‘Küresel Britanya’: Hint Pasifik’te Birleşik Krallık

Bölgeye katılımı geniş ölçüde memnuniyetle karşılanırken, İngiltere’nin öncelikle Hint-Pasifik varlığının neleri içereceğini açıklığa kavuşturması gerekiyor.

By Anisa Heritage & Pak K. Lee

ÇEVİRİ | ANALİZ

 

2016’dan bu yana, ‘’Küresel Britanya’’ ifadesi, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği dışında ve ötesinde uluslararası diplomaside ‘’bağımsız bir ses’’ arayışına ve niyetine işaret etmek için kullanılmaktadır. Ancak bugüne kadar ifade kasıtlı olarak belirsizliğini korumaktadır. Belirsizlik eylem esnekliği getirebilirken, odak noktası AB dışında açık dış politika önceliklerinin belirlenip uygulanabileceği bir strateji oluşturabilecek kadar net olacak mı?

Fransa, Almanya ve Hollanda’nın aksine İngiltere, resmi bir Hint-Pasifik stratejisi açıklamadı. Bununla birlikte, Hint-Pasifik’te İngilizlerin refahı teşvik etme, kurallara dayalı uluslararası sistemi koruma ve dünyada ‘’iyilik için güç’’ olma yönündeki üç dış politika hedefini onaylayan artan İngiliz faaliyetinin işaretleri var. Bu adımların dış politikada önemli bir yeniden yönelim olup olmadığını ve daha da önemlisi bölge devletlerinin, özellikle de İngiltere’yi hala bir sömürge devleti olarak gören Çin’in geri dönüşünü hoş karşılayıp karşılamadığına dair sorular da var.

AB’nin Ötesinde Bir Dünya

Birleşik Krallık’ta kendi türünün en kapsamlı incelemesi olan Güvenlik, Savunma ve Kalkınma Politikasının mevcut Entegre İncelemesi, Başbakan Boris Johnson tarafından ‘’Birleşik Krallık’ın karşılaştığı küresel fırsatların ve zorlukların toplamının ve tüm hükümetin bunları karşılamak için nasıl yapılandırılabileceğini, donatılabileceğini ve seferber edilebileceğini belirleyen ve çok ihtiyaç duyulan bir revizyon’’ olarak müjdeledi.  Ağustos 2020’deki entegre gözden geçirme hakkındaki ilk Avam Kamarası raporu, Brexit’in ve daha izolasyonist bir ABD’nin, İngiltere’nin AB ile ABD arasındaki köprü konumuna meydan okuduğunu kabul etti. Rapor ayrıca, giderek daha rekabetçi ve gergin bir uluslararası ortamda gezinen orta gücün güvenlik açıklarını da kabul etti. Birleşik Krallık’ın dış politika stratejisi 2021’de resmi olarak ortaya çıkacak olsa da kanıtlar hali hazırda güvenlik, kalkınma ve ticaret politikalarının Hint-Pasifik’e doğru önemli bir yönelimine işaret ediyor.

İngiltere’nin AB’den resmi çıkışından önce Johnson hükümeti, AB-27 kolektif pozisyonlarının ötesinde ortaklıklar ve girişimler sürdürmeye başladı. AB, Temmuz ayında kendi açıklamasını yayınlamadan önce, Mayıs 2020’de diğer Beş Göz İttifakı ortaklarıyla koordineli olarak Hong Kong hakkında ortak bir bildiri yayınladı. Johnson ayrıca, Çin’in küresel dijital altyapı üzerindeki hakimiyetini azaltmak için 5G ekipmanı ve diğer teknolojilerin alternatif tedarikçilerini oluşturmak için demokrasilerin (G-7 artı Avustralya, Güney Kore ve Hindistan) bir “D10” ittifakı kurma girişimine de liderlik ediyor. Önerilen D10 düzenlemelerinin, ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın Demokrasi Zirvesi düzenleme planlarıyla nasıl senkronize edileceği henüz net değil. Ticaret alanında, Birleşik Krallık, Trans-Pasifik Ortaklığı (the Comprehensive and Progressive Agreement for Trans-Pacific Partnership [CPTPP]) için Kapsamlı ve Aşamalı Anlaşmaya katılma başvurusunu ciddi olarak düşünüyor. CPTPP üyeleri İngiltere üyelik başvurusunu destekliyor ve blokla üst resmi düzeyde görüşmelerin sürdüğü söyleniyor. CPTPP üyeliği, İngiltere’nin stratejik açıdan önemli bu bölgeye “ekonomik geleceğini yerleştirme” niyetine küresel olarak işaret edecek ve dijital ekonomi için kuralların yazılmasında önemli bir rol sağlayacaktır.

Hint-Pasifik’te Catch Up Oynamak

Henry Jackson Society tarafından yayınlanan yakın tarihli bir rapor, İngiltere’nin askeri alanda yetişmeye çalıştığını belirtiyor. Japonya ve Beş Güçlü Savunma Düzenlemesi (the Five Power Defense Arrangements) üyeleri de dahil olmak üzere birçok Hint Pasifik ülkesiyle güvenlik iş birliğini güçlendirmek için harekete geçti. İngiltere ayrıca Brunei’de bir askeri karakol bulundurmaya ve Singapur’daki bir deniz destek tesisine erişim sağlamaya devam ediyor.

Carlyle A. Thayer tarafından “sessiz bir başarı” olarak lanse edilen FDPA, Güneydoğu Asya’nın bölgesel güvenliğini artırmak için 1971’den beri İngiltere’yi dört Hint-Pasifik Milletler Topluluğu üyesiyle (Avustralya, Malezya, Yeni Zelanda ve Singapur) bir araya getirdi. Aralık 2020’de, FDPA dışişleri bakanları, “konvansiyonel savaş üzerindeki temel odağını korurken” insani yardım ve afet yardımı, terörle mücadele ve deniz güvenliği ile devam etmelerini taahhüt eden ortak bir bildiri yayınladılar. İngiltere, FDPA ve Beş Göz İttifakı taahhütleriyle Hint-Pasifik’te stratejik bir dayanak sağlıyor. Kraliyet Donanması’nın (RN) bir nesildeki en büyük savaş gemisi filosunu 2021’de Hint-Pasifik bölgesine yerleştirme planları devam ediyor.

Savaş Görev Grubu (CSG), Kraliyet Donanması’nın gelmiş geçmiş en büyük uçak gemisi HMS Queen Elizabeth tarafından yönetilecek.

Kraliyet Donanması’nın filo komutanı Koramiral Jerry Kyd’e göre HMS Queen Elizabeth’in varlığı, “stratejik mesajlaşma, güç projeksiyonu, deniz diplomasisi ve ticareti geliştirme” gibi çeşitli rolleri yerine getirerek İngilizlerin küresel sahnedeki stratejik alaka düzeyini belirliyor. Savaş Görev Grubu’nun varlığı, 2018’den beri bölgeye konuşlandırdığı beş savaş gemisinde her biri Güney Çin Denizi üzerinden seyrederek genişliyor.

Çin: “Küresel Britanya” Sömürgeciliğin Dönüşünün Kısaltmasıdır

Bununla birlikte, daha açık bir Birleşik Krallık bölgesel varlığı, Pekin’de muhtemelen kötü karşılanacaktır. Çin hükümeti İngiltere’yi Asya’ya bir uçak gemisini yerleştirmenin “çok tehlikeli bir hareket” olacağı konusunda uyardı. Çin-İngiliz ilişkileri, 2019’da Hong Kong’da siyasi bir krizin ortaya çıkmasından bu yana ve özellikle geçen Haziran ayında Hong Kong için bir ulusal güvenlik yasasının çıkarılmasından sonra keskin bir şekilde kötüleşti.

Çin resmi anlatısı, Asya’daki İngiliz varlığının geri dönüşünü neokolonyalizm merceğinden algılama eğilimindedir. Temmuz ayında, İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab Birleşik Krallık-Hong Kong iade anlaşmasının askıya alındığını ve Hong Kong’a silah ambargosunun askıya alındığını açıkladığında, Çin Dışişleri Bakanlığı, Birleşik Krallık’ı ‘’ “Hong Kong’da devam eden sömürge etkisine dair fantezilerinden vazgeçmek ve hatalarını derhal düzeltmesini için’’ uyardı.

Açık Dış Politika Öncelikleri Belirlemek Çok Önemli

İngiltere’nin Hint-Pasifik’teki ekonomik ve stratejik varlığını genişletme kararlılığına rağmen, bölgenin karmaşık jeopolitik zorlukları dikkatli bir stratejik değerlendirme gerektiriyor. Birleşik Krallık’ın Çin’e ilişkin konumunu netleştirmek ve Birleşik Krallık’ın bölgesel ticaret, askeri ve diplomatik angajmanına odaklanmak için Hint-Pasifik bölgesine bütünüyle hükümet yaklaşımı sunmak için bir dizi politika gereklidir. Birleşik Krallık, geçen ay prensipte kabul edilen AB Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşmasının dışında olduğu için, milliyetçi bir Çin ile bir ticaret anlaşması müzakere etmek ile Hong Kong ve Sincan’daki (Xinjiang) insan hakları ihlalleri konusunda Çin’e meydan okumak arasında neredeyse imkansız bir yol izlemesi gerekecek. Çin’in, COVID-19 pandemisini ilk ele almasıyla ilgili Avustralya eleştirilerine verdiği yanıtlar, bu yolun pratikte müzakere etmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.

Ticaretin ötesinde, İngiltere’nin Hint-Pasifik’e yönelik Brexit sonrası dış politika yeniden dengeleme planları, kaynakların İngiliz ulusal çıkarlarını desteklemek için en iyi nerede kullanılabileceğine dair dikkatli bir hesaplama ile geri durdurulmalıdır. Örneğin, İngiliz Silahlı Kuvvetleri, birkaç bölgeye eşzamanlı güç projeksiyonu için gerekli kapasite ve sürdürülebilirlikten yoksundur ve şimdilik İngiltere, kaçınılmaz olarak Avrupa kıtasına ve NATO ortaklarına stratejik olarak yönelmeye devam edecektir.

Özetle Johnson hükümeti, Küresel Britanya’nın Hint-Pasifik bölgesinde daha görünür ve aktif bir varlığa sahip olma niyetinin sinyalini verdi. Bölgede varlığı büyük ölçüde memnuniyetle karşılanırken, İngiltere’nin öncelikle bölgesel varlığının neleri içereceğini netleştirmesi gerekiyor. İngiltere’nin Hint-Pasifik’te kalıcı bir mevcudiyeti sürdürme isteğini mevcut askeri taahhütleriyle birlikte dengelenmesi gereken bariz coğrafi ve finansal sınırlamalar var.

İkincisi, Birleşik Krallık, sömürge mirasının etkisini kabul etmelidir. Çin’in “kolonyal” anlatısı İngiltere’yi Afyon Savaşlarına bağlar. İngiliz emperyalizminin acı hatıraları iki Asya devi için ortak bir post-kolonyal kimlik oluşturmada hayati bir rol oynadığından, bu aynı zamanda Hindistan’ın Küresel Britanya algısını da etkileyebilir.

Çeviri: Ezgi ÖZDEMİR| EUROPolitika Dergisi Editör Yardımcısı

Photo :Yerel öğrenciler, ön planda, Tokyo’daki Hamarikyu Bahçeleri’nde bir teknede Britanya Prensi William’da İngiliz bayraklarını sallıyor, 26 Şubat 2015. (AP Fotoğrafı / Eugene Hoshiko)

Orijinal Makale: ‘Global Britain’: The UK in the Indo-Pacific