Fahri Aksoy

İngiltere siyasetinde uzun süredir konuşulan bir ihtimal vardı, ancak bu ihtimal ilk kez bu kadar somut bir tabloya dönüşmüş olabilir. Geçtiğimiz hafta yapılan Gorton ve Denton ara seçimi, sadece yerel bir sonuç değil, aynı zamanda ülkenin siyasi düzenine dair önemli bir kırılma sinyali verdi. Çünkü bu seçimde ortaya çıkan tablo, İngiltere’nin alıştığı iki partili yapının dışında bir gerçekliği işaret ediyor.

HABER | ANALİZ

Yaklaşık 100 yıldır İşçi Partisi’nin kazandığı bu seçim bölgesinde bu kez sonuç tamamen değişti. Yeşiller yüzde 40’ın üzerinde oy alarak seçimi kazanırken, ikinci sıraya Reform UK yerleşti. İşçi Partisi ise üçüncü sıraya geriledi. Ancak bu sonucu asıl önemli kılan detay, sıralamanın kendisi. İkinci Dünya Savaşı sonrası ilk kez bir Westminster ara seçiminde ne İşçi Partisi ne de Muhafazakârlar ilk ikiye girebildi. Bu durum, İngiltere siyasetinde köklü bir değişimin habercisi olabilir.

Aslında bu gelişme tek başına bir sürpriz değil. İngiltere siyaseti onlarca yıl boyunca iki parti etrafında şekillendi ve seçmen davranışı büyük ölçüde bu iki yapı arasında gidip geldi. Ancak son yıllarda bu denge giderek zayıflıyor. 2024 genel seçimlerinde iki büyük partinin toplam oy oranının ilk kez yüzde 60’ın altına düşmesi, bu kırılmanın en net göstergelerinden biriydi. Ortaya çıkan boşluk ise yeni aktörler tarafından hızla doldurulmaya başlandı.

Bu noktada öne çıkan iki parti var: Reform UK ve Yeşiller. Reform UK özellikle sağ seçmen arasında güçlü bir karşılık bulurken, Yeşiller daha çok gençler ve büyük şehirlerde yaşayan seçmenler arasında yükseliyor. Son anketler de bu değişimin geçici olmadığını gösteriyor. YouGov verilerine göre Yeşiller yüzde 21 ile ikinci parti konumuna kadar yükselmiş durumda. İşçi Partisi ise yüzde 16 seviyelerine gerilemiş görünüyor. Bu tablo, İngiltere’de uzun yıllar boyunca düşünülmesi bile zor olan bir senaryoyu gündeme getiriyor: Yeşillerin İşçi Partisi’ni geride bırakma ihtimali.

Ancak Gorton ve Denton’daki sonucu sadece sayılar üzerinden okumak yeterli değil. Bu seçim aynı zamanda seçmenin bir tepki verdiğini de gösteriyor. Özellikle İşçi Partisi’ne yönelik ciddi bir memnuniyetsizlik dikkat çekiyor. Bunun arkasında hem ekonomik beklentilerin karşılanamaması hem de göç politikalarında yaşanan değişim yer alıyor. Son dönemde İşçi Partisi’nin göç konusunda daha sert bir söylem benimsemesi, bazı seçmen gruplarında rahatsızlık yarattı. Özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bu değişimin etkisi daha net hissedildi.

Bu noktada Yeşillerin kampanya dili belirleyici oldu. Parti, göç konusunu bir sorun olarak değil, ekonomik ve toplumsal bir katkı olarak ele aldı. “Göçmenlere ihtiyacımız var” mesajı, özellikle genç seçmenler ve göçmen kökenli topluluklar arasında güçlü bir karşılık buldu. Bu yaklaşım, sadece bir politika tercihi değil, aynı zamanda seçmenle kurulan ilişkinin de farklılaştığını gösteriyor.

Seçim sonrası yapılan açıklamalar da bu tabloyu doğrular nitelikteydi. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lucy Powell, partinin göç politikasındaki değişimin seçmenlerden tepki aldığını açıkça kabul etti. Bu açıklama önemli, çünkü dışarıdan gelen bir eleştiri değil, doğrudan kampanyayı yöneten ekipten gelen bir değerlendirme. Bu da parti içinde ciddi bir sorgulama sürecinin başladığını gösteriyor.

Tüm bu gelişmeler daha büyük bir dönüşümün parçası olabilir. İngiltere siyaseti uzun yıllar boyunca iki parti etrafında şekillendi, ancak bugün tablo giderek daha parçalı hale geliyor. Bazı siyaset bilimciler bu yeni durumu “beş partili sistem” olarak tanımlamaya başladı. Yani önümüzdeki dönemde siyasi rekabet sadece İşçi Partisi ve Muhafazakârlar arasında değil; Reform UK, Yeşiller ve bölgesel partilerin de güçlü şekilde dahil olduğu çok daha karmaşık bir yapı üzerinden şekillenebilir.

Sonuç olarak, şu an gördüğümüz tablo geçici bir dalga da olabilir, kalıcı bir dönüşümün başlangıcı da. Ancak bir gerçek var: Seçmen davranışı değişiyor. Ve seçmen değiştiğinde, siyasi sistemin aynı kalması pek mümkün olmuyor. İngiltere’de artık sadece iki seçenekten ibaret olmayan bir siyasi denklem oluşuyor olabilir. Bu da önümüzdeki yıllarda çok daha rekabetçi, çok daha parçalı ve belki de çok daha öngörülemez bir siyasi ortam anlamına geliyor.

Photo: Fahri Aksoy, İnfografik: notebooklm (AI)

Total
0
Shares
Previous Post

Jeremy Corbyn Geri Döndü… Ama Bu Kez Güç Tek Bir Kişide Değil

Next Post
Related Posts