NATO Önümüzdeki On Yıl İçin Nasıl Plan Yapmalı?

NATO, ancak bölgesel ittifak küresel bir perspektif kazanırsa üyeleriyle ilgili olmaya devam edecek ve uluslararası istikrara katkıda bulunacaktır.

ÇEVİRİ | ANALİZ

By Marta Dassù 

 

Bir siyasi-askeri ittifakın geleceğini kamuoyunda tartışması alışılmadık bir durumdur. Ancak, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un örgütü Kasım 2019’da ‘’beyin ölümü’’ yaşadığı yönündeki eleştirisinin ardından, NATO’nun yapmaya karar verdiği şey tam olarak budur. İlkbaharda, NATO’nun Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, bağımsız bir düşünce grubuna şu temel soruyu yanıtlama görevi verdi: Etkili bir askeri ittifak olan NATO, siyasi bir ittifak olarak nasıl daha güçlü hale gelebilir? 90 çevrimiçi toplantı ve sonsuz e-posta alışverişinin ardından grup, 1 Aralık’ta NATO Dışişleri Bakanlarına ‘’NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik’’ raporunu sundu.

Raporun hazırlanmasına dahil olan uzmanlardan biri olarak, 138 tavsiyeyi 3 ana mesajda özetlemeye çalışacağım.

Birincisi, NATO’nun faaliyet gösterdiği – büyük güç rekabeti ve artan küresel risklerin hakim olduğu – güvenlik ortamı 2010’dan bu yana değişti ve ittifakın on yıllık stratejik konseptinin güncellenmesi çağrısında bulunuldu. Rusya’nın iddialılığı daha bariz hale geldi; Çin sistematik bir rakibe dönüştü, güney kanadı çatışmalarla kuşatılmış durumda; teknolojinin askeri bir varlık olarak güvenlik ortamı üzerinde yıkıcı bir etkisi oldu.

Tüm bunlardan çıkarılması gereken sonuç, NATO’nun üyeleriyle ilgili kalması ve uluslararası istikrara katkıda bulunması için bölgesel ittifakın küresel bir perspektif edinmesi gerektiğidir. Çin ile ilgili olarak, rapor, Asya süper gücünün yükselişiyle ilgili güvenlik sorunlarını ele almak için NATO içinde bir danışma organı oluşturulmasını ve Asya-Pasifik ülkeleriyle (Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Avustralya ve muhtemelen Hindistan gibi) ortaklıkların güçlendirilmesini önermektedir.

Teknolojik üstünlüğü korumak, ittifak için bir başka stratejik öncelik olmalıdır: Gruba göre, NATO, gelişen teknolojilerin güvenlik etkileri hakkında bilgi alışverişini kolaylaştırmak ve ilgili standartları tartışmak için kendini donatmalıdır. Raporda, yapay zeka konusunda özel sektör ile özel bir zirve önerilmektedir. Avrupa’nın güney kanadındaki terörizm ve istikrarsızlık temel öncelikler olmaya devam etmektedir. Raporda da belirtildiği gibi ‘’NATO’nun güney komşuları güvenli olduğunda, NATO daha güvenlidir.’’ Belgede, NATO’nun Akdeniz’e yönelik gelişmiş planlarının işlevsel hale getirilmesi ve Napoli Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nda Güney Merkez’in güçlendirilmesi önerilmektedir.

 

 

NATO kesinlikle askeri bir ittifak olarak kalacaktır, ancak halkın desteğini devam ettirmek için insan güvenliğini ve demokratik toplumların direncini daha aktif bir şekilde desteklemesi gerekecektir.

 

Geçtiğimiz on yıl, Batı demokrasilerini siber saldırılar da dahil olmak üzere eski ve yeni yöntemlerle zayıflatmayı amaçlayan otoriter güçlerin yükselişine tanık oldu. NATO müttefiklerinin güvenliği de iklim değişikliğinden salgınlara kadar çeşitli küresel tehditlere maruz kalmaktadır. Stratejik eşzamanlılık çağında yaşadığımız bir gerçektir. Rapor burada ikinci bir anahtar mesaj içeriyor: NATO kesinlikle askeri bir ittifak olarak kalacak, ancak halkın desteğini devam ettirmek için insan güvenliğini ve demokratik toplumların direncini daha aktif bir şekilde desteklemesi gerekecek. NATO’nun COVID-19 karşısındaki tepkisi bu yöndeki ilk adımdı.

İdeal olarak, bu iki yaklaşımı birleştirerek, NATO 2030 yılına kadar stratejik rekabetin sonuçlarını değerlendirecek, küresel bir bakış açısı benimsemiş, teknolojik üstünlüğünü korumuş, güvenlikle ilgili tedarik zincirlerindeki zayıf noktaları ele almış ve ilk hat olarak dayanıklılığa odanlanmış olacaktır. Tüm bunlar NATO’nun Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefiklerine odaklanmış uzun ve başarılı geçmişinde yeni bir sayfa açmasını gerektirmektedir. Stratejik Konseptin güncellenme süreci kendi içinde transatlantik tartışmaları kolaylaştıracak ve tarafların risk değerlendirmesindeki farklılıklarını yönetmelerine izin verecektir.

Raporun üçüncü temel mesajı olan NATO’nun iç uyumunun güçlendirilmesi aynı zamanda bir dizi önemli seçeneği de beraberinde getiriyor. Rapor birkaçından bahsediyor: 30 üye ülkenin tamamının demokratik ilkelere ve Kuzey Atlantik Antlaşması’nda yer alan yükümlülüklere bağlı kalmasını sağlamak için bir “iyi davranış kuralları” kabul etmek; potansiyel tehditler hakkında dışişleri bakanları arasında daha sistematik istişareler ve daha sık gayri resmi toplantılar; NATO üyelerine müttefiklerinin çıkarlarını etkileyebilecek ulusal güvenlik kararlarını Kuzey Atlantik Konseyi’ne bildirmeye davet; ve fikir birliğine dayalı ve aynı zamanda özellikle kriz zamanlarında hızlı ve verimli bir karar alma süreci. Genel mantık, NATO’yu üyeleri arasında stratejik danışma için bir “ilk çare” forumu haline getirmek ve tamamen reaktif olmaktan çok önleyici bir yaklaşıma odaklanmaktır.

Bu bakış açısından bakıldığında, Avrupa Birliği ile NATO arasındaki ilişki kesinlikle merkezidir. Rapor, iki örgüt arasında hem daha güçlü kurumsal bağlara hem de üst düzey zirvelere ihtiyaç olduğunu öne sürerken, NATO ile tamamlayıcılık rehberliğinde Avrupa savunmasının gelişimini memnuniyetle karşılamaktadır. Eşit derecede ve özellikle Brexit’ten ve Türkiye ile diğer NATO üyeleri arasında yıllarca süren sürtüşmelerden sonra, üçüncü Avrupa devletlerine karşı ayrımcılık yapmama temel bir kılavuz olarak kalmaktadır.

NATO’nun geleceği iki olası alternatif arasında gidip gelmektedir. Birincisi, NATO’nun en iyi performans gösterdiği iki alan olan ortak savunma ve caydırıcılıkla ilgilenen, temel işlevleriyle sınırlı bir ittifaktır. Diğer uçta ise, dayanıklılık ve yeni güvenlik sorunları (örneğin insan güvenliği, iklim değişikliği ve pandemilerde lojistik) ile başa çıkma konusunda NATO’nun geniş bir görüşü vardır. Açıkça, rapor temel görevin hayati önemini korurken ikinci yöne gitmektedir. NATO’nun temel işlevler ve ek işlevler arasında ince bir denge oluşturması gerekecektir.

NATO’yu siyasi bir ittifak olarak güçlendirme çabaları tamamen üye devletlerin siyasi iradesine bağlıdır: genel bir bakış açısından, raporun stratejik görünümü, gelecek olan Biden yönetiminin uluslararası yaklaşımıyla tutarlı bir şekilde uyumludur.

Güçlendirilmiş ortaklıklar ve sorumluluklarını artıran Avrupalı ​​müttefikleri ile daha küresel bir NATO, üyelerinin transatlantik ilişkilerin merkeziyetini korumalarına olanak sağlayacaktır. Rapor, önümüzdeki bahar yansıtma sürecinin sonuçlarını tartışacak olan NATO liderlerine, bu amacın pratikte yerine getirilmesi için bir dizi entelektüel teşvik ve işlevsel öneriler sağlamak üzere tasarlanmıştır.

Çeviri: Ezgi ÖZDEMİR| EUROPolitika Dergisi Editör Yardımcısı

Photo : NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Mayıs 2018’de bir araya geldi. NATO CC BY-NC-ND

Orijinal Makale: How NATO should plan for the next ten years