Fransa ve Göçmenler: Asimilasyon mu Entegrasyon mu?

Erol Arslan

Giriş

Suriye’de devam eden iç savaş, savaşın sebep olduğu milyonlarca göçmen, bu göçmenlerin Avrupa sınırlarındaki göç baskısı ve 13 Kasım Paris saldırıları Fransa gündemine dönem dönem gelen göçmenler konusunu bir kez daha gündeme sert bir şekilde tartışma konusu olarak getirdi. Özellikle Paris saldırılarının ardından yabancı, göçmen, Müslüman kavramları etrafında yeni bir tartışma başlatılmış oldu. Kapılarını savaş mağduru göçmenlere açmak üzere olan Fransa, saldırıları bahane ederek sınırlarını kapattı ve kabul etmek yönünde irade ortaya koymadığı göçmenleri geri çevirmek için gereken nedeni Paris saldırılarıyla bulmuş oldu.

Göçmenliğin Tarihi Fransa’nın Tarihi

Öncelikle bilinmelidir ki, göçmenler üzerine çalışmak, Fransa üzerine çalışmak demektir. Dünün Fransa’sı, dolayısıyla Fransa tarihi, Fransız ulusu, toplumu, asimilasyonun gücü, Fransız dili, okulu, kimliği üzerine çalışmaktır.[i]

Tarihi olarak Fransız halkı siyasi birliktelik üzerine kurulmuştur.  Vatandaş (citoyen) olmak için bir etnik gruba referans göstermek gerekmez. Fransız anlayışının özelliği, bir taraftan kendisini sosyal sözleşme/toplum sözleşmesi (contrat sociale) anlayışından, bir taraftan da Aydınlanma felsefesi ve İnsan Hakları Beyannamesi’nden beslenmesidir.[ii]

Göç olgusu Fransa için eski bir kavramdır. Eski rejim (Ancien Régime – 1789  devrimi öncesi) döneminden beri yabancı sanatçılar, tüccarlar, askerler gelip yeteneklerine göre ülkede iş buluyorlardı. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren göç olgusu daha çok  nitelik değiştirdi; ancak daha az kalifiye insan gücü gelmeye başladı. 1800’lerin başında Avrupa’da en kalabalık nüfusa sahip ülke olan Fransa, 1911 de 11. sıraya geriledi. Sanayileşmenin işgücü ihtiyacını gerekli kıldığı dönemde iç göç tüm ihtiyaçları karşılamaya yeterli gelmiyordu ve bazı bölgelerde (region) mevsimlik işçi ihtiyacını karşılamak için göçler teşvik ediliyordu.[iii] Avrupa’nın önde gelen sanayileşmiş ülkeleri arasında olan Fransa, bu önemli göç dalgalarını görerek, farklı ülkelerden yabancı işgücü ihtiyacını karşılamaya başladı.

Bu göç dalgalarıyla, imparatorluk ve sömürgecilik tarihi ve coğrafyası açısından çok kültürlü bir ülke olan Fransa; her sene 20 bin civarında yasal yollarla gelen kişilerle de birlikte, [iv] Avrupa’nın en eski, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yabancı sayıları bakımından da en önemli göçmen ülkesi haline geldi.

Devamını Oku

[i] Sayad, Abdelmalek. «les maux-à-mots de l’immigration». Politix. No:12, 4e trimestre. 1990.

[ii] Costa-Lascoux, Jacqueline. De l’assimilation à l’intégration. s. 238-245

[iii] Saidi, Hédi (ed.). Les étranger en France et l’héritage colonial, Processus historique et identitaire., Harmattan. Paris. 2007. s. 25

[iv] http://www.insee.fr/fr/themes/document.asp?ref_id=ip1524 (Erişim tarihi 26/11/2015)