Gerçek Emmanuel Macron Lütfen Ayağa Kalkabilir Mi?

By Clea Caulcutt  Sarah Anne Aarup

İçeride popülistlerin kuşattığı ve dışarıda ekonomik bulutların karardığı Fransa cumhurbaşkanı, ülkesinin korumacı geleneğini benimsemeyi öğreniyor.

Paris- AB liderleri bu hafta iklim krizine bir yanıt vermek için bir araya geldiklerinde, hangi Emmanuel Macron’un ortaya çıkacağını sorguluyor olabilirler. Onların çok iyi bildiği, Fransız çıkarlarının savunucusu mu yoksa ülkede bilinen kutsal kurallar kitabını ortadan kaldırmaya ve Fransız ekonomisini liberalleştirmeye kararlı bir kabadayı mı olacak?

  2017 de göreve başladığından beri, Fransa cumhurbaşkanı yüzünün bir tarafını Paris’te bir tarafını yurtdışında gösteriyor. İç cephede, ekonomik liberalizm ve kuralsızlaştırma için uğraşıyor gibi görünüyor. Uluslararası alanda, özellikle Brüksel’de Avrupa Birliği’nin korumacı dürtülerinin önde gelen yanlılarından biri olarak algılanıyor.

 Ayrı telden çalma yeteneği, cumhurbaşkanının tam olarak neye inandığı konusundaki soruları arttırdı.

Fransız politika analisti Chloé Morin, Paristeki algıyı işaret ederek “ Onun politik DNAsı ekonomik olarak liberaldir.”dedi. “ Başlangıçtaki yazılarına bakarsanız,enerjı salımından, orada olmaması gereken tıkanıkların ortadan kaldırılmasından, hareketi ve yaratımı yönetmekten söz ediyor.”

Fakat Macron, Brüksel’de her fırsatta serbest ticaret anlaşmalarını engellemekle suçlanıyor. Stratejik özerklik – Avrupa’nın küresel sahnede bağımsız hareket etme yeteneği – mücadelesi, daha fazla korumacılık için üstü örtülü bir teklif olarak görülüyor.

İkinci dönemine altı ay kala, Macron sonunda bir taraf seçmiş görünüyor. Ülkedeki siyasi güçler tarafından kısıtlanan ve COVID pandemisi, Ukrayna’daki savaş gibi krizlere yanıt verirken, Fransa’nın – ve Avrupa’nın – çıkarlarını savunma konusunda çok daha yüksek sesle konuştu ve ülke içindeki yenilikçi yönelimini yumuşattı. Enerji bakımından Macron, Fransa-İspanya arasındaki Midcat boru hattının yapımına karşı çıkıyor ve Fransa’nın temel enerji varlığı olan AB’nin yenilenebilir ve nükleer enerji lobiciliğini yapıyor.

Bu hafta otomobil endüstrisi hakkındaki verdiği bir röportajda Macron, ABD ve Çin’den korumacılık olarak tanımladığı şeye yanıt olarak “güçlü bir yanıt hazırlamak ve çok hızlı hareket etmek” için Avrupa’ya çağrıda bulundu.

“Amerikalılar Amerikan ürünleri satın alıyor ve çok agresif bir devlet sübvansiyonu stratejisine sahipler” dedi. Çinliler pazarlarını kapatıyorlar… Bu konuda bir Avrupa tercihini ve otomobil endüstrisi için güçlü desteği şiddetle savunuyorum.”

 

 

Liberal başlangıçlar

 Macron siyasi hayatına serbest pazarlamacı olarak başladı.

Eski cumhurbaşkanı François Hollande’ın altında ekonomi bakanı olarak Macron, 2015 yılında, Fransa’nın demiryolu şirketi SNCF’nin kutsal tekeli de dahil olmak üzere, ekonominin farklı alanlarını rekabete açan bir tasarıyı geçirmek için mücadele etti.

Fransız sendikalar, Macron’un belirli meslekleri kuralsızlaştırma,işletmelerin pazar günü açık kalmasına ve bölgesel olarak işletilen otobüs hatlarına izin verme planına karşı protesto dalgası başlattı.

Macron, hükümet oylama olmadan Ulusal meclis’ten geçmeye karar vermeden önce, her seferinde bir parlamento üyesini ikna etmeye çalışarak tasarıyı parlamentodan geçirmek için savaştı.

Birkaç ay sonra, sözde Macron otobüsleri Fransa’nın son teknoloji hızlı trenlerini karşılayamayan gençlere, öğrencilere ve yoksul işçilere ucuz biletler vadederek ülkeyi dolaşmaya başladılar. Bu, Macron’un, Fransa’nın değişime karşı durmasıyla ilk hesaplaşmasıydı ve kariyerinin geride kalan kısmı için bir taslak oluşturdu.

Morin, “Onun politikadaki ilk adımları ekonomiyi liberalleştirmek üzerine atıldı” dedi.  “İlk tasarısı kuralsızlaştırmayı, işleri rekabete açmayı amaçlıyordu ve sağın bile liberal olmadığı bir ülkede ekonomik liberalizmden çekinmiyor.”

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından Macron gaza bastı. Fransız cumhurbaşkanın eski danışmanı ve ilk destekçisi,  “İlk beş reformumuzla birlikte 12 aylık zaman çizelgemizi belirledik. Planımız yazdan önce (2018) tam gaz gitmekti. Fakat tabii ki beklediğimizden daha uzun sürdü.” dedi.

Covid-19 pandemisi patlamadan önce, Macron işe almayı ve işten çıkarmayı kolaylaştırarak iş piyasasını liberalleştirdi. İş yardımlarını kesti ve şirketler üzerindeki işletme vergilerini %33 ‘den %25’e indirdi. İsminin gizli kalmasını isteyen bir danışman, reformların çok etkili olduğunu ve şimdi Fransa’da “yapısal işsizliği” vurduğunu savundu.

Elbette liberalleştirmelerinden bazıları küresel bağlamda yetersiz kalıyordu. Sağ eğilimli gazete Le Figaro’daki bir yorumcu Alman ve İngiliz ekonomilerine liberalleşmeleri için yardımda bulunan solcu liderlere atıfta bulunarak, Macron’un liberalizmini “Fransa,Schröder veya Blair’i 25 yıl sonra keşfetti”  diyerek reddetti.

Fakat siyaset dünyasının tüm kesimlerinin özel sektöre karşı temkinli olduğu ve devlete içten bağlı olduğu bir ülkede, sesi sert muhalefetle karşılaştı.

Macron ayrıca, yoksul banliyölere iş getirmek için, araç çağırma uygulaması olan Uber gibi piyasa bozucuları överek ya da Fransızları dünyaya Danimarkalılardan daha az açık olmakla suçlayarak bazı tartışmalı kamusal duruşlar aldı.

Bunun gibi ikonoklastik tutumlar, en azından Fransa’da, başkan hakkında Rothschild için bir yatırım bankacısı olan geçmişine ve üzerinden atmakta zorlandığı kozmopolit rahatına ve bunun onu politik olarak incitmesine dayanan bir karikatürün yaratılmasına yardım etti.

Bu yılın, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri sırasında, Macron’un serbest piyasa köktenci imajı, siyasi koridorun her iki tarafındaki muhalifler tarafından istismar edildi.

Başkanlık kampanyası sırasında aşırı sağ lider Marine Le Pen, “düzenlemeyi kaldıran” ve “insanları piyasanın kanununa ve nakit kralına boyun eğdiren” küresel vizyonunu eleştirdi.

Aşırı sol lider Jean-Luc Mélenchon ona, hükümet seçimlerini bilgilendirmek için özel danışmanlık şirketlerini kullanmasına ihtiyaç duyan “özel çıkarların devlete girmesine izin veren ” “liberal”dedi.

Bu karikatür,  Macron’un şirketler ve hane halkları için “ne gerekiyorsa” desteği lehine malı ihtiyatlılık politikalarını bıraktığı Covid-19 krizi sırasında devlet müdahalesine keskin U dönüşü yapmasına rağmen devam ediyor.

 

Korumacıyı selamlayın

Brüksel’de sadece kısa bir tren yolculuğu fakat Fransız cumhurbaşkanının tamamen farklı bir karikatürü hakim. Avrupa sahnesinde, Macron liberalden başka bir şey olarak görülüyor. Uluslararası ticaret ve sanayi için olsun, Macron, Nordikler gibi daha liberal ülkelerin sinir bozucu bulduğu, önce-Paris ya da bazen önce-Avrupa yaklaşımını benimsiyor.

Nihayetinde, Fransa’nın korumacılığın eşiğine gelen bağımsızlığa sahip aşk ilişkisi yeni bir şey değil. İkinci dünya savaşından sonra ülkeyi yöneten Charles de Gaulle, “Avrupa, Fransa’nın Waterloo’da olmaktan çıktığı şeye yeniden dönüşmesinin bir yoludur.” dedi.

AXA’nın ekonomi danışmanı ve eski baş ekonomisti olan Eric Shaney, Korumacılığın Fransız zihniyetinde bir tür sabit olduğunu, 1945 den beri, savaşın, direnişin ve de Gaulle’ün komünistlerle birlikte iktidara gelmesinin yan ürünü olduğunu söyledi.

On yıllar sonra, Macron’un yönetiminde bile Fransa’nın korumacı içgüdüleri güçlü kaldı. Örneğin Brexit’den sonra, Paris yerel şampiyonları, Çin ve ABD rekabetinden koruyan politikalar için baskı yapmak adına, pazar odaklı İngilizlerin ayrılışına atladılar.

Macron’un AB komiseri Thierry Breton da,somut olarak tedarik zincirlerini güçlendirmek ve dış rekabeti savuşturmak için, parayı Avrupa yüksek teknoloji endüstrisine akıtmak anlamına gelen “stratejik özerklik” fikri konusunda da oldukça iddialı.

Liberal ECIPE düşünce kuruluşuna liderlik eden ekonomist Fredrik Erixon:”Breton, “bir Arch-Gaullist’tir, buna hiç şüphe yok.” dedi.

2022 Avrupa Çip Yasası ve Hammadde Yasasından, hükümetlerin endüstrileri sübvanse etmesine izin vermek için devlet yardım kurallarının askıya alınmasına kadar,blokta politika oluşturma belirgin bir Fransız tadı aldı.

Bazı uzmanlar ve diplomatlar, iç siyaset tarafından geri tutulan Macron’un içinde liberal olduğunu savunuyor.

Erixon, “Macron’un bir korumacı olduğunu düşünmüyorum” dedi. “Fakat Avrupa’nın dünyanın geri kalanına açılması gerektiği kapsamına geldiğinde çok savunmacı oluyor.” Erixon, Macron’un “karşılıklılık ideolojisini”, Fransa cumhurbaşkanının politika düşüncesinde “ana fikir” olarak adlandırıyor.

Uluslararası ticaret yapmak, Fransa’da politik olarak zor bir konu. Fransız vatandaşları, dünyada küreselleşmeye en çok şüpheye yaklaşanlardan. 2021’de yapılan araştırma onlardan yalnızca %27’si daha fazla sınır ötesi akışın fayda getireceğine inanıyor.

Fransa, 23 ülke arasında en düşük oyu aldı. Bu da Fransızların, küreselleşmeyi Ruslardan bile daha az sevdiği anlamına geliyor.

Bu baskı, AB konseyi’nin Fransa başkanlığına denk gelen, Macron’un yeniden seçim kampanyası sırasında da hissedildi.

Nisandaki kampanya tartışması sırasında, Macron, aşırı sağ parti adayı Marine Le Pen’in saldırılarını kendisini, çevresel kaygılar nedeniyle Güney Ortak Pazarı ülkeleriyle yapılan ticaret anlaşmasının baş muhalifi olarak tasvir ederek savuşturdu.

Gerçekten de Avrupa Birliği’nin serbest ticaret anlaşmaların motoru, Fransız konseyi başkanlığı sırasında durma noktasına geldi.Bunun yerine AB, ticaret savunma araçlarını ve çevre standartlarını yükselterek, ormansızlaşmayla bağlantılı ürünlerin ithalatını durdurdu ve kamu ihaleleri için pazara erişim mütekabiliyetini zorlamak için bir araç getirdi.

Brüksel, Fransa’daki seçimin son günü olan 30 Haziran’da çevre dostu ve ekonomik olarak tüy gibi olan Yeni Zelanda ile ticaret anlaşmasını siyasi olarak imzalamayı başardı.Şili, Meksika, Latin Amerika Güney Ortak Pazarı bloğu ve Endonezya ile devam eden müzakereler, neredeyse hiç ilerlemedi.

Ve Avustralya,  Fransa’yla yaptığı denizaltı anlaşmasını birden Amerika’dan almak için iptal ettiğinde, Fransa, AB-Avustralya ticaret görüşmelerini ikinci plana atarak Canberra’ya karşı tokat atmadan önce AB-ABD Ticaret ve Teknoloji Konseyi toplantısının ilk toplantısını baltalamakla tehdit etti.

Eski AB Ticaret Komiseri Pascal Lamy,“Ticaret politikasının uluslararası bir politika olduğuna inananlar, yanlış anlıyorlar. Ticaret politikası bir iç politikadır.” dedi.

Avrupa Kalesi

Macron’un şimdilik daha güçlü liberal eğilimlere dönme şansı yüksek görünmüyor.

Tekrardan seçime girmek zorunda kalmayabilir fakat parlamentoda mutlak çoğunluğu kaybetti. Bu da tartışmalı yasaları zorlamanım onun için zorlayıcı olacağı anlamına geliyor. Bu arada, kendisini, Ukrayna’daki savaşın altüst ettiği ve Avrupa’nın Rusya’nın saldırganlığının ekonomik yükünü çektiği pandemi sonrası bir küresel düzenle karşı karşıya buluyor.

Euro bölgesinin dış ticaret açığı, 2015’den bu yana kaydedilen en yüksek açık olduğu işaretlenerek Ağustos 2022’de 51 milyar Euroya ulaştı. Blok genelinde zihinleri keskinleştirmesi gereken karanlık bir dönüm noktası…

Buna yanıt olarak Fransa, Avrupa’nın ABD’ye yeni enerji bağlılığını suçluyor ve Fransa maliye bakanı Bruno Le Maire, Washington’u LNG fiyatlarını yükseltmekle suçluyor ve AB’yi “Amerikan ekonomik egemenliği ve Avrupa’nın zayıflaması” ile mücadeleye çağırıyor.

Fransa cumhurbaşkanının ayrıca daha korumacı ve bazen de milliyetçi olarak konuşmasının ülkesine daha yakın bir sebebi var: Marine Le Pen’in başkanlık

hırsları. Fransız politikasında nadir olan ikinci dönem başkanı için bir miras meselesi. Aşırı sağın başkanlığını devralması, Fransız liberalleri için bir felaket senaryosu olur.

Serbest piyasa düşünce kuruluşu GenarationLibre’e liderlik eden Gaspard Koenig, “Bu herkes için çok zor olacak.” dedi. “Macron’un birliği yok, partisi boş bir kabuk, onun boşluğunu kim dolduracak hiçbir fikrimiz yok. Liberal bakış açısına sahip birisi mi olacak? Yoksa Macron’un mirası aşırı sağ ve aşırı sol arasında bir mücadele mi olacak?”

Bu tür endişeler, Pazar günü Les Echos’a verdiği bir röportajda Fransa cumhurbaşkanının neden bir korumacı olarak zafer ilan ettiğini açıklamaya çok yardımcı oluyor.

O, “Beş yıldır Avrupa’nın egemenliği için yalvarıyorum.” dedi. “Birçok Avrupalı’nın zihniyeti değişmeye başlıyor. Uyanmak zorundayız, ne Amerikalılar ne de Çinliler bizi rahat bırakmayacak.”

AB liderleri, kıtayı kuşatan krizlerle boğuşmaya devam ederken bu Macron’dan daha fazlasını beklemek akıllıca olacaktır.

 

Çeviri: Zeynep KIRCA | EUROPolitika Dergisi Çeviri Ekibi 

Orijinal Makale: Will the real Emmanuel Macron please stand up!?

Photo: Emmanuel Macron at the Generation Equality Forum, a global gathering for gender equality co-hosted by the governments of Mexico and France, earlier this year CREDIT: Ludovic Marin/AFP