Brexit’ten Sonra Gümrük Birliği’nde Kalmak İrlanda Sınırı Sorununu Çözmeyecek

İşçi Partisi’nin önerisi göründüğü kadar basit olmayabilir. Gümrük Birliği yararlı fakat dezavantajları da var.

 

Nihayetinde, sağduyu galip geldi ve Birleşik Krallık parlamentosu anlaşmasız Brexit olasılığını reddedip uçurumun eşiğinden döndü. Fakat, 50. maddenin kısıtlı uzatılma süresi anlaşmasız boşanma tehdidini Ekim ayı sonuna dek ertelemiş olsa da tamamen ortadan kaldırmıyor. Eğer parlamento bu çıkmazı nasıl aşacağı ile ilgili bir anlaşmaya varamazsa, uçurumun kenarı yakında tekrardan görünmeye başlayacak. Bunun olmaması hayati önem teşkil ediyor. İleri doğru bir yol bulunmak zorunda.

Bu yüzden, İşçi Partisi’nin hükümet ile müzakere etmesi önemli. Belki de bu müzakereler nihayetinde bir anlaşmaya ve de politik bildiride bir değişikliğe götürebilir. Eğer böyle olursa, daha sonra gelecek herhangi yeni bir anlaşma epeyce ince elenip sık dokunmalıdır. Halkın rızasını taşıyamayan veya uzun vadede sürdürülebilir olmayan bir anlaşmaya imza atmak hata olur.

İşçi Partisi’nin önerisinin merkezinde Gümrük Birliği’nde kalmak ve de AB’nin ticaret politikasında söz sahibi olmaya devam etmek var. Kimisi buna “yumuşak Brexit” dedi ama bu müzakeredeki her şey gibi daha yakından bir irdelemede aslında bunun da pek basit olmadığı açık.

Herkesin hatırlayacağı gibi 1957’den 1993’e kadar, Avrupa Ekonomik Topluluğu iç sınırları olan bir Gümrük Birliği idi. Sınırlar, ancak yeterli uyum sağlandığında veya düzenlemelerin karşılıklı tanınmalarından sonra kaldırıldı. Sınırların olmadığı ortak pazar, düzenlenen homojenlikle alakalı. Ortak pazarı terk etmek, kalınlığı düzenlemedeki fikir ayrılığının derecesine bağlı olan bir sınırın tekrardan gündeme gelmesi demektir. Gümrük Birliği, ortak dış tarife ile de ilgilidir. Ortak pazar, ortak düzenlemelerle ilgilidir.

Açıkçası, yalnızca Gümrük Birliği’nde kalmak İrlanda sınırı sorununu çözmek için yeterlik olmaz. Pek çok defalar söylenmiş şu örneği ele alırsak; eğer Birleşik Krallık Gümrük Birliği’nde aynı ortak dış tarifeler ile kalır ama ABD’den klorlanmış kümes hayvanı ithal ederse orada bir sınır olmak zorunda zira Avrupa Birliği klorlanmış kümes hayvanı ticaretini kabul etmiyor. Bu, ortak pazarın bir kuralı.

Avrupa Birliği’nin, Birleşik Krallık’tan gelen birliğin ticaret anlaşmaları üzerinde söz sahibi olma isteğini kabul etmesi pek muhtemel değil. Lizbon Anlaşması’nın 207. maddesi ortak ticaret politikasının Avrupa Birliği’nin idaresine özel olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Avrupa Birliği ile yarı Gümrük Birliği’nde olan Türkiye, üçüncü ülkeler ile AB ticaret anlaşmalarına uymak zorunda olsa da anlaşmalar üzerinde söz sahibi değil. Gerçek şu ki Gümrük Birliği’nde tüm güç tamamen Avrupa Birliği’nde olur, Birleşik Krallık da buna uyar.

Avrupa Birliği dünyanın en büyük ticaret bloğu. Dünya çapında 70’ten fazla ülke ile başarılı bir şekilde anlaştı. Birleşik Krallık’ın bu bloğun bir parçası olmanın sağladığı etki ve nüfuza ha deyince hoşçakal demek istememesi gayet anlaşılabilir bir şey. Fakat, bir yandan Avrupa Birliği’ni terk ederken diğer yandan birliğin sağlamış olduğu faydaları elde tutmanın basit ve masrafsız bir yolu varmış gibi yapmanın hiçbir anlamı yok.

Gümrük Birliği’nde olmak, olmamaktan daha iyi olabilir ama gerçekten çokça dezavantajı da beraberinde getirir. Bunların ayrıca düşünülmesi de önemlidir. Artık, Birleşik Krallık’ın sırada ne olacağı ile ilgili daha derinlemesine bir değerlendirme yapması için kısıtlı zamanı var. Ne karar verilirse verilsin, son derece dikkatli olunmalı. Aksi takdirde, yakında herkes kendini uçurumun kenarında bulabilir.

Haber Çevirisi – Tolga USLU (EuroPolitika Dergisi Araştırma Ekibi)

Kaynak: https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/apr/12/brexit-customs-union-labour-irish-border

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir