Koronavirüs krizi: İkinci yarı nasıl kazanılır

Avrupa Birliği pandemiye karşı olan mücadelesine zorlu bir başlangıç yaptı, ancak toparlanmak için hala zamanı var.

 

POLITICO’da gönüllü editör olan Paul Taylor, “Avrupa Kayıp” başlıklı köşe yazısında yazdı.

İllüstrasyon: POLITICO adına Adam Maida

 

 

PARIS – Disiplinsiz bir futbol takımı gibi, AB çoğu zaman olduğu gibi bir krizin başında birkaç gol geriden gelerek, galibiyeti ancak bir takım gibi oynamaya başladığında ikinci yarıda elde ediyor.

 

Hiçbir sınır tanımayan COVID – 19 pandemisi, kolektif bir karşılık için ısrarla çağrı yapan 27 üye ülke için olabilecek ortak bir tehdidin en somut örneklerinden biri. Fakat, ilk tepki en kötü etkilenen ülkeleri kaderlerine terk edilmiş hissettirip, AB kurumlarını seyirci gibi gösterirken, insanların, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımında çatlaklara neden olmak oldu.

 

Kendi vatandaşlarını korumayı amaçlayan ulus liderleri, pasaportsuz dolaşımın yapılabildiği Schengen bölgesini ve ortak pazarı – geçici de olsa – alt üst eden tek taraflı olarak sınırların kapatılması ve medikal ekipman ve koruyucu elbiselerin ihracatının yasaklanması emirlerini verdiler. Bazı ülkeler tüm ülkede sokağa çıkma yasağı uygularken, diğer ülkeler vatandaşlarının nispeten daha özgür bir şekilde dolaşmasına müsaade etti.

 

Eski Eurogroup Sekreteri Thomas Wieser, Hollanda gazetelerinden NRC Handelsblad’a verdiği demeçte, “Ekonomik bağlamda tekiz, ancak siyaset ulusal düzeyde kaldı” notunu düştü.

 

Sihirli bir değnek yok. Fakat, HIV hastaları gibi, AB ekonomileri en iyi ihtimalle üç veya daha fazla ilaçtan oluşan bir kokteyl ile tedavi edilebilir.

 

İlk yarı Avrupa ittifakı veya etkinliği açısından şu ana kadar başarılı geçmedi, ancak henüz devre arası olmadı.

 

Kolektif AB müdahalesinin, 1930’ların Büyük Buhran’ından beri en büyük ekonomik çöküş olma yolunda ilerleyen bu durumdan bir çıkış stratejisi bulmada nasıl yardımcı olabileceğine dair – geçmiş krizlere karşı AB eylemlerini yönlendiren bazı önde gelen kişilerle olan söyleşilere dayalı olarak – bazı fikirler sunmak istiyorum.

 

Toparlanmayı finanse etmek

 

Hatalı bir başlangıçtan sonra, Avrupa Merkez Bankası (AMB) hamlelerini hızlandırdı ve Euro bölgesini desteklemek ve tahvil piyasasının olası erimesini önlemek adına kapsamlı acil müdahalelerde bulundu. Bu, hükümetlerin politik hamlelerini yapabilmeleri adına önemli bir zaman kazandırdı, ancak AMB tek başına uzun süre bu yükü kaldıramaz. Ulusal harcama tedbirleri, en az finansal güce sahip olup en kötü etkilenen ülkeler için yeterli olmayacaktır.

 

Avrupa’nın dayanışma içinde nasıl tepki vermesi gerektiği konusundaki tartışmaların çoğu, Euro bölgesi üyeleri tarafından toplu olarak imzalanan “korona tahvilleri” çıkarmaya odaklanmış olsa da, bu meşru istek ne hızlı bir çözüm ne de acilen ihtiyaç duyulan önlemdir.

 

Almanya’nın ve Hollanda’nın şiddetli siyasi direnişi aşılabilse dahi, bu durum uzun süren AB mevzuatını ve muhtemelen ayrı bir hükümetler arası anlaşmayı gerektirecek ve kaçınılmaz olarak, yatırımcılar için yasal bir belirsizlik yaratarak, mahkemelerde sorgulanacaktır.

 

Sihirli bir değnek yok. Fakat, HIV hastaları gibi, AB ekonomileri en iyi ihtimalle üç veya daha fazla ilaçtan oluşan bir kokteyl ile tedavi edilebilir.

 

Fonlar, şu anda, sağlık hizmetlerini güçlendirmek ve COVID – 19 ile mücadele etmek adına düşük faizli kredilerin kullanımını sınırlayan asgari koşullar ile Avrupa İstikrar Mekanizması’ndan – Euro bölgesinin hükümetler arası kurtarma fonu – kullanıma sokulabilir. ESM, Euro bölgesi borç krizi esnasında dayatılan devlet hazinelerinin aşağılayıcı, müdahaleci denetiminden vazgeçmek zorunda kalacaktır.

 

İtalyan politikacılar ESM’yi o kadar şeytanlaştırdılar ki, Roma’nın kredi talep etmesi pek olası görünmüyor. Bu durum, kurtarma fonundan kredi limiti alan bir ülkenin devlet tahvillerinin hiç kullanılmamış Doğrudan Parasal İşlemler programı altında AMB tarafından sınırsız miktarda satın alınmasını mümkün kılacağından dolayı akılsızca görünüyor. Bu koşullar, İtalya ve İspanya’ya, mali gelirlerin çöktüğü ve kamu harcamalarının artmasına ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, finansal piyasalardan borç almaları için gereksinim duydukları ekstra garantiyi sağlayacaktır.

 

ESM’nin nakit parası biterse, önceki deneyimler Euro bölgesi hükümetlerinin bu durumu telafi edeceğini gösteriyor. O zamana kadar, Avrupa Komisyonu’nun 100 milyar Avroluk işsizlik reasürans planı ve Avrupa Yatırım Bankası’nın küçük ve orta ölçekli işletmelerin nakit akışı krizlerini atlatmalarına yardımcı olacak krediler sağlaması gibi ilave toplu finansal araçlar mevcut hale getirilmeli.

 

İlk müdahalenin ardından, AB’nin, koronavirüs sonrası ekonomiye yatırım yapmak için bloğun toplu borçlanma gücünü kullanabilen önemli bir toparlanma fonuna ihtiyacı var. Bu konu, video konferans yoluyla gelecek hafta yapılacak Avrupa Konseyi zirvesinin en önemli odak noktası olmalı.

 

Birçok AB ülkesi krizden sonra borç sürdürülebilirliği sorunları ile muhakkak karşı karşıya kalacak. İtalya’nın kamu borcu halihazırda gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 135’i seviyesinde, İspanya’nın kamu borcu yüzde 95’in üzerinde ve Fransa’nın kamu borcunun ise bu yıl yüzde 100’ün üzerine çıkması bekleniyor. Uzun vadede, mantıklı olan çözüm ise yeni borçlanmanın karşılıklı hale getirilmesi ile eski borcun yeniden yapılandırılmasının bir kombinasyonunu gerektirecektir.

(İtalya Başbakanı Giuseppe Conte |Chigi Palace dinleyici notu / EPA)

 

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte’nin Berlin’e hatırlattığı gibi, alacaklı ülkeler Batı Almanya’nın savaş öncesi borç yükünün yarısını 1953’te sildi ve diğer yarısını, Batı Almanya’nın “ekonomik mucizesi” için gereken koşullara olanak sağlayan, 30 yılı aşkın bir süreye kadar yaydı.

 

Ortak bir finansal tepki, Avrupa’nın alacaklı kuzey ülkelerinin çıkarınadır. Almanların krizden sonra arabalarını ve makinelerini ekonomik olarak sağlıklı Avrupalı ortaklara ihraç etmeye ihtiyacı var ve Hollandalılar ise lalelerini ve domateslerini satmak ve Rotterdam’ın AB’nin en büyük ticaret kapısı olarak refahını sürdürebilmesini sağlamak için açık sınırlara ve borcunu ödeyebilecek güce sahip olan Avrupa ekonomilerine bağlı.

 

Belki de, borç sorununu ele almanın en kolay yolu, Atina’nın borç krizini takiben oluşturulan Yunan “istisnasını” tekrar etmek ve ekonomiler kriz öncesi seviyelere gelene kadar faiz ödemeleri üzerindeki bir moratoryumla kredileri on yıllar boyunca uzatmak olabilir. “Ahlaki tehlike” – kötü davranışı ödüllendirme riski – hakkında yaygara koparanlar COVID-19’un kimsenin suçlu olmadığı müşterek bir kriz olduğunu hatırlamalı.

 

Eski İtalya Başbakanı ve Avrupa Komiseri Mario Monti’nin dediği gibi: “Bu ‘la dolce vita’ (tatlı yaşam) ile ilgili değil, ‘la vita’ – hayatın kendisi – ile ilgili.”

 

Acil durumun çözülmesi

 

Kriz ne kadar uzun sürerse, Avrupa o kadar kötü, paramparça bir “savaş ekonomisi” ile bunu atlatacaktır. AB genelindeki hükümetler, hem son çare işverenler olarak, milyonlarca işi korumak ve işten atılanları desteklemek, hem de kredi limitleri ile ve bazı durumlarda kamulaştırma veya özsermaye hisseleri alarak, şirketleri kurtarmak için devreye girmiş olacaklar.

 

Sadece, tümüyle güçlendirilmiş tarafsız bir Avrupa Komisyonu bu ekonomik olağanüstü halden, aksi taktirde tek pazarın bozulmasına veya yok olmasına neden olabilecek düzensiz bir çıkışa engel olabilir. Brüksel, bunu, 1970’lerin enerji krizinden sonra, yıkıcı bir sübvansiyon yarışına son vererek, Avrupa çelik endüstrisini yeniden yapılandıran ve küçülten “Davignon Planı” ile başarılı bir şekilde gerçekleştirdi.

 

Şimdi bariz bir örnek, haftalarca ve potansiyel olarak aylarca uçuşlarının çoğunu veya tamamını durdurmak zorunda kalmalarından dolayı her an gerçekleşebilecek bir çöküşle karşı karşıya kalan havayollarıdır. Ancak, otomobil üreticileri ve turizm sektörü de ayakta kalmak için devasa zorluklar ile karşı karşıya.

 

Başlarda, Komisyon bütçe disiplini ve işletmelere yapılan devlet yardımı üzerindeki AB kanunlarını askıya alıp şirketlere yapılacak olan ulusal yardımlara müsaade ederek, hükümetlerden gelen büyük baskıya yanıt verdi. Ancak, sonrasında komşuyu zarara uğratma politikasını önlemek adına yeni yol kurallarına ihtiyaç duyulacaktır.

 

KORONAVİRÜS HARİTASI

 

(Onaylanan vakaların sayısını ve diğer COVID-19 güncel verilerini ülke olarak orjinal makaleye bağlanarak görebilirsiniz.)

 

 

1977 ile 1985 yılları arasında Avrupa sanayi işleri komiseri olan Etienne Davignon, “Çelik ile meşgul olduğum günlerde aynı evrim vardı” dedi.  “Hükümetler, Komisyona ‘işlerine karışmamalarını’ söyleyerek başladılar, ama ‘bize ne yapacağımızı söyle’ demeye başlamaları çok sürmedi.”

 

“Bugün, şirketlerini destekleyebileceklerine inanan bir devlet görmüyorum” diye ekledi. “Çelik endüstrisinde, basitçe, hükümetlerin ödeme yapacak parası kalmadı.”

 

87 yaşındaki Davignon, 2001 yılında iflas eden Belçika’nın milli havayolu Sabena’nın enkazından yaratıp, ortak kurucularından biri olduğu gaz şirketi Engie’nin baş danışmanı ve Brüksel Havayolları’nın yönetim kurulu başkanı olarak hala aktif olarak görev alıyor.

 

Ortak Avrupa eylemi olmadan, büyük ve zengin üye ülkeler kendi havayollarını veya araba üreticilerini kurtarırken, yoksul ve küçük ülkelerin, AB içinde ve uluslararası alanda rekabette devasa bozulmalara neden olacak şekilde zorlanmaları risk teşkil etmekte.

(Photo by Aris Oikonomou / AFP)

 

Anlaşılan o ki, hükümetler ülke içinde harcanmaları konusunda ısrarcı olarak şirketlere yapılan devlet yardımlarını koruma altına alabilir veya hissedarlar paranın yurtdışında kullanılmasını engelleyebilir. Bu nedenle, Lufthansa’nın Alman kamu kredilerini Avusturya, Belçika veya İsviçreli yan kuruluşlarıyla paylaşması yasaklanabilir. Veya Air France-KLM’nin Fransa’nın sağladığı nakdi kurtarma paketini Hollanda’da kullanması engellenebilir. Bu tür kısıtlamalar, sübvansiyon savaşını, korumacı misillemeyi veya her ikisini birden kolayca tetikleyebilir.

 

Koronavirüs krizi, ani ekonomik şoktan dolayı sıkıntılı olan fakat temelde sağlıklı şirketlerin ucuza veya zararına satışına da neden olabilir. Brüksel ihtiyatlı olmadıkça, İtalyan milli havayolu şirketi Alitalia gibi, virüs etkisini göstermeden önce ticari açıdan kendi ayakları üstünde duramayan, ancak hükümetlerin sosyal ve politik yansımalarının korkusuyla iflas etmelerine seyirci kalmaya cesaret edemedikleri firmaların devlet destekli olarak hayatta kalmasına da izin verebilir.

 

AB’nin tarihi rolü, piyasa güçlerinin verimli ekonomik sonuçlar üretebilmesi adına herkes için eşit şartlar ve ortak kurallar sağlamak olsa da, kriz sonrası dünya ekonomide daha yönlendirici bir role gereksinim duyacak. Bu, Sovyet dönemi merkezi planlama ajansı Gosplan’ın yeniden canlandırılması anlamına gelmemekte, ancak bu durum Komisyon’un fazla kapasiteyi azaltmada ve krizden düzenli bir çıkışı denetlemede öncü bir rol üstlenmesini gerektiriyor.

 

Yoksul ortakları desteklemek

 

Schengen bölgesinin dış sınırlarının kapatılması ve ulusal tecritlere ve acil durum önlemlerine odaklanma, krizin ilk aşamasında anlaşılabilir bir refleks olabilir, ancak yaşananlar virüs yayılmaya başlamadan önce endişe verici bir şekilde zemin kazanmakta olan “kale Avrupası” zihniyetini güçlendirdi.

 

Komisyon, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı gibi, sadece kendi sınırlarının içine odaklanmış Avrupalıların dünyanın geri kalanını ihmal etme isteğine karşı koymakta haklı.

 

Komşularımıza yardım etmek kendimize yardım etmektir. İlk adım AB’nin 3.5 milyondan fazla Suriyeli mülteciye mali yardımını yenilemesi gereken batı Balkanlar’da ve Türkiye’de atılmalı. Yoksul ülkeler, özellikle Afrika ülkeleri, COVID-19 ile başa çıkmak için çok büyük mali desteğe, yatırıma ve borç hafifletmesine ihtiyaç duyacaklar.

 

Bu, AB’nin önderlik edebileceği ve etmesi gereken jeopolitik ve insani bir alandır.

 

Gelecekteki kriz müdahalelerini koordine etmek

 

AB’nin krizden sonra değer katabileceği diğer alan, pandemileri ve tabii ki bunun yanı sıra doğal felaketleri de içeren sınır ötesi sivil olağanüstü hal müdahalelerinin koordinasyonunda ve düzenlenmesinde Komisyon’a çok daha büyük bir rol vermesi olacaktır. İlk yapılması gereken en iyi uygulamaları paylaşmak ve Avrupa’nın iç sınırlarında anlaşmazlıklardan kaçınmak için sınır kapatma tedbirlerinin kademeli olarak kaldırılmasının koordine edilmesidir.

 

Geçen ay Brüksel’in maskeleri, koruyucu giysileri, solunum cihazlarını ve temel tıbbi malzemeleri toplu bir şekilde sipariş etmek için AB’nin kolektif satın alma gücünü kullanması adına attığı adımlar, tıpkı üye ülkelerin petrol rezervlerini en az üç ay yetecek kadar bulundurmasını AB’nin gerekli koştuğu gibi, acil durum ekipmanlarının stoklanmasının sağlanmasında kalıcı bir role dönüştürülmelidir. Her üye ülkenin kendi stokunu elinde tutması yerine merkezi bir stoku paylaşmak ekonomik açıdan mantıklı olabilir.

 

Geçmişte tarihi zorluklar ortaya çıktığında, Komisyon çoğu zaman tozunu alıp, “Avrupa çözümü” olarak sunabileceği – bazen üye ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle aksasa da – halihazırda önerilere sahipti.

 

Bu öneriler, çok defa AB’nin netice olarak daha da güçlenmesine imkan sağlayacak şekilde, sorunların daha ilk aşamalarında çözümün bulunmasına olanak tanıdı.

 

Çok sarsıntılı bir başlangıçtan sonra, AB’nin COVID-19’a karşı kolektif olarak müdahale etmek adına kendisine çeki düzen verdiğine dair emareler var.

 

Berlin Duvarı, Orta ve Doğu Avrupa genelinde komünist yönetimin sonunun habercisi olarak, 1989’da yıkıldıktan sonra, Batı Avrupalı liderlerin ilk tepkisi karışıktı ve o zamanlar 12 uluslu olan Avrupa Topluluğunu bölmekle tehdit etti. İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, Almanların yeniden birleşmesini nasıl önleyeceklerini tartışmak için danışmanları çağırdı. Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand, komünist reformcuları desteklemek için telaşla Kiev’e ve Doğu Berlin’e gitti.

 

Komisyon Başkanı Jacques Delors, yeniden birleşmiş bir Almanya’yı hiç olmadığı kadar yakın ilişkilere sahip bir Avrupa Birliği’ne bağlamanın ortak yanıtı olarak, tek bir para birimi için mevcut teklifleri öne sürdü.

 

Benzer şekilde, 11 Eylül terörist saldırıları ABD’yi vurduğunda, Komisyon, terörizmle mücadelede “Avrupa cevabı” olarak AB ülkeleri arasındaki uzun ve verimsiz iade prosedürlerinin yerine Avrupa tutuklama emri için önceden duraksatılmış planları devreye soktu.

 

Bu kez, Komisyon’un dosya dolaplarındaki taslaklar bir kez daha işe yarıyor. İşsizlik reasürans planı ve bir çeşit toplu borçlanma önerisi üzerine olan teklifler yıllardır cevaplanmayı bekliyor. Bunlar artık, AB krizden bir çıkış yolu aramaya başladığına göre, oyun planının başlangıcı olarak hizmet edebilir.

 

Çok sarsıntılı bir başlangıçtan sonra, AB’nin COVID-19’a karşı kolektif olarak müdahale etmek adına kendisine çek düzen verdiğine dair emareler var. Tarih bir rehberse, Avrupa maçı kazanma azmine ve yeteneğine sahip – ancak tabii ki ülkeler aynı takımda oynadıklarını fark ederse.

 

KÜRESEL COVID-19 DAĞILIMI

(Anlık verilere ulaşmak için yukarıdaki linki tıklayarak orjinal makaleye ulaşarak görebilirsiniz)

 

Çeviri : EUROPolitika Dergisi Çeviri Ekibi 

Orijinal Makale: Coronavirus crisis: How to win the second half