Trump’ın Grönland’ı Satın Almak İstemesinin 5 Nedeni

Sadık Öncü – Yardımcı Ekonomi Editörü

Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı satın almak istemesi başta Danimarka olmak üzere tüm dünyayı şoka uğrattı. İlk olarak Wall Street Journal gazetesinde yer alan, Trump’ın Grönland’ı satın almaya niyetli olduğu haberi Danirmarkalı politikacılar tarafından tepkiyle karşılandı. Grönland ve Danimarka yetkilileri Trump’a “Satılık değiliz!” mesajını verdiler.

Hafızaları tazelemek gerekirse eski ABD Başkanlarından Harry Truman da, 1946’da Grönland’ı 100 milyon dolara satın almak istemiş, Danimarka bu teklifi reddetmişti. Aradan 73 sene geçmesine rağmen hala bir Birleşik Devletler Başkanının bu adayı satın almak istemesinin sebebi nedir? Grönland’ı bu kadar cazibeli kılan şey ne?

1. Buzulların erimesiyle devasa enerji kaynakları keşfediliyor. 

Kuzey Kutup Bölgesi (Arktik), küresel ısınma ile birlikte önemi gittikçe artan bir bölge. Buzların erimesiyle bölgedeki ulaşım daha elverişli oluyor, bir yandan ise enerji kaynaklarının keşfi ve kullanımı gittikçe kolaylaşmaya başlıyor. Keşfedilmemiş çok büyük doğalgaz ve petrol rezervlerinin açığa çıkması gelecek yirmi yılda muhtemel, kim bilir şiddetli sıcaklık bu kaynaklara erişim süresini daha da kısaltabilir. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, 2008 tahmininde Kuzey Kutbu Bölgesi’nin 47 trilyon metreküp doğalgaz, 44 milyar varil doğalgaz sıvısı ve 90 milyar varil petrol rezervleri olduğunu, bunların büyük çoğunluğunun ise kıyı açıklarında bulunduğunu açıkladı. Ayrıca Kuzey Kutup Bölgesi’nde altın, çinko, nikel ve demir madenlerinin büyük oranda çıkması yüksek ihtimal. ExxonMobil, Shell, Rosneft gibi dev enerji şirketleri çoktan ruhsat başvurusu yaptı ve bölgede keşif sondajlarını kurdu. Grönland da, büyük enerji kaynağı potansiyeline sahip bir ada. Başta uranyum, neodim ve oksit gibi az bulunan elementlere sahip. 

2. Ticaretin yeni rotasının Grönland’dan geçmesi muhtemel. 

Buzulların erimesi, stratejik önem taşıyan ticaret güzergahlarını da değiştiriyor. Kargo gemileri senenin sadece yaz aylarında Kuzeybatı Geçidi’nden yolculuk yapabiliyordu ve böylece Avrupa-Çin süresi en az bir hafta kısalıyordu. Yanında buz kırıcı olmayan ilk kargo gemisi 2014 senesinde geçiş yaparak Kanada’dan Çin’e 23.000 ton nikel madeni taşıdı. Kutup rotası %40 kısaldı ve Panama Kanalı’ndan daha derin sular kullanılarak daha fazla yük taşınması sağlandı. Ayrıca onbinlerce dolarlık yakıt masraflarından tasarruf edildi. Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki ticaret, Kuzeybatı geçidi ile gelecekte çok farklı bir yapıya bürünecek. Grönland, bu deniz rotasının başlıca ve en önemli başlangıç rotasını oluşturuyor. Gerek ticaretin kontrolü, gerekse de enerjinin sevkiyatı bakımından yakın gelecekte Ortadoğu ve Grönland petrollerinin dünyanın en büyük petrol tüketicilerinden Çin başta olmak üzere Doğu Asya ülkelerine gidecek olması, bu güzergahın güvenlik ve kontrol faktörlerinin de ABD ve Trump tarafından düşünülmesi anlamına geliyor. 

3. Rusya’nın bölgede kontrol edilmesinin vakti geldi. 

Rusya bu bölgede aktif çalışmalar yürütmekte. Özellikle hava koşullarının ağır olduğu Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki çıkarlarını korumak için özel bir Arktik Ordusu kuruyor. 6 yeni askeri üs inşa edip, Soğuk Savaş döneminden kalma üsleri restore ediyor, uçuş pistlerini yeniliyor. Putin’in şu sözleri, Rusya’nın neden bu aksiyonları aldığının bir cevabı olabilir: “Kıyı açıklarındaki enerji sahaları, özellikle de Kuzey Kutup Bölgesi’nde, hiç kuşkusuz ki yirmi birinci yüzyılda ülkemiz için çok stratejik bir rezerv oluşturacak.” 

ABD, bölgede Rusya’yı çok yakından takip ediyor. Bir önceki ABD Başkanı Obama, görevlerdeki başkanlar arasında Alaska’ya giden ilk kişi olmuştu ve ABD’nin deniz filosuna daha fazla buz kırıcı gemilerinin eklenmesi gerektiğini savunmuştu.  Gelecekte küresel ekonomi politikaların oluşumundaki merkez bölgelerden birisi olan Grönland ve çevresinin, Trump dönemindeki söylemlere bakarsak aksiyon aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. 

4. ABD, bölgede daha fazla hak iddia etmek ve kıta sahanlığını Rusya aleyhine genişletmek istiyor. 

Bu stratejik bölgede doğal olarak egemenlik hakları da çekişmeli konuların başını çekiyor. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre kıyılardan 200 deniz mili uzaklığa kadar olan bölgede egemenlik hakkı ilan edilip, bölgedeki kaynakların kullanım hakkı istenebilir. Arktik Okyanusu’na kıyısı bulunan Kanada, Rusya, ABD, Norveç ve Grönland(Danimarka)’nın oluşturduğu “Arktik Beşlisi”ne tam üyelik sahibi İzlanda, Finlanda ve İsveç de katılmaktadır. Ayrıca Japonya, Hindistan ve Çin Gözlemci statüsündeki devletlerdendir. ABD, eğer Grönland’a sahip olursa bölgede en avantajlı ülkelerden birisi olacak. Ayrıca Rusya’yı kontrol etmesi daha da kolaylaşacak. 

5. Çin’in bölgedeki varlığı endişe verici. 

Grönland’ın potansiyelini farkeden sadece Trump veya Birleşik Devletler değil. ABD’nin başlıca rakibi ve düşmanı Çin, Grönland’ın fırsatlarından yararlanmaya biraz erken başlamış. The Diplomat’ın Şubat 2019 tarihli makalesinde Siyaset profesörü Marc Lanteigne, Çin’in Grönland Madencilik Firması ile ortak araştırma-keşif faaliyetleri için anlaştığını ve çalışmalarına başladıklarını belirtmiş. Aynı zamanda ABD’nin Arkansas Senatörü Tom Cotton, Çin Hükümetinin Grönland bölgesinde 3 tane askeri üs kurmayı arzuladığını, bu nedenle Pekin’in Grönland hükümetinden onay almaya çalıştıklarını söyledi. Çin’in hem ticari hem askeri faaliyetleri ABD için endişe kaynağı. 

Sonuç olarak Trump, en kökten çözümü Grönland’ı satın almakta bulmuş. Sunni bir gündem oluşturma çabası veya dikkatlerinin Grönland ve çevresinde olduğunun mesajını ilgili ülkelere vermiş de olabilir. Ancak şunu belirtmeliyim ki ABD, bu bölgeye karşı gereken ilgiyi uzun zamandır vermedi. Obama dönemi ile başlayan kıpırdınma Trump ile birlikte artık hareket aşamasına geçmiştir. 

Kaynak 1, 2

Görsel Kaynağı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir