Birleşik Krallık’ta bir başbakan daha sandık görmeden değişiyor. Andy Burnham’ın pazartesi günü Downing Street’e taşınacak olması, İşçi Partisi için bir yenilenme vaadi; ama iktidara geliş biçimi, İngiliz siyasetinin asıl yapısal sorununu — seçmensiz liderlik transferleri üreten Westminster modelini — bir kez daha görünür kılıyor.
HABER | ANALİZ
Keir Starmer, Andy Burnham’ın Makerfield ara seçimini kazanmasının ardından geçirdiği spekülasyon dolu bir hafta sonunun sonunda, 22 Haziran sabahı Downing Street önünde istifasını açıkladı: “İşçi Partisi liderliğinden istifa edeceğim. Kararımı bu sabah Majesteleri Kral’a bildirdim.” Böylece Starmer, yedi yılda Downing Street önünde istifa eden altıncı başbakan oldu. İstifayı hazırlayan zemin biliniyordu: Mayıs yerel seçimlerindeki ağır yenilgi ve partinin kamuoyu yoklamalarında göçmenlik karşıtı Reform UK’nin sürekli gerisinde kalması, Starmer üzerinde direnemeyeceği bir baskı oluşturmuştu. Time + 2
Yarışsız yarış
Burnham’ın önündeki tek kurumsal engel, liderlik için milletvekilliği şartıydı. Bu engelin nasıl aşıldığı, sürecin karakterini de özetliyor. Ocak ayında Greater Manchester belediye başkanı, boşalan bir koltuktan parlamentoya dönmek istediğinde partinin Ulusal Yürütme Komitesi tarafından engellenmiş; parti solu bunu Starmer ve müttefiklerinin potansiyel rakibi dışarıda tutmaya dönük siyasi bir manevrası olarak nitelemiş, Burnham da “NEC kararını medyanın benden önce öğrenmesi, partinin bugünlerde nasıl yönetildiğini anlatmaya yeter” sözleriyle tepki göstermişti. Beş ay sonra tablo tersine döndü: Makerfield’de açılan koltuk Burnham’a yol verdi ve ara seçim zaferinin ardından Londra’ya gelişi, Euston’a giren trenini takip eden televizyon helikopterleriyle bir devlet töreni havasında karşılandı. yahooCNN
Ardından gelen “yarış” fiilen yarış olmadı. En dikkat çekici an, rakip cepheden geldi: liderlik değişikliğini tetiklemek için gereken 81 milletvekilinin desteğini topladığını ilan etmiş olan eski Sağlık Bakanı Wes Streeting, adaylık yerine sürpriz biçimde Burnham’ı destekleyeceğini açıkladı. Sonuç: Burnham, 403 İşçi Partili milletvekilinin 379’unun nominasyonunu alarak tek aday olarak kaldı ve 17 Temmuz’da Londra’daki özel konferansta resmen lider ilan edildi. Starmer pazartesi günü istifasını Kral Charles’a sunacak; Kral daha sonra Burnham’ı hükümeti kurmakla görevlendirecek. Time + 2
Sürecin bu karakterini en erken teşhis eden isim, İşçi Partisi’nin eski lideri Jeremy Corbyn olmuştu: Starmer üzerindeki baskının tırmandığı günlerde “önümüzdeki günlerde bir Andy Burnham koronasyonuna tanık olabiliriz” öngörüsünde bulunan Corbyn, liderlik süreçlerinin üyeler yerine milletvekili grubu ve parti aygıtı tarafından belirlenmesine işaret ediyordu. Bugün parti dışında, Zarah Sultana ile kurduğu yeni sol oluşumun başında duran Corbyn’in varlığı, Burnham için örtük bir uyarı işlevi görüyor: soldan gelen beklentiler karşılanmazsa, hayal kırıklığının gidebileceği bir adres artık mevcut. Nitekim ezici nominasyon oranına rağmen tablo tekil değil; çoğunluğu parti soluna yakın yaklaşık 20 kişilik bir arka sıra grubu, yeni liderin balayının sınırlarını şimdiden çiziyor. AOL
Umut söylemi, program boşluğu
Burnham’ın liderlik konuşması vaat yüklüydü. “Umudu geri vereceğiz” diyen yeni lider, “her posta kodunda iyi büyüme” sözü verdi ve önceliğini net bir cümleyle özetledi: “Gücü Westminster ve Whitehall’dan geri alıp yaşadığınız yere vereceğiz.” İdeolojik yönelimin ipuçları da konuşmaya serpiştirilmişti: Burnham, Britanya’nın “1980’lerde bir dizi yanlış viraj aldığını” söyleyerek Thatcher dönemi özelleştirmelerini hedef gösterdi ve dikkatli olunmazsa ülkenin “Amerika Birleşik Devletleri siyasetine giden bir yolda” olduğu uyarısını yaptı. ABC NewsThe Daily Caller
Bu, dokuz yıllık belediye başkanlığında “Kuzeyin Kralı” lakabını kazandıran çizginin devamı: kamucu tonlu, yerelci, bölgesel eşitsizliğe odaklı bir sosyal demokrasi. Ancak söylemle program arasındaki boşluk şimdilik geniş. Burnham, Downing Street’e Manchester dışındaki seçmenin büyük ölçüde tanımadığı bir isim olarak giriyor; basın toplantısı yapmadı, çok az röportaj verdi ve haftalardır “bekleyen başbakan” konumunda olmasına rağmen politika öncelikleri hakkında çok az ayrıntı açıkladı. BBC’nin dünkü değerlendirmesindeki başlık, durumu özetliyor: büyük değişim vaadi var, ama bunu nasıl gerçekleştireceğine dair plan soruları açıkta. CBS News + 2
Aynı sorunlar, yedinci lider
Asıl mesele, Burnham’ın devraldığı masada. Yeni başbakan, selefini deviren sorunların aynısıyla yüzleşecek: durgun ekonomi, Ukrayna ve Orta Doğu savaşlarının beslediği hayat pahalılığı ve tükenmiş kamu hizmetleri. Ve 2016’dan bu yana ülkenin yedinci lideri olacak. Bu son rakam, Burnham’ın kişisel hikâyesini aşan yapısal soruyu ortaya koyuyor: Westminster’ın çoğunlukçu modeli, ara seçim zamanlamaları ve grup içi hizalanmalarla genel seçim olmaksızın başbakan değiştirmeye imkân tanıyor; ama on yılda yedi liderin eskidiği bir sistemin istikrar ürettiğini söylemek giderek zorlaşıyor. CBC News
Burnham’ın avantajı, seleflerinden farklı olarak Westminster dışında kurulmuş bir meşruiyet hikâyesine sahip olması: Manchester’da sandıkta kazanılmış, yerel yönetimde sınanmış bir profil. Paradoks şu ki, bu “Westminster karşıtı” profil iktidara tam da Westminster’ın en kapalı mekanizmasıyla — rakipsiz bir nominasyon süreciyle — taşındı. “Gücü Whitehall’dan alıp size vereceğim” vaadinin inandırıcılığı, önümüzdeki aylarda bu paradoksun nasıl yönetildiğine bağlı olacak. Umut söylemi kolay kısımdı; sınav, pazartesi başlıyor.
Photo: ‘Kuzeyin Kralı’ olarak bilinen Greater Manchester’ın eski belediye başkanı Burnham, bölgesel liderlere daha fazla kontrol vermek ve gücü Westminster’den uzaklaştırmak istiyor. Görüntü: Henry Nicholls/AFP