Güney Güneyan İle Söyleşi: Nepotizm Hipotezi

Latince “Nepot” (yeğen) kelimesinden türeyen “Nepotizm” günümüzde gerek ülkemizde gerekse de dünyada her geçen önemli bir sorun olarak kendini hissettirmeye başladığını gözlenmekteyiz. Kısaca, “akraba ve arkadaş” kayırmacılığı olarak tanımlayabileceğimiz Nepotizm İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 21. maddesine aykırıdır. Buna rağmen birçok ülkenin bürokrasisinde bir şekilde yayılmakla birlikte ciddi tepkiler ve tedbirlerde alındığını görmekteyiz.

Örneğin, 2017 Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Fransa sağının cumhurbaşkanı adayı olan ancak seçimin ilk turunda elenen François Fillon hakkında, “eşi ve çocuklarını danışmanı olarak çalıştırdığı” iddiaları ortaya atılmış Fillon ise iddiaları kabul ederek, bu durumun yasalara aykırı olmadığını belirtmişti. Fransız Ulusal Meclisi çok geçmeden 2017 yılında bu konu üzerinde bir yasa tasarısını gündemine taşıyarak meclise sunmuştu. Hazırlanan yasa tasarına göre milletvekillerine, yakınlarını çalıştırma yasağı getirirken tasarıyı Emmanuel Macron’un kurucusu olduğu Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi, Merkez Sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi ve Demokrasi Hareketi desteği ile kabul edilmişti. Söz konusu onaylanan yasa tasarısıyla Fransa’da milletvekillerinin birinci derece yakınlarının çalıştırmaları yasaklanmıştı. “Kamuda iş ahlakının geliştirilmesi” adı verilen yasaya göre milletvekillerine birinci derecede yakınlarının çalıştırılması yasaklanırken, yasaya uymayan vekiller 45,000.-EUR para cezası ve üç ay hapis cezasına çaptırılabilecek.

Neopotizm kavramı, Türkçe’de (TDK) her ne kadar “akraba – arkadaş” kayırmacılığı olarak tanımlanıyor olsada bahsi geçen bu terim için yapılan tanımlar konunun hangi açıdan ele alındığına göre değişiklik gösterebileceğini göstermekte. Zira kayırmacılığın sadece eş-dost kayırmacılığından daha ziyade siyasal- dinsel kayırmacılığı ve iktidar- seçmen kesimlere yönelik kayırmacılığı farklı terimlere giriyor olsa da bu Nepotizm terimi başlığının altında tartışmaya açıktır.

Konu Nepotizm ve topluma etkisi olunca, bu konularda önemli araştırmaları ve kitap çalışması bulunan Komplike Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Güney Güneyan’ın konu hakkında görüşlerini almanın faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, Sn. Güneyan’ın yakın zamanda çıkan “Nepotizm Hipotezi & Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” adlı kitabı ile yoksulluk ve nepotizm ile bağının olduğunu üzerine (hipotezini) görüşlerini bizimle paylaşmıştır. Aşağıda dergimizin editörü Yusuf Ertuğral’ın Sn. Güneyan’la gerçekleştirdiği söyleşide görüşlerini bulabilirsiniz.

      Nepotizmin günümüzün toplumsal bir sorun haline gelmeye başladığını gözlemliyoruz. Peki Latince’den türeyen nepotizm nedir? Ve “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” adlı kitabınızda kısaca neyi anlatmaya çalışıyorsunuz?

Etimolojik anlamı nepotizm sizin de belirttiğiniz üzere  Latince’den türetilmiş olsa da Türkiye’deki yansımalarına bakıldığında daha korkunç bir hale evrildiğini görüyoruz. Bugün Türkiye siyasetine bakıldığında nobran kişiliklerin, şoven milliyetçiliğin ve siyasi fanatizmin izlerini görürüz. Türkiye halkı nepotizm kelimesini pek tanımıyor olsa da hayatlarının her alanında karşılaştığı, yüz yüze geldiği ve ne yazık ki bu sebepten ötürü işini, aşını, hayatını kaybettiği nepotizmi tanır hale geldi. Ben de ilk kitabım “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” aracılığıyla bu sorunlara bir parantez açmak istedim. Nihayetinde sosyal dışlanma ve yoksulluğun oluşmasına öncülük eden birçok sebep var ama nepotizm sebebiyle atanamayan, işsiz kalan, işi elinden alınanlara dikkat çekmek isteyen ve liyakat yoksunu bir yönetimin doğurduğu sorunları eşeliyor. Nepotizm Hipotezi de bu tatsızlıkları, usulsüzlükleri, yolsuzlukları, yanlışları ve pek daha fazlasını genç bir gazeteci gözüyle naçizane de olsa irdelemeye çalışıyor.

      Yorumunuzdan yola çıkarak nepotizm kavramını adam kayırmacılık olarak ifade ettiğinizi anlıyoruz. Peki siyasal ve dinsel kayırmacılık ve iktidar ile seçmen arasındaki kayırmacılığı da aynı tanım içerisine koyabilir miyiz? Ayrıca bu durum toplumlara nasıl yansımaktadır?

Siyasal ve mezhepsel kayırmalar çok da farksız sayılmaz fakat bugün iktidar ile seçmen arasında kurulan organik bağın sebebi nepotizm ve ötesini sorgulamamıza yarıyor. Öyle ki; klientalizm diye de bir kavram var. Nepotizmden biraz farklı olarak eş, dost, akraba kayırmacılığının da ötesinde yer alıyor. Çünkü himayecilik ve kayırmacılık anlamını taşıyor. Bu konuyu şöyle açabiliriz; az önce de dediğim gibi herhangi bir parti ile organik bağı olmayan bir bireyin Türkiye’de başarıya ulaşması çok ama çok zor. Eğer iktidar ile organik bir bağınız yok ise yeterince destek göremezsiniz. Destek göremezseniz kurulması istenen bu çıkar ilişkisini yürütemezsiniz. Ve eğer bu ilişkiyi yürütemezseniz de ortaya çıkacak sonuç bir bakıma bellidir. Yani ya nepotizm ya da klientalizm imdadınıza koşmak zorunda. Aksi halde her ne yapıyorsanız yapın, bir şekilde işlerinizin tıkandığı yerde buna ihtiyaç duyarsanız. Ve ihtiyaç halindeki insanın da pek de öyle bir şeyi enine boyuna düşündüğü görülmemiştir. Dolayısıyla bir açıdan sizinle bir bağ kurulmalıdır. Bu bağı ya sizler kurarsınız ya da kurmak zorunda kalırsınız. İşte bu noktadan olaya bakınca da toplum nezdindeki yansımalarını da elde etmiş olursunuz.

       Avrupa’da yükselen popülizm ve aşırı sağın (yeni ötekiler) yükselişinde sizce nepotizm mi var?

Hiç şüphesiz, tartışmasız! Geçmişten bugüne değin Orban, Trump, Netanyahu ya da Erdoğan’a bakıldığında ortaya çıkan tablo size siyasi bir aile oldukları gerçeğini gösterir. Elbette sağ popülizmin yükseliş sebebinin yer yer farklılık sergilediği çok açık. Fakat tümünü aynı kalıba koyamayız. Sağ popülistlerin ortak stratejileri bulunuyor. Ve otoriter yönetimleri sayesinde aralarındaki bağ da bu sebepten ötürü aynı.  Oldukça militer bir milliyetçi akım, saldırgan bir siyasi fanatizm var. Ve fanatiklerin otonom şekilde hareket ediyor. Yükselişlerine gelecek olursak da elbette nepotizm öğeleri yine ve yine var. Siyasi aile dediğimiz şey de bu aslında. Güçlü kalabilmek için elde edilen gücün kendilerinde kalmasını istiyorlar. Bunu da siyasilerin sağ popülizm sayesinde gerçekleştirdiği mastürbasyon olduğunu düşünüyorum.

      Peki son yıllardaki Avrupa’daki ekonomik gerçeklikler ile yoksulluk durumunu nasıl görüyorsunuz? Bunu nepotizmin sebepleri ile açıklayabilir miyiz sizce?

Dünya geneline hakim olan nepotizm hastalığı, en azından Avrupa’da pek görülmüyor. Avrupa’da siyasetin daha şeffaf olduğu ve homojen yapılarının korunduğunu söyleyebiliriz. Fakat ekonomik açıdan yaşanan yoksulluğun en temel sebebi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki finansal çöküş öne atılıyor ama Avrupa Birliği üyesi ülke ekonomilerine bakarsanız eğer, krizin derinleşmesinin sebebi gelir dengesizliğinin yaygın olmasından kaynaklanıyor. Ekonomist değilim ama Avrupa Birliği yatırımlara teşvik etmediğini, sorumlu mali politikalar üretmediğini ve de planlanmış reformları uygulaması gerektiğini rapor edildiğini bilmekteyim. Bu açıdan bakıldığında üretkenliğin artması ve buna paralel olarak kamu borçlarının azaltılması işe yarayacaktır. Dolayısıyla doğrudan nepotizm ile bir bağının olduğunu söyleyemem. Zira, bu durumu Türkiye nezdinde sorsaydınız uzun uzadıya gerekçeleri sıralayabilirdim.

      Son olarak sizce ne yapılmalı ya da nasıl bir yol haritası çizilmelidir?

Kolay olacağını söylemek çok optimist bir düşünce olur. Zor mu derseniz de değil. Türkiye açısından bakıldığında şeffaf yönetim modellerinin benimsenmesi, sosyal belediyecilik kavramının özümsenmesi ve liyakat odaklı çalışma modellerinin kurulması ilk adım olabilir. Yolsuzlukların son bulması, gelir dengesizliğinin durdurulması ve üretimin gerçekleştirilmesi ikinci adım olacaktır. Üçüncü adım ise alınan göçleri ve mülteci politikalarının gözden geçirilmesidir. Dördüncü ve belki de son adım ise Çin ekonomi modelinin Türkiye’de uygulanmasıdır. Aksi halde dışa bağımlı, ekonomik özgürlükten uzak, günden güne küçülen bir gelişmekte olan ülke statüsünde yerimizde sayarız. Ki bu, Türkiye gibi bir ülke için üzücü ve utanç verici bir durumdur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir