Bannon’un Avrupa Planı: Hedefinde Olan 13 Ülkenin Yasalarına Bir Bakış

 

Avrupa seçim yasaları, hedef devletlerin en az dokuzunda faaliyet gösteren Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon’ın önünü kesti. The Movement Vakfı aracılığıyla Brüksel merkezli girişiminin başlamasından kısa bir süre önce Temmuz ayında The Guardian’a, “Hepsiyle aynı fikirde olacağımızı düşünüyorum.”açıklamasında bulunan Bannon, 2019 Avrupa seçimlerinde yarışan milliyetçi ve popülist partilere yardım etme teklifinin karşı konulmaz olacağını düşündüğünü belirtmiş oldu.

Ancak The Guardian tarafından yapılan araştırmalar, seçim yasasının, eski Donald Trump stratejisinin faaliyet göstermek istediği ülkelerin çoğunda seçim hizmetleri veya diğer kampanya desteği sağlamalarını engellediğini gösterdi. Seçim organları ve ilgili bakanlıklarca yapılan kontrollere göre, Bannon’un teşkilatının hedef listesindeki 13 ülkeden 9’unda anlamlı bir çalışma yapması tam anlamıyla yasaklanmış veya engellenmiştir.

Sadece dört AB ülkesi olan; İsveç, Danimarka, Hollanda ve İtalya; Bannon deneyinin bir parçası olabilir. Yabancı kuruluşların Fransa, Belçika, İspanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Finlandiya’daki siyasi partilere katkıda bulunmaları yasaklanmıştır.

Yabancı kaynaklardan gelen katkılara Almanya ve Avusturya’da izin veriliyor ancak üst limit (tavan faiz oranı) o kadar düşük ki, Bannon’un bağışı neredeyse işe yaramaz olacak. Avusturya’da yabancı bağışçıların siyasi partilere 2641 Euro’ya kadar vermesine izin verilirken, Almanya’da  limit 1000 Euro’ya kadar. Alman seçim yasası AB’nin herhangi bir yerinde bulunan şirketlerin genel merkezine katkıda bulunmalarına izin veriyor fakat bu durum Almanya’nın yabancı fonlar hususunda muaf tutulması ve Bannon’un faaliyetlerinin kar amacı gütmeyen bir kategori de ifade edilmesi nedeniyle ona bir yardımı olmayacak.

Kısıtlamalar, Bannon’un kurumunun (The Movement) Ocak 2017’de aşırı sağ parti lideri Mischaël Modrikamen tarafından tescillendiği Belçika’da bile uygulanmaktadır. Belçika’da özel şahıslar,her yıl bir siyasi partiye veya eşdeğer hizmette bulunan bir siyasi partiye 500 €’ya kadar bağışta bulunabilirler fakat derneklerin katkı yapması yasaktır. Siyasi partiler, kuralları çiğnedikleri takdirde 100.000 €’ya kadar para cezası verilecek.

Sonuç olarak, Brüksel’in banliyösündeki bir konaktan işlettiği Modrikamen’in partisi olan Populaire Partisi, genel merkezleri aynı binada bulunan The Movement’tan bağış tahsil edemiyor.

Modrikamen’in karısı Yasmine Dehaene, AB hibelerinde 172.654 € borcun geri ödemesi istendikten ve ilaveten 248.345 €’nun ödenmesi reddedildikten sonra Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP) hakim olduğu ve Dehaene’nin de yürütmekte olduğu Avrupa’da Doğrudan Demokrasi için İttifak (ADDE) başarısız olduğunda 2016’da kampanya harcama kurallarında tıkanmış hissetmişti.

Fransa ve İspanya’da yasalar daha katı: Bağışlar, ancak her iki ülkenin yurttaşları veya yerlisi tarafından ayni veya nakdi olarak yapılabilir. Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyetin’de de dış etki konusunda tarihsel korkuları yansıtan benzer şekilde katı yasaları vardır.

Finlandiya’da potansiyel bir yasal boşluk var. Siyasi partilerin yabancı fon kullanımı yasaklanmıştır ancak yurtdışından gelen “aynı fikirde olan grupların” seçimler için adaylığını koyan her bir adaya 10.000 € verilmesine izin veriliyor. Fakat popülist Gerçek Finler Partisi, Bannon’un yardımını “muhtemelen reddedeceğini”söyledi.

Bannon’un ziyaret ettiği İsviçre’nin yabancı bağışlar konusunda herhangi bir kısıtlaması yok, ancak AB üyesi olmayan bir ülke olarak Avrupa seçimlerine katılmayacak. Norveç, başka bir AB dışı ülke olarak daha sıkı kurallara sahip.

Teoride, Danimarka, İsveç, İtalya ve Hollanda’daki partiler Bannon’un Avrupa parlamentosu deneyinin bir parçası olabilir.

İsveç ceza kanunu, partilerin “yabancı bir gücün çıkarına hizmet eden” herhangi bir kimseden para kabul etmesini ve güvenlikle veya “devletin hükümet şeklinin temelleri” ile ilgili herhangi bir şey hakkında kamuoyunu etkilemeye çalışanları engellemiş olmakla beraber, Danimarka ve İsveç’in yabancı finans sağlama konusunda herhangi bir kısıtlaması yoktur. Ancak Bannon’un listeye dahil etmeyi umduğu iki sağcı popülist parti olan Danimarka Halk Partisi (DPP) ve İsveç Demokrtaları(SD) onun yardım teklifini reddettiler.

Bazı uzmanlar belirli kişilerin yasal kısıtlamalardan kaçabileceğinden korkuyor.Bağımsız bir düşünce kuruluşu olan Parteispenden’den Matthias Hunter,partilere verilen kredilerin Avusturya’da düzenlenmemesi dolayısıyla ülke dışı  bağışlar hakkında ki yasağın kolayca edilebileceğini dile getirdi. Bannon’un ekibi, yardımcı olacaklarını bekledikleri her ikiside Avusturya partisi olan Halk Partisi ve koalisyon ortağı Özgürlük Partisi, Bannon’un yardımıyla ilgilenmediklerini belirtti.

Geriye sadece Hollanda ve İtalya kalıyor.Bannon şimdiye kadar zamanının çoğunu çabalarının ana odağı olarak tanımladığı İtalya’da geçirdi. İçişleri Bakanı ve aşırı sağ Kuzey Ligi Partisi’nin lideri olan Matteo Salvini,tartışmasız projeye katılan kamuoyunda en iyi tanınan Avrupalı politikacı. Fakat İtalya Hükümeti, 2013’te kısıtlamalar uygulamadan kaldırıldığından beri dış baskıyla ilgili endişelerin artmasıyla birlikte yabancı fonlamanın yasaklanması üzerinde düşünüyor. Roma merkezli danışmanlık olan Policy Sonar’da İtalyan siyaseti konusunda uzmanFrancesco Galietti, İtalya’nın seçim yasasında Avrupa’daki diğer ülkelere kıyasla “dev bir yasal boşluk” olduğunu söyledi. Dış fonlama yasağının Aralık veya Ocak aylarında yasalaşacağı öngörüsünde bulundu. Bu yılın başlarında, Hollanda hükümeti bağımsız bir komisyonun önerisini takiben siyasi partilerin yabancı mali kaynaklarını yasaklayacağına söz vermişti.Komisyon üyesi ve aynı zamanda Amsterdam Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Profesörü olan Sarah de Lange, “Parlamento da bu önlem için halihazırda geniş çaplı destek var”dedi.

Hollanda seçimlerinde yabancı para, Amerikalı sağcı aktivist David Horowitz’in iki yılda İslam karşıtı parlamenter Geert Wilders’a 150.000 $ katkı sağladığı ortaya çıkana kadar sorun değildi. Ama Avrupa Parlamentosu seçimleri için herhangi bir yeni Hollanda kanunu vaktinde yürürlüğe girmeyecek. İtalya’nın seçimlerinde dış müdahaleye sınırlama getiren yasalar çıkardığını varsayarsak Bannon’un yasal olarak yardımına izin veren ve istekli bir partneri sadece tek Avrupa ülkesi olacak: Hollanda.

Kaynak: https://www.theguardian.com/world/2018/nov/21/bannon-europe-plan-law-13-targeted-countries-trump

Yazı Çevirisi: Şevval Koçak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir