Hint – Pasifik Yarışında Avrupa’nın Yeri

Analiz

21.yüzyıl küresel dengelerinin değiştiği, ABD’nin hegemonik gücünü gün geçtikçe kaybettiği, buna karşılık Asya’nın iki önemli aktörü Çin ve Hindistan’ın hızlı yükselişiyle uluslararası düzenin ağırlık merkezinin Atlantik’ten Asya Pasifik’e kaydığı aşikardır. Bölgede ‘’Pax Americana’’ olarak nitelendirilen ABD hakimiyeti nihayet sorgulanmaya başlamış, özellikle Çin’in dünyanın en büyük ekonomisi haline gelmesi gerek askeri gerekse politik dengelerde önemli değişikliklere sebep olmuştur. Bölgesel güç dengelerinin değişimine paralel olarak küresel dengelerde de hareketlenmeler başlamıştır. Coğrafi uzaklıklarına rağmen birçok ülke bölge üzerinde etkin aktör olabilmenin yollarını günümüzde de hala aramaktadır.

 

Çin’in bölgedeki girişimleri ve tasaruflarına karşılık, son yıllarda çeşitli ülkeler Hint Pasifik adı altında çeşitli alternatif konseptler geliştirmiş ve geliştirmektedir. Bu alternatif arayışlarının gündeme gelmesiyle Hint Pasifik kavramsallaştırması Asya Pasifik kavramının yerini almaya başlamıştır. Bunlardan ilki, ABD’nin, Donald Trump yönetiminde, ‘’Özgür ve Serbest Hint Pasifik (Free and Open Indo-Pacific [FOIP]) Girişimi’’dir. Bu girişim ile ABD, Sinosentrik yeniden oluşum ve yapılanmaya karşılık vermiştir. Buna ek olarak, Japonya, Hindistan, Avustralya, ASEAN ülkeleri, Fransa ve Almanya’da kendi Hint Pasifik stratejilerini yayınlamışlardır.

Hint Pasifik anlayışı geliştiren ülkelerin yayınlarına baktığımızda Hint Pasifik kavramı üzerinde ortak bir tanım olmadığını görmekteyiz. Ortak bir tanım olmamasına rağmen yayınlanan stratejilerin temelde ‘’ Bölgeyi 21. Yüzyıl için uluslararası düzeni şekillendirecek anahtar’’ olarak kabul ettiklerinin altını çizmekte fayda var.

 

Peki Avrupa Birliği için Hint Pasifik stratejilerindeki yeri nedir? Fransa ve Almanya yayınlamış oldukları Hint Pasifik vizyonları ile neleri hedeflemektedir? Bu soruların cevabını aramadan önce bölge hakkında kısaca bilgi vermekte fayda var.

 

Hint Pasifik Kavramsallaştırması

Jeopolitik bağlamda “HintPasifik” sözcüğünün kullanımı ise ilk olarak 1920’lerde Alman stratejist Karl Ernst Haushofer’le birlikte Avrupa yayınlarında görülmüştür. Bunun haricinde Avustralya 1950’ler, 1960’lar ve 1970’lerde dış politika tartışmalarında kullanmıştır. Ancak 2000’li yıllara değin “Hint-Pasifik” sözcüğü devletlerin dış politika sözlüğüne herhangi bir etki bırakamamıştır.[1] Fakat özellikle 2010 yılı ile birlikte yaygınlık kazanmaya başlamıştır.

 

Neden Hint Pasifik?

  • Yaklaşık 38 ülke, dünya karalarının %44’ü ve dünya nüfusunun %65’i bu bölgede yer almaktadır.
  • Bölge, Dünya GSYH’nin %62’sine sahiptir.
  • Dünya üzerindeki Konteyner ticaretinin %55’I yine bu bölgededir.
  • Deniz yolu enerji taşımacılığının %70’I bu bölgede gerçekleşmektedir.
  • Özellikle 2017’den itibaren dikkatle izlenen bu bölge, dünyanın üç önemli ekonomisi ABD, Çin ve Japonya’yı, BRICS ülkelerinden Hindistan, Rusya ve ASEAN ülkelerini kapsamaktadır.
  • En yoğun deniz ticaretinin gerçekleştiği limanların yer almaktadır ve deniz ticaretinin %60’nın bu bölgede gerçekleşmektedir.
  • BM Güvenlik Konseyi’nin üç daimi üyesi ABD, Çin ve Rusya bu bölgenin sınırları içerisindedir.
  • Nükleer güç kapasitesine sahip altı ülkeye (ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore) ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle uluslararası ve bölgesel güvenlik açısından önem arz eden bir coğrafyadır.
  • Güç rekabeti içerisindeki ABD – Çin için tampon bölge olarak değerlendirilmektedir. Devamını okumak için

 

 

Referanslar

[1] Bayram, D, Arafat, M. (2018). Hindistan-Çin-ABD Üçgeninde “Hint-Pasifik” Kavramsallaştırması. Bölgesel Araştırmalar Dergisi, 2 (2), 69-102. Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/bader/issue/41740/504043