denizi’ndeki konumunu güçlendirmek ve Kiev’in Ukrayna’nın doğu limanlarına erişimini sınırlamak istiyor. Bunu yaparken, Kremlin’in Gürcistan’da yaptığı stratejiyle benzer bir strateji izliyor gibi gözüküyor.

Ayrıca, Ukrayna’ya şiddetle müdahale, Rus halkının odağını iç politikadan uzağa ve Doğu’daki savaşa geri döndürüyor; Putin’in popülaritesinin tartışmalı bir emekli aylığı/maaşı reformu sonrasında 2014 Kırım ilhakından bu yana en düşük noktasına indiği bir dönemde.

Bugün, Putin’i desteklediklerini söyleyen Rusların yüzde 58’i ,ekim ayında yayınlanan son Levada Merkezi anketine göre geçen yılın yüzde 75’inden daha düşük.

“Bu son çatışmada öne sürülen, Avrupa’nın yaptırımlarla ilgili ele aldığı yaklaşımın önerdiği şey artık Rusya’yı içerecek ve Ukrayna’da tırmanmayı önleyecek kadar yeterli değil.”

Moskova’nın hareketi, Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroshenko’yu sıkı yönetim ilan etmeye teşvik etti. Ayrıca,Parlamento üyeleri, 2019 ‘da yapılması planlanan parlamento seçimlerinin devam etmesini sağlamak için oy kullandı. Ukrayna’daki kaotik karşılık, Putin’in kendisi gibi,seçimleri iptal ederek iktidarını uzatmak isteyen ve popülaritesindeki keskin bir düşüşe rağmen iktidara devam etmekte olan Poroshenko’yı suçlayanlara koz verdi.

Rusya ayrıca, Kırım’a füzeler konuşlandırdı ve Moskova’nın Rusya’nın bir parçası olarak gördüğü şeyleri koruma konusunda geri dönmeyeceğini açıkça belirtti. AB ve NATO olaya hızlı ve etkili bir şekilde tepki vererek, Moskova’yı Kerç Boğazı’nı yeniden açmaya, sakinleşmeye, uluslararası hukuka uymaya ve gemi seferlerinin/dolaşımının özgürlüğünü sağlamaya çağırdı.

Kimin kimi kışkırttığı ve bu olayı hangi siyasi amaç için kullanacağına dair spekülasyonların ötesinde, bir şey açıktır ki: AB, Rusya’ya yönelik yaptırım politikasını yeniden gözden geçirmelidir.

AB, Kırım’ın ilhakının ardından 2014’te Rusya’ya yaptırım uyguladı ve altı ayda bir yeniledi. Yaptırımların yürürlükte kalmasının temeli, Ukrayna’da devam eden ihtilaf ve daha spesifik olarak, savaşın sona ermesine yardımcı olmak amacıyla Ukrayna, Rusya, Fransa ve Almanya arasındaki Minsk anlaşmasının uygulanmamasıydı.

2016’dan başlayarak, AB Rusya stratejisine bir başka yol daha ekledi: ortak ilgi alanlarına seçici katılım/ticari sözleşme. Bu iki yönlü strateji, AB üyesi ülkeler arasındaki siyasi birliği – Moskova’nın sürprizini – güvence altına almakla iki katına çıkarırken, çatışmanın daha da artmasını da engelliyordu. Azak Denizi’ndeki durum, AB liderlerinin yaptırımlara yönelik birleşmiş desteklerini sürdürmelerinin muhtemel olmasına rağmen, mevcut yaptırım politikasının artık çatışmayı içermediğini öne sürüyor.

AB liderleri Aralık Avrupa Konseyi zirvesinde yaptırımların yenilenmesini ön plana çıkarmak için toplandıklarında, Putin’in Kerç Boğazı’ndaki hamleleri, Moskova’nın en AB dostu hükümetlerinin bile – Roma, Atina ve Budapeşte’de – Kremlin için kendilerini tehlikeye atmada isteksiz olmaları anlamına geliyor. Bu siyasi birlik, Minsk anlaşmasının ihlallerine cevap olmayacak. Son birkaç yılda, aslında Minsk anlaşmasının tam olarak uygulanmayacağı netleşti. Ne Moskova ne de Kiev anlaşmanın kendi tarafını yerine getirmede ilk hareket etme olasılığı yok.Meseleyi göremiyorlar.

AB liderleri altı ayda bir yaptırımları yenilediler. Bunu yapmanın resmi nedeni değişmedi – bu Minsk ile ilgili – ama asıl neden her zaman daha da baskılayıcı olan: Birleşik Krallık’taki eski casus Sergei Skripal’in zehirlenmesi ve son zamanlarda ki bu son deniz anlaşmazlığı.

Bu son çatışma önerileri, Avrupa’nın yaptırımlarla ilgili uyguladığı yaklaşımın artık Rusya’yı içermek ve Ukrayna’da kızışmayı önlemek için yeterli olmadığı yönünde. Bu, alınması gereken farklı bir yol önerir. Kararı Minsk’e veya diğer müzakere biçimlerine bağlamak yerine, AB açık bir kriter dizisi ortaya koymalı: uluslararası hukuku ve insan haklarını ihlal etmeye dayalı.Belirgin şekilde Hollanda tarafından öne sürülen bu yaklaşım,karşılıklı olarak AB’nin Rusya’ya karşı tutumuna açıklık getirecek ve etkisini güçlendirecektir.Bu Moskova’nın nasıl davranmasının beklendiğine dair bir sinyal göndermektedir ve AB’nin gerekirse cevabını sertleştirmeye hazır olduğunu da açıkça belirtir.

Kaynak: https://www.politico.eu/article/europe-russia-sanctions-are-not-working-ukraine-azov-sea-kerch-strait-vladimir-putin/

Haber Çevirisi – Şevval Koçak

Resim Kaynağı: https://www.google.com/url?sa=i&source=images&cd=&cad=rja&uact=8&ved=2ahUKEwiM7KmLgfTfAhUMyaQKHUtRBpMQjhx6BAgBEAM&url=https%3A%2F%2Fwww.azernews.az%2Fanalysis%2F66817.html&psig=AOvVaw3bHLhKNvOkH_LR5WngMNNg&ust=1547786688734105

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir