Pandemik Teknolojiler:

 

Koronavirüs Günlerinde Drone’ların Yaptığı Görevler

 

Dezenfekte ediyorlar, denetim yapıyorlar ve en önemlisi de gitmesi gereken noktaya ilaçları gayet rahat bir şekilde zamanında ulaştırıp Koronavirüs ile savaşta sağlık sektörüne yardımcı oluyorlar. Drone’lardan bahsediyoruz.

Koronavirüs aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı. Ardından çığ gibi büyüdü ve Avrupa, Amerika derken tüm dünyayı sardı. Covid-19 ya da diğer adıyla yeni tip koronavirüsü milyonlarca kişiye bulaştı. 4 milyon vakaya ulaşıp 300 bine yakın can aldı. Bilim insanları onu durdurmak için gece gündüz çalışıyor. Henüz kesin bir aşı, ilaç ya da tedavi geliştirilemedi ama uzmanlar insanlığı kurtarmak adına amansız bir savaş içinde. Ancak kesin bir tedavi yöntemi bulunana kadar en önemli araç sosyal mesafeyi korumak ve hijyen kurallarına uymak. Bu noktada da devreye teknoloji giriyor. Drone’larla denetim, teslimat, dezenfeksiyon işlemleri ve ateş ölçümü yapılıyor. Tüm Avrupa, Amerika ve Asya ülkelerinde bunun gibi hizmetlerin çoğu artık dronelara bırakılmış vaziyette.

Fakat başlarda sadece Çin droneları uyarı için kullandı. Tüm Wuhan’ı dolaşan dronelar virüse karşı hoparlöründen çıkan uyarı mesajlarıyla halkı bilgilendirdi. Operatörler hastalığa karşı halkı bilinçlendirmeye çalıştı. Sokak sokak gezen droneların hoparlörlerinden yankılanan uyarı mesajları hastalığın semptomlarını hisseden Çinlileri hastaneye başvurmaya çağırdı. Dronelar sadece bilgilendirmekle kalmadı elbet. Kent yaşamının doğal sonucu olan kalabalıkların dağılmasını ve sosyal mesafenin de korunmasını sağladı. Bir bölgede toplananlar hemen dronelar ile belirlenip müdahale edildi. Bu konuda kişisel verilen korunması kanunu gibi yasal engelleri de olmaya Çin hükümeti kentlerin her yanına kurdukları kameralardan aldıkları verileri yapay zekâ ile analiz edip sosyal mesafenin korunmadığı alanları anında belirledi. Sonrada hem uyarı droneları yollandı hem de özel kıyafetli görevliler alana çıkarıldı. Maske takılması ve sosyal mesafenin korunması için görevliler denetimlerini sıklaştırdı. Hatta Çin’den İtalya’ya virüsün sıçramasıyla beraber kriz daha büyüyünce belediye başkanları virüsü küçümseyenlere suç üstü yapmaya yine dronelarla çıktı. İtalya’da hem izolasyon kurallarını çiğneyenler uyarıldı hem de İtalyan belediye başkanları insanları dronelardaki hoparlörler aracılığıyla azarladı. Sokaklarda kötü durumda olan hastalar da dronelar yardımıyla uzaktan belirlenerek önlemler alındı.

Türkiye de drone teknolojisini kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Bir yandan güvenlik güçleri tarafından İstanbul’un merkezi alanlarında gezici duyuru sistemi olarak, diğer yandan da zabıtalar tarafından sahildeki amatör balıkçıların takibi için kullanılıyor.

 

Fransa’nın Nice kentindeki güvenlik güçleri salgın hakkındaki gelişmelerden sokaktaki insanları haberdar etmek, vatandaşları sosyal mesafeye dikkat etmeleri ve gerekmediği sürece sokakta kalmamaları konusunda hızlı bir şekilde uyarmak için dronlarını portatif duyuru sistemlerine çevirdi. Nice kentinin bu efektif girişimi, Fransa’daki diğer bölgeler tarafından da uygulamaya koyuldu.

 

Belçika polisi de vatandaşların ev karantinası sırasında uygulanan kurallara uyup uymadığını izlemek için dron kullanan ülkelerden biri. Vatandaşların kamusal alanlarda zaman geçirmelerine izin veren güvenlik güçleri, sosyal mesafeye dikkat etmeleri konusunda uyarıyor.

Virüsün küresel salgına dönüşmesiyle birlikte hijyen malzemelerinin ve gıdaların dağıtımı da zora girdi. Kuryeler büyük risk alarak ihtiyaç sahiplerinin adreslerine ulaştırmak için canlarını tehlikeye atıyor ancak özellikle de Wuhan da krizin doruk noktasına ulaştığı her gün sayısız insanın öldüğü günlerde dronelar devreye alındı. Altı kiloya kadar paketler adreslerine dronelar ile ulaştırıldı. Çin’de özelliklede kritik tıbbi malzemeler ve testler dronelarla el değmeden hızla taşındı. Hastanelere de ilaç ve hijyen malzemeleri yine dronelarla hızla ulaştırıldı. Sokaklar, bahçeler, yollar yani kısacası tüm kamusal alanlar dronelar ile dezenfekte edildi. Tarımsal ilaçlamalar için droneların kullanımına alışmaya başlayan dünya onlara yeni bir görev vermiş oldu ve haznelerine tarım ilacı yerine dezenfektan madde koyulan droneları havalandırdı. Karış karış tüm alanlara dezenfektan püskürten dronelar üstelik en çevreci şekilde elektrikli motorları sayesinde bütün bunları doğayı da kirletmeden gerçekleştirdi. Dronelar GPS Global Positioning System (Küresel Konumlama Sistemi) üzerinden koordinatlarda verilen hız komutlarına da saniye saniye uyarak nerdeyse yirmi dört saat boyunca görev yaptılar. Dronelar sayesinde ilaçlama uçaklarının ya da helikopterlerinin havalandırılıp yüksek maliyetlerle çalıştırılmasının da önüne geçildi.

Yaklaşma sensörü, GPS alıcısı, yüksek hızda görüntü ritmi yapan kameraları sayesinde dronelar birkaç kilometre öteden güvenle kontrol edilerek kamusal alanlarda bir başka görevi daha başarıyla gerçekleştiriyor. Normalde kameranın bulunduğu bölmeye yerleştirilen termal kamera sayesinde bir görevlini sağlığı riske edilmeden etraftaki insanların ateşi drone sayesinde uzaktan ölçülebiliyor. Drone etraftaki kalabalığı teker teker tarayıp yapay zekâ algoritması sayesinde yüksek ateşe sahip kişileri belirleyip denetçilere haber veriyor. Bu sayede hastalık potansiyeli olan kişiler hızla tespit edilip karantinaya ya da tedaviye alınıyor. Saatteki hızı 40 ila 70 km’yi bulan dronelar sayesinde insanlar koronavirüs ile savaşa daha güçlü bir şekilde devam ediyor. Dağıtımdan hijyene kadar pek çok alanda görevlerini başarıyla gerçekleştiren dronelar önümüzdeki on yıla da damgasını vuracak gibi görünüyor. Artan kapasiteleri ve pil ömürleri sayesinde insan sağlığının korunması adına koronavirüs ile savaşın ön saflarında yer almaya devam edecekler.

Pandemi döneminde dronelar ve teknolojinin rolünü yorumlayan Türkiye gazetesi teknoloji editörü Ömer Temur:

Dronelar teslimat konusunda büyük kolaylıklar sağlıyor. Bazı ülkelerin droneların bu yeteneklerinden faydalanarak salgın ile mücadelede kullandıklarını gördük. Özellikle tıbbı malzemelerin gönderilemediği bölgelere yardımlar drone ile ulaştırılıyor. Mesela ABD’de kargo firmaları yüksek risk gurunda olan yaşlılara ilaçları drone ile teslim ediyor. Böylece virüsün yayılmasının da önüne geçiliyor. Bu anlamda güvenli bir araç olduğunu söyleyebiliriz. Dronelar sadece teslimatda değil hastalığının tespitinde de etkin olarak kullanılıyor. Üzerine takılan termal kameralar ile sokak ve meydanlarda yüksek ateşi çıkan insanlar tespit ediliyor.

 

Koronavirüsle birlikte “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi bir düşünce oluştu. Bu bakış açısının temelinde hiç kuşkusuz teknolojinin hayatımızda daha önce bu denli kullanılmamış olmasının etkisi büyük. Korona sonrası sadece droneların değil tüm teknolojilerin kullanımında ciddi bir artış olacaktır. Bu süreçte kamu otoritesi ve şirketler uzaktan çalışma ve uzaktan eğitimi test etme imkânı buldu. Eğitim ve çalışma ortamı için devasa kampüs ve binalara ihtiyaç olmadığını, insanların işlerini aksatmadan yaptığını, bunun için bir evin bir odasının yettiğini gördü. Bunun faydasını gören bazı firmaların virüs sonrası da uzaktan çalışmaya devam ederek ofis, kira, servis ve yemek maliyetlerinden tasarruf edeceğini düşünüyorum.

Korona e-ticarete girme konusunda direnç gösteren firmalar için de maalesef acı bir tecrübe oldu. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte daha çok firmanın e-ticarete yöneleceğini, sağlık uygulamalarına ilgi artacaktır. İnsanlar eskisi gibi yine bir araya gelecek, yine sosyalleşecek ama bu teknolojiler hayatımızın ayrılmaz bir parçası olacak.

 

   Dilan  KARACAN

İZ TV’de belgesel yapım asistanlığı, Cumhuriyet’te stajyer muhabirlik, Artı Bir TV’de editörlük, Star TV’de muhabirlik ve Kanal D’de prodüksiyon asistanlığı yaptı. Journo için freelance olarak röportaj, araştırma ve söyleşi gibi içerikler üretiyor.