Ortadoğu’daki Gelişmeler ve Bölgeye Yansımaları

europolitika

“Bölgesel Türbülans Çağında Kıbrıs: Ortadoğu Gelişmeleri Ve Güney Kıbrıs’ta Seçim Gündemi”

Paneli | 09 Mayıs 2026 | KKTC

Prof. Dr. Nur Koprulu, paneldeki konuşmasında Ortadoğu’daki gelişmeleri “süreklilik ve değişim” (continuities and changes) perspektifinden ele alarak üç ana dönem üzerinden analiz etmiştir.

Köprülü’nün analizindeki temel noktalar şunlardır:
– 7 Ekim 2023 Öncesi ve Normalleşme Paradigması: Köprülü, 7 Ekim öncesinde Filistin meselesinin neredeyse hiç konuşulmadığı, bölgenin ağırlık merkezinin Mısır ve Suriye’den refahın olduğu Körfez’e kaydığı bir dönem yaşandığını belirtir. Bu dönemin en belirgin özelliği, İsrail ile bazı Arap ülkeleri (BAE, Bahreyn, Fas, Sudan) arasındaki ilişkileri normalleştiren İbrahim Anlaşmaları olmuştur.

– 7 Ekim Sonrası ve Caydırıcılığın Çöküşü: 7 Ekim ile birlikte normalleşme paradigması üzerine kurulu güvenlik mimarisinin sarsıldığını ifade eden Köprülü, İsrail’in 1967’den beri tesis ettiği “caydırıcılık” ilkesinin tamamen ortadan kalktığını savunur. İsrail’in sadece Hamas’a karşı değil, Lübnan’da Hizbullah’a karşı da cephe açtığı çok katmanlı bir kriz sürecine girilmiştir.
Suriye’deki Rejim Değişikliği ve Bölgesel Etkileri: Esad rejiminin devrilmesini Ortadoğu’daki en kritik gelişmelerden biri olarak nitelendiren Köprülü, bu durumun hem Baas partisinin ve Suriye’nin Lübnan üzerindeki vesayetinin sonu anlamına geldiğini hem de İran’ın başını çektiği “direniş ekseni” için büyük bir güç kaybı olduğunu belirtir. Ayrıca, bölgedeki her aktörün (Türkiye, İsrail, Körfez ülkeleri) kendine has bir “Suriye tahayyülü” olduğunu vurgular.
Güvenlik Arayışı ve Bölgesel Aktörlerin Rolü: Köprülü, Ortadoğu’da hiçbir ülkenin tam anlamıyla hegemon olamadığını, ancak ABD’nin bölgeden çekilme isteğinin bölgesel güçlere (Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün) daha fazla rol alma fırsatı tanıdığını belirtir. Körfez ülkelerinin İran ve İsrail arasında bir “tampon bölge” gibi kalmışlık hissi yaşadığını, bu yüzden Suudi Arabistan-Pakistan paktı gibi yeni güvenlik şemsiyeleri ve hizalanmalar arayışına girdiklerini ifade eder.

Sonuç ve Soru İşareti: Konuşmasının sonunda Köprülü, Ortadoğu’da “başarısız devletlerden” (failed states) “çöken devletlere” (collapsed states) geçildiğini belirterek şu kritik soruyu sorar: Normalleşme sürecinin devamı için acaba bir gerginlik veya tırmanış mı gerekiyordu?

Köprülü ayrıca, Kıbrıs meselesine dair bir soruya verdiği yanıtta, eğer bölgede refah ve istikrar hedefleniyorsa Kıbrıs’ta da çözümün gerekli olduğunu; ancak kaos hedefleniyorsa meselenin sadece bir jeopolitik araç olarak kalacağını ifade etmiştir.

Total
0
Shares
Previous Post

Küresel Sistemin Dönüşümü, Ortadoğu’daki Gelişmeler ve Kıbrıs Sorununa Yansımaları

Next Post

Ortadoğu’daki Gelişmeler Işığında Kıbrıs’ta İki Toplum Arasındaki İlişkiler

Related Posts