Bitmek Bilmeyen Hesaplaşma: İskoçya Neden Yeniden Bağımsızlık İstiyor ve Bu Kez Fark Var mı?

Clever Yusuf ERTUĞRAL

.

2014’te Hayır oyu veren bir halk, 2026’da yeniden referandum kapısını çalıyor. Aynı talebin tekrarı mı, yoksa gerçekten değişen bir şeyler var mı?

POLİTİK RİSK ANALİZ

18 Eylül 2014’te İskoçya, Birleşik Krallık’ta kalmayı seçti; oran açıktı: yüzde 55.3’e karşı 44.7. Mesele kapanmıştı, ya da öyle sanıldı.

On iki yıl sonra, aynı coğrafyada yeni bir Holyrood seçimi yapıldı ve İskoç Parlamentosu, referandum yetkisinin Londra’dan Edinburgh’a devredilmesini talep eden bir önergeyi oy çokluğuyla kabul etti. Yıllar boyu tıkanan, defalarca reddedilen, Yüksek Mahkeme’de çarpışan bu dava yeniden masada. Peki neden? Ve bu kez 2014’ten gerçekten farklı bir şey var mı?

Bu soruyu yanıtlamak için önce 2014’ün neden kaybedildiğini anlamak gerekiyor.

Paranın Gölgesinde Kaybolan Rüya

2014 referandumu, İskoçya tarihinin en yüksek katılımlı oylamasıydı; seçmenlerin yüzde 84.6’sı sandığa gitti [1]. Bu rakam başlı başına demokratik bir başarıydı. Ama sonuç, Evet kampanyası için ezici oldu.

Neden? Siyaset bilimciler on yıldır bu sorunun üzerinde çalışıyor ve yanıt şaşırtıcı derecede basit: ekonomik korku. Exit poll verileri ve seçim sonrası anketler, Hayır seçmenlerinin yüzde 57’sinin en belirleyici etken olarak sterlin sorununu gösterdiğini ortaya koydu [2]. Bağımsız bir İskoçya hangi para birimini kullanacaktı? Alex Salmond ve SNP, Birleşik Krallık ile bir para birliği anlaşması yapılabileceğini savunuyordu. Ama İngiltere’deki üç ana parti de bu ihtimali kesinlikle reddetti [3]. SNP’nin “Plan B”si yoktu ya da en azından inandırıcı biçimde sunulamadı.

Buna AB üyeliği belirsizliği de eklendi. O günlerde “AB’de kalmak istiyorsanız Birleşik Krallık içinde kalın” argümanı Hayır kampanyasının en güçlü kozu olarak işledi [4]. Üstelik Gordon Brown’un son dakika müdahalesi ve “daha fazla yetki” vaadi kararsız seçmenleri statükoya çekti.

Kısacası: İskoçya o gün bağımsızlık istemediği için Hayır demedi. Belirsizlik içinde bir sıçrama yapmaktan korktuğu için Hayır dedi. Fark kritiktir.

Brexit: Kırılan Söz

2016’nın getirdiği tarihsel ironi, İskoçya’yı hâlâ acıtıyor. İskoçlar o yıl yüzde 62 oranında AB’de kalmaya oy verdiler; ülke geneli ise yüzde 52 ile çıkış dedi [5]. “Birleşik Krallık içinde kalırsanız AB’de kalırsınız” argümanının temeli yoktan çöktü.

Bu, salt sembolik bir kayıptan fazlasıydı. Balıkçı toplulukları, tarım sektörü, üniversiteler ve finans kurumları birdenbire kendilerini bir çıkış kararına dahil bulmadıkları ama sonuçlarını yaşadıkları bir konumda gördüler. İskoçya’da SNP’nin defalarca kullandığı “demokratik açık” argümanı somutlaşmıştı: İskoçya, istemediği kararlarla yüzleşmeye zorlanıyordu.

Nicola Sturgeon bu pencereyi kullanmak istedi. 2017, 2019, 2021… Her seçim yeni bir “yetki belgesi” olarak sunuldu, her seferinde Westminster kapıyı kapattı. Boris Johnson, Theresa May, Rishi Sunak: üç farklı Muhafazakâr başbakan, üç ayrı ret.

Mahkeme Çıkmazı ve SNP’nin Kendi Krizi

2022, İskoç bağımsızlık hareketi için bir dönüm noktası oldu; ama istenen yönde değil. İskoçya Baş Hukuk Müşaviri Dorothy Bain, İskoç Parlamentosu’nun Westminster onayı olmaksızın referandum düzenleyip düzenleyemeyeceğini Yüksek Mahkeme’ye sormayı talep etti. Yanıt oybirliğiyle geldi: Hayır [6]. Holyrood’un bu yetkisi yoktu, yasanın çerçevesi belliydi ve bağlayıcı bir referandum için Westminster’ın onayı, yani “Section 30 emri” gerekiyordu.

Sturgeon bunun üzerine bir sonraki genel seçimi “fiili referandum” ilan etti; SNP ve diğer pro-bağımsızlık partiler İskoçya’da oy çoğunluğu alırsa bu bağımsızlık için yetki belgesi sayılacaktı. Bu hamle de inandırıcı bulunamadı. Starmer anlaşma yapmayı reddetti; Sunak da bunu kabul etmedi.

Ardından SNP kendi iç çalkantısına sürüklendi. Sturgeon beklenmedik bir şekilde istifa etti. Humza Yousaf parti liderliğine geçti ve sert biçimde tartışmalı bir süreçten sonra o da istifa etmek zorunda kaldı. Araştırmalar, skandallar, liderlik çöküşü… Pro-bağımsızlık cephe bu dönemde halk nezdinde ciddi güven kaybına uğradı.

2026: Seçim Sonuçları ve Yeni Denklem

Mayıs 2026’daki Holyrood seçimi SNP’nin beşinci ardışık seçim zaferini getirdi; ama tam çoğunluk bir kez daha elde edilemedi. Nihai tablo şöyle: SNP 58, Reform 17, İşçi Partisi 17, Yeşiller 15, Muhafazakârlar 12, Liberal Demokratlar 10 [7]. SNP tek başına çoğunluğa 7 koltuk uzak kaldı.

Ancak tablo bu sayıların ötesinde okunmalı. Birincisi: SNP ve Yeşillerin toplamı 73 koltuk. 129 koltuklu Holyrood’da pro-bağımsızlık çoğunluk bu kez de sağlandı, üstelik daha önce görülmemiş bir büyüklükte [8]. İkincisi: Seçim bölgesi oylarında SNP yüzde 38.2 alarak oyların yüzde 78’ini koltukları arasında topladı; Westminister’ın Birinci Geçen Kazanır sistemiyle kıyaslandığında bu, ezici bir çoğunluk anlamına gelirdi [9].

Üçüncüsü ve belki de en önemlisi: Reform UK’ın tarihte ilk kez İskoç Parlamentosu’na girmesi. Bu, İngiltere’deki popülist dönüşümün İskoçya’ya da sirayet ettiğini gösteriyor; ama burada farklı bir biçim alıyor. Reform’a giden oyların önemli bir kısmı Muhafazakâr seçmenlerden değil, Birleşik Krallık genelindeki hoşnutsuzluktan beslenirken, SNP’nin “Londra bizi temsil etmiyor” söylemi bu seçmenlerin bir bölümüne de ulaşıyor.

26 Mayıs 2026’da İskoç Parlamentosu, İngiltere hükümetinden referandum yetkisinin devredilmesini talep eden bir önergeyi oyladı. Önerge kabul edildi. Ancak Bloomberg’in yerinde tespiti buydu: hamle büyük ölçüde sembolikti; Londra reddetmeye devam ediyor [10].

Bu Kez Fark Var mı?

Dürüst bir değerlendirme, hem benzerlikleri hem de gerçek farklılıkları görmek zorunda.

Temel benzerlik: hukuki engel aynı yerinde duruyor. Westminster izni olmadan bağlayıcı bir referandum düzenlenemez. Starmer, Johnson’ın ya da May’in reddettiğini bizzat reddediyor. İskoçya’nın kamuoyu yoklamaları da hâlâ kararsız; Nisan 2026 verileri yüzde 56 Hayır, yüzde 44 Evet gösteriyor; yani görünür bir ivme henüz yok [11].

Ama farklılaşan şeyler de var. Birincisi, siyasi bağlam kökten değişti. İşçi Partisi Mayıs 2026 yerel seçimlerinde ciddi yenilgiler aldı. Starmer’ın onay oranları rekor düşük seviyelerde. Muhafazakârlar 2024’te tarihin en kötü yenilgisini yaşadı. Galler’de Plaid Cymru kazandı; hem Galler hem Kuzey İrlanda hem de İskoçya’nın başbakanları Birleşik Krallık’ın dönüşümünü isteyen isimler [12].

İkincisi, Grangemouth rafinerisi kapandı ve İskoçya’nın en büyük sanayi tesislerinden biri yok oldu. İngiltere’deyse Scunthorpe çelik tesisleri kurtarıldı. “İskoç çıkarları Londra’da ikinci sıraya düşüyor” söylemi bu olaydan sonra somutluk kazandı; SNP bunu seçim kampanyasında defalarca kullandı.

Üçüncüsü, AB ilişkisi. 2014’te bağımsız İskoçya’nın AB üyeliği belirsizdi; Brüksel olumlu mesaj vermemişti. Bugün iklim farklı. İskoçya’nın AB’ye yakınlığı hem sembolik hem ekonomik bir zemin üzerinde daha sağlam görünüyor.

Bu üç faktörün toplamı, 2017 ya da 2021’deki talepten nitelik olarak farklı bir bağlam yaratıyor. Ama bağlam yeterli mi? Burası tartışmalı.

Asıl Soru: Swinney Neyle İkna Edecek?

John Swinney 2028’i hedef olarak gösteriyor. Bu, somut bir tarih olması bakımından önceki belirsiz sözlerden ayrışıyor. Ama 2028’e ulaşmak için iki ayrı soruyu yanıtlamak gerekiyor.

Birincisi: Westminister nasıl ikna edilecek? Ya da ikna edilmeden yasal bir süreç başlatılabilir mi? Section 30 emri olmadan bağlayıcı referandum düzenlemek hâlâ yasal değil. SNP’nin bir seçeneği var: bir sonraki genel seçimi yeniden fiili referandum ilan etmek. Ama bu strateji 2024’te çalışmadı; seçmenler mesajı bu şekilde okumadı.

İkincisi, ve belki çok daha belirleyicisi: İskoçya içindeki kamuoyunun dönüştürülmesi. 2014’in kaybedilme nedeni hatırlatalım: ekonomik korku. Bu kez SNP’nin para birimi sorusuna inandırıcı bir yanıtı var mı? Büyüme Komisyonu’nun raporu yayımlandığında ilk düzinelerce sayfanın en çarpıcı cümlesi şuydu: bağımsızlık sonrası petrol gelirleri sıfır kabul edilmiş ve İskoçya yaklaşık yüzde 10 açıkla başlayacak [13]. Bu rakam, 2014’te Hayır kampanyasının hedef tahtasına oturttuğu belirsizliğin hâlâ var olduğuna işaret ediyor.

Swinney ve SNP bu soruları yanıtlamadan 2028 yalnızca bir tarih olmaktan öte gidemeyecek.

Sonuç: Açık Yara, Değişen Yara Bezi

İskoçya meselesi, Birleşik Krallık’ın anayasal mimarisinin kronik bir yarası. 1707’den bu yana süregelen birliğin 2014’te sandıkla onaylanması bu yarayı kapatmadı; sadece geçici bir yara bezi tutturdu. Brexit o bezi söküp attı.

2026 seçiminin ve akabinde gelen parlamento oylamasının önemi şurada: bu kez İskoçya’daki pro-bağımsızlık çoğunluk, Holyrood’un yedi yıllık tarihindeki en büyük çoğunluğa ulaştı. Galler ve Kuzey İrlanda’daki gelişmelerle birleştiğinde, BK’nın çevre bölgelerinden Londra’ya yükselen demokratik baskı nitelik değiştiriyor.

Ancak tarihe bakıldığında bir gerçek çok açık: Boris Johnson kendi kabinesi çökerken dahi Section 30’u reddetmişti. Siyasi zayıflık, Westminster’ı referandum konusunda kolayca teslim olmaya mecbur bırakmıyor; aksine, böyle anlarda liderler kırılgan görünmemek için direnç gösterme refleksi yaşıyorlar.

Öyleyse bugünün sorusu şu değil: İskoçya bağımsız olmak istiyor mu? Sorusu şu: Swinney ve SNP, 2014’te seçmenleri hayır oyu vermeye iten ekonomik belirsizliği giderebilir mi ve Westminster üzerinde yasal ya da siyasi bir koz bulabilir mi?

Bu iki sorunun yanıtsız kaldığı her gün, Edinburgh ile Londra arasındaki gerilim derinleşmeye devam edecek. Soru referandumun olup olmayacağı değil; olduğunda sonucun ne olacağı. Ve şu an için o sorunun yanıtı hâlâ açık.

KAYNAKLAR VE REFERANSLAR

[1]  House of Commons Library (2014). Scottish Independence Referendum 2014. Erişim: commonslibrary.parliament.uk. Katılım %84.6 olarak raporlanmıştır; 1918’den bu yana en yüksek katılım.

[2]  Lord Ashcroft Polls (2014). How Scotland Voted, and Why. lordashcroftpolls.com. Ankete göre Hayır seçmenlerinin %57’si sterlin sorununu en önemli etken olarak belirtmiştir.

[3]  Global Policy Watch (2014). Scottish Independence: The Currency Conundrum. İngiltere, İşçi ve Liberal Demokrat parti liderlerinin para birliği birliğini reddettiğini belgelemiştir.

[4]  Open University / OpenLearn (2015). The 2014 Scottish Independence Referendum – Why was there a NO vote? open.edu. Ekonomik kaygılar ve Gordon Brown müdahalesinin analizi.

[5]  Scottish Government (2019). Scotland’s Right to Choose – The EU Referendum and the Scottish Government’s Mandate. gov.scot. İskoçya’nın %62 oranında AB üyeliğine oy verdiği ve Brexit’in yarattığı demokratik açık belgelenmiştir.

[6]  Guardian Australia / PressReader (2022). Supreme Court Urged to Authorise Fresh Scottish Independence Referendum. Yüksek Mahkeme’nin Section 30 olmaksızın referandum düzenlenemeyeceğine oybirliğiyle hükmettiği dava süreci.

[7]  Wikipedia / ITV News (2026). 2026 Scottish Parliament Election. SNP 58, Reform 17, İşçi 17, Yeşiller 15, Muhafazakâr 12, LibDem 10 koltuk.

[8]  Believe in Scotland (2026). Biggest Ever Independence Majority at Holyrood. believeinscotland.org. SNP+Yeşiller toplamı 73 koltuk; 129 sandalyeli Holyrood’da pro-bağımsızlık çoğunluk.

[9]  Electoral Reform Society (2026). What We Learnt from Scotland’s 2026 Elections. electoral-reform.org.uk. SNP’nin seçim bölgelerindeki %38.2 oyla koltukların %78’ini aldığı analizi.

[10]  Bloomberg (Alastair Reed, 26 Mayıs 2026). Scotland’s Parliament Votes to Demand Power for New Independence Referendum. bloomberg.com. Holyrood’un 26 Mayıs 2026 tarihli oylaması ve Londra’nın tutumu.

[11]  YouGov / Statista (Nisan 2026). Scotland Political Snapshot, Spring 2026. yougov.com. Bağımsızlık yoklaması: %56 Hayır, %44 Evet (don’t know çıkarıldı).

[12]  Courthouse News / Pravda Canada (Mayıs 2026). Scotland Renews Independence Push: What Are the Odds? İşçi yerel seçim yenilgisi, Galler ve Kuzey İrlanda dinamikleri.

[13]  PressReader / The Herald (2017). As Shadow of 2014 Quickly Falls on Arguments. Büyüme Komisyonu Başkanı Andrew Wilson’ın bağımsızlık sonrası sıfır petrol geliri ve ~%10 açık varsayımı.

Total
0
Shares
Previous Post

Kıbrıs, İngiliz askeri üslerini Farage’ın etkisinden korumaya çalışıyor

Next Post

Kürt Diasporasında Yeni Paradigma: Kimlikten Kurumsal Güce ve Ulusötesi Etki Üretimine

Related Posts