Theresa May’li İngiltere

Şükrü KÖSE

Gelen ilk veriler şok etkisi yaratsa da piyasalarda beklenen kıyamet gerçeklemiş değil. Sterlindeki değer kaybı sebebiyle enflasyon artışı sonucunda gıda ürünlerinde gerçekleşen %10-20 artış dışında olumsuzluklar tahminlerin çok altında kaldı. Fakat ilerleyen günlerde ithal mallarda fiyat artışı olacağı ve bunun sonucunda da enflasyonun daha da artacağı öngörüsü hakim . Beklenen kıyametin gerçekleşmemesini ; belirsizliğe sebebiyet vermeden kurulan yeni hükümete ve serbest ticaret anlaşmasının hala devam ediyor oluşuna yorumlayabiliriz. AB’den çıkış sonrası için yapılan tahminlerden en dikkat çekici olanlardan birisi ; Sigorta firması Euler Hermes’in , İngiltere’nin ortak pazardan ayrılması sonucunda 2019 yılında 26.570 İngiliz firmanın iflas edeceğini, İngiltere’nin AB’den ayrılıp fakat ortak pazarda kalması durumunda ise iflas eden firma sayısının 25.170 civarında olacağını belirtmesiydi.İngiltere’nin dış ticaret açığı 4.7 milyar sterline yükselmiş sanayi üretimi %0.4 azalmıştı. AB’den ayrılığın yarattığı İngiliz ekonomisindeki deprem küresel ekonomide de şiddetle hissedildi. IMF’in 19 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan  Dünya Ekonomik Görünüm Raporu Güncellemesine (World Economic Outlook Update) göre; Brexit yarattığı belirsizlik sonucunda makroekonomik açıdan olumsuz etki uyandırmış ve IMF, küresel ekonominin 2016’da %3.1, 2017’de %3.4 büyümesini beklemektedir.2017 de ki artışın sebebi de Rusya ve Birezilya’nın dahil olduğu gelişen ekonomilerdeki toparlanma olarak açıklandı.Avro Bölgesi için 2017 büyüme tahminini % 1.6 dan % 1.5 e düşürdü.

accafin-brexit

Zaten durağan olan küresel ekonomide Brexit etkisi azımsanamayacak noktadadır. Financial Times’ın haberine göre ABD’li firmalar İngiltere’deki 590 milyar dolarlık yatırımlarını; Brexit sebebiyle gözden geçirme kararı aldılar ve AB ye erişim ve çalışanlarına yönelik serbest dolaşımla alakalı garanti almak istediklerini söylemişlerdi .Aslında bu beklenti tüm şirketlerde söz konusu.Merkezini Londra’dan taşıma kararı alanlar kervanına son olarakta Deutsche Boerse katıldı.Lonra Borsası ile ortaklık yapan Alman borsası Euro al-sat işlemleri için Londra’nın merkez olma ihtimali olmadığını belirtti.Brexit’in ekonomik sonuçlarının ötesinde merak edilen diğer nokta Başbakan Threrasa May yönetimindeki yeni hükümet politikalarının neler olacağı. Bunu anlayabilmek için öncelikle ABD ve AB ‘den bağımsız olarak imparatorluk ruhuna uygun şekilde hareket kabiliyeti göstereceğini , egemenlik alanlarını gözden geçireceğini , enerji ve pazar arayışında o ruha uygun olarak hareket edeceğini öngörmemiz gerekiyor.
Theresa May’in politik geçmişine baktığımızda ;
May’e gizli Brexit’ci olarak bakılıyordu. AB’den ayrılmaktan yana olduğu iddaa edilmişti , bu sebepten dolayı ayrılma yanlılarının da bir kısmından destek alıyor. Yeni bir seçimin yapılmayacağını ısrarla vurguluyor .’Brexit, Brexit demektir. Bu kampanyanın ardından AB içinde kalma ya da tekrar çıkarılma gibi bir yola girilmemeli’ şeklinde söylemi bize durumu özetliyor.

_92055939_theresamayTheresa May 2002’de Muhafazakar Parti’nin “kötülük partisi” olarak bilindiğini söyledi ve bunun değişmesi gerektiğini vurguladı . Bu da bizim toplumun partisi olacak bir muhafazakar parti öngörmemizi sağlıyor , devlete daha fazla görev düşeceği ve düşük gelirlilere yönelik politikalar geliştirileceği bekleniyor. AB sürecinde yürümeyen kapitalizmin de gözden geçirilmesi ve ekonomiye yapılacak müdahaleler sebebiyle Margaret Thatcher ile nerelerde ayrılacağını gözlemleyeceğiz. Beyaz ,zengin ve protestan nüfus içerisinde yetişmiş Theresa May ‘in İskoçya gibi birlikte kalmaktan yana oy kullananları da birlik içerisinde tutma yönünde çözüm üretmesi gerekmektedir.İçişleri bakanlığı döneminde göç politikasında başarız olması ve verdiği sözleri tutamaması bu yönde daha güçlü ve radikal kararlar alacağını göstermektedir .Polis teşkilatına yaptığı müdahalelerde aslında liberal muhafazakar izlenimi vermekte fakat özel hayata müdahale yönünde aldığı kararlarda akıllarda kaldı.
2003 Irak müdahalesine , 2013 tarihinde veto edilecek olan Suriye müdahalesine , 2015 Suriye’de koalisyona katılma yönünde destek veren Theresa May dış politika da AB’den bağımsız İngiltere’ye ilerleyen günlerde oluşması muhtemel enerji pazarı kaosunda hareket kabiliyeti kazandıracaktır.
Öngörüm İŞİD sonrası bölgede kurulacak yeni düzende söz sahibi olmak isteyecek bir İngiltere göreceğiz .Olası bir Lübnan modelli ortadoğu ise kaos olacaktır ki bu da muhtemeldir.Şuana kadar izlenen politika da bu yönde ilerliyor savaşın bitirilmesinden ziyade savaşçıların bölge dışına çıkışlarını engellemeye yönelik politikalar üretildi .Bu süreçten sonra Theresa May’li İngiltere’yi bölgede hakimiyet arayışında görmemiz kaçınılmaz olacaktır.
Göç konusunda ise Theresa May İngiltere son 50 yılının en uzun dönem içişleri bakanlığı görevini yapmış bir başbakan olarak çözemediği göçmen sorununu çözmeye yönelecektir.Siyasi hayatı boyunca göçmen sayısının azaltılmasını savundu. 2013 yılında radikal islamcı din adamı Abu Qatada’yı sınır dışı etmesini de not etmek gerekir.
Theresa May uzun yıllar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisinden çıkılması gerektiğini savundu ve İngiltere’nin kendine özgü kanunlar koymasına bunun mani olduğunu vurguladı.Özetle AB ‘den çıkışın serbest hareket etme yetisi olduğunun farkında olan ve imparatorluk ruhunun gereklerini bilen bir başbakanlı İngiltere göreceğiz .
1494 tarihli Tordesillas Antlaşması ile Papa VI.Alexander’ın dünyayı İspanya ve Portekiz arasında ikiye böldüğünü düşünüyorum bir de günümüz Avrupa’sına bakıyorum. Sanırım 9.senfoninin sonunu dinliyoruz.

Şükrü KÖSE

Marmara Üniversitesi / Hukuk

Lisans Öğrencisi