Friedrich Merz’in Birinci Yılında Siyasal Liderlik, Koalisyon Dayanıklılığı ve Almanya’da Merkez Siyasetin Krizi

Yusuf ERTUĞRAL

.

ANALİZ

Giriş

Friedrich Merz’in şansölyeliğinin birinci yılı, Almanya’da merkez siyasetin yönetme kapasitesi, koalisyon disiplini ve seçmen güveni bakımından önemli bir test alanı oluşturmuştur. CDU/CSU ile SPD arasındaki siyah-kırmızı koalisyon kurumsal olarak varlığını sürdürmekle birlikte, kamuoyu göstergeleri, parti içi gerilimler ve reform süreçlerindeki gecikmeler hükümetin siyasal etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur.

Bu değerlendirme, Merz hükümetinin birinci yılını üç ana eksen üzerinden incelemektedir: iç politikada reform kapasitesi, koalisyonun sürdürülebilirliği ve dış politikada stratejik yön arayışı. Analizin temel varsayımı, hükümetin henüz bir çöküşsürecinde olmadığı; ancak iktidarın formel devamlılığı ile siyasal meşruiyet üretme kapasitesi arasında belirgin bir ayrışma oluştuğudur.

Bu çerçevede Merz’in performansı yalnızca hükümetin ayakta kalıp kalmadığı üzerinden değil, hükümetin seçmen beklentilerini karşılayıp karşılamadığı, reform gündemini yönetip yönetemediği ve Almanya’nın değişen uluslararasıgüvenlik ortamına nasıl yanıt verdiği üzerinden değerlendirilmelidir.

Siyasal başlangıç ve kırılgan meşruiyet

Merz’in şansölyelik süreci, daha başlangıç aşamasında siyasal kırılganlığın işaretlerini taşımıştır. Tagesschau’nun birinci yıl değerlendirmesine göre Merz’in 6 Mayıs 2025’te ancak ikinci turda şansölye seçilebilmesi, siyah-kırmızı koalisyonun sarsıntılı başlangıcının sembolik ve kurumsal göstergelerinden biri olarak kayda geçmiştir. Bu durum, koalisyonun salt aritmetik çoğunluğa sahip olmasının yeterli olmadığını; aynı zamanda ortak siyasal irade, disiplin ve güven üretme kapasitesine ihtiyaç duyduğunu göstermiştir.

Almanya’nın savaş sonrası siyasal kültüründe şansölyelik seçiminin istikrarla özdeşleşmiş olması dikkate alındığında, Merz’in ilk turda seçilememesi teknik bir oylama aksaklığından daha geniş bir anlam taşımaktadır. Bu gelişme, koalisyon ortakları arasındaki güven sorununun ve özellikle de Merz’in kendi kampı içinde tam konsolidasyon sağlayamamasının erken göstergesi olarak yorumlanabilir.

Kamuoyu göstergeleri ve meşruiyet aşınması

Merz hükümetinin birinci yılındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri, kamuoyu desteğinde görülen belirgin gerilemedir. ARD-DeutschlandTrend’in Mayıs 2026 verilerine göre AfD yüzde 27 ile birinci sıraya yükselirken, Union yüzde 24, SPD ise yüzde 12 seviyesinde ölçülmüştür. Aynı ankette federal hükümetten memnuniyet yüzde 13’e, Merz’in çalışmasından memnuniyet ise yüzde 16’ya düşmüştür.

Bu veriler, hükümetin yalnızca oy oranları bakımından değil, siyasal performans algısı bakımından da ciddi bir meşruiyet kaybı yaşadığını göstermektedir. Özellikle Almanya gibi koalisyon istikrarı ve kurumsal sürekliliğin siyasal kültürde merkezi yer tuttuğu bir ülkede, hükümet memnuniyetinin bu düzeylere gerilemesi yapısal bir güven sorunu olarak değerlendirilmelidir.

Kamuoyu verileri, Merz’in karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca iletişim hatalarından ibaret olmadığını göstermektedir. Seçmen, hükümetin ekonomik toparlanma, sosyal güvenlik, göç yönetimi ve reform kapasitesi konularında beklenen düzeyde sonuç üretemediği kanaatine yaklaşmaktadır. Bu durum, hükümetin politika çıktılarını seçmen nezdinde anlamlı ve ikna edici bir başarı anlatısına dönüştüremediğine işaret etmektedir.

Reform kapasitesi ve koalisyon içi gerilim

Merz hükümetinin temel açmazı, reform ihtiyacının geniş biçimde kabul edilmesine karşın reformların maliyetinin nasıl dağıtılacağı konusunda koalisyon içinde uzlaşmanın zor olmasıdır. CDU/CSU, mali disiplin, vergi indirimi, sosyal harcamalarda kontrol ve göç politikasında sıkılaşma yönünde bir çizgi izlemektedir. SPD ise sosyal koruma, emeklilik güvencesi, sağlık sistemi yüklerinin sınırlandırılması ve çalışan kesimlerin maliyetlerden korunması üzerinde durmaktadır.

Bu gerilim, koalisyonun gündelik yönetiminde sürekli yeniden üretilmektedir. Deutschlandfunk’un aktardığı üzere Merz, SPD’ye Union’ın hükümet politikalarındaki imzasının daha görünür olması gerektiği yönünde açık bir uyarı yapmıştır. Aynıbağlamda yüksek gelirlerin daha fazla vergilendirilmesi gibi SPD kaynaklı önerilere mesafeli yaklaşılması, koalisyonun mali ve sosyal politika ekseninde ciddi bir ayrışma yaşadığını göstermektedir.

Tagesschau’nun Merz’in SPD fraksiyonuyla temasına ilişkin haberinde de koalisyon içi gerilimin yalnızca kişisel ilişkiler veya iletişim sorunlarıyla sınırlı olmadığı görülmektedir. SPD içinde Merz’in yüksek beklentiler yarattığı, fakat bu beklentilerin somut ve dengeli reform sonuçlarına dönüştürülmesinde sorun yaşandığı yönünde bir değerlendirme mevcuttur.

Bu nedenle koalisyonun temel sorunu “uyumsuzluk”tan çok, reformların dağıtım maliyetiyle ilgilidir. Sağlık, emeklilik, vergi ve işgücü piyasası gibi alanlarda alınacak her karar, kaçınılmaz olarak belirli seçmen grupları üzerinde yük yaratmaktadır. Merz hükümeti bu yükün hangi toplumsal kesimlerce taşınacağı konusunda ikna edici bir siyasal denge kurmakta zorlanmaktadır.

Ekonomik performans ve politika çıktıları

Ekonomi politikası, Merz’in liderlik iddiasının merkezinde yer almaktadır. Hükümet, yatırım teşvikleri, kurumlar vergisinin kademeli olarak düşürülmesi, enerji maliyetlerinde rahatlama ve “Made for Germany” başlığı altında özel sektör yatırım taahhütleri gibi adımlarla ekonomik canlanma hedefini öne çıkarmaktadır. Bundesregierung’in kendi bilançosunda bu önlemler, Almanya’nın yeniden büyüme patikasına sokulması amacıyla sunulmaktadır.

Buna rağmen makroekonomik görünüm hükümetin anlatısını desteklemekte sınırlı kalmaktadır. Tagesschau’nun aktardığıverilere göre AB Komisyonu, Almanya için 2026 büyüme tahminini yüzde 0,6’ya indirmiş; Alman hükümeti de kendi beklentisini yüzde 0,5 seviyesine çekmiştir. Bu düşük büyüme perspektifi, Merz’in ekonomik toparlanma vaatlerinin seçmen nezdinde sorgulanmasına yol açmaktadır.

Ekonomik göstergelerdeki zayıflık, reform siyasetinin meşruiyetini de zorlaştırmaktadır. Seçmenler reform ihtiyacını kabul etmekle birlikte, düşük büyüme ortamında kendilerine ek maliyet yükleyen düzenlemelere daha sınırlı destek vermektedir. Dolayısıyla hükümetin ekonomik programı, hem sonuç üretme baskısı hem de sosyal tepki riskini aynı anda taşımaktadır.

Sosyal devlet reformları: sağlık ve emeklilik dosyaları

Sağlık reformu, Merz hükümetinin reform kapasitesi ve siyasal riskleri açısından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Tagesschau’nun sağlık tasarruf paketi haberine göre planlanan düzenleme 2027 için 16,3 milyar avroluk, 2030’a kadar ise 38 milyar avronun üzerinde tasarruf hedeflemektedir. Paket, ilaç katkı payları, aile sigortası, katkı matrahı ve sağlık kurumlarının giderleri gibi doğrudan seçmenleri ilgilendiren alanlarda değişiklikler içermektedir.

Bu reform, kamu maliyesi ve sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından rasyonel bir politika ihtiyacına işaret etmektedir. Ancak aynı zamanda sosyal maliyetin nasıl paylaşılacağı sorusunu gündeme getirmektedir. Reformların teknik doğruluğu ile siyasal kabul edilebilirliği arasında ortaya çıkan bu gerilim, Merz hükümetinin genel reform açmazını yansıtmaktadır.

Emeklilik reformu da benzer bir gerilim taşımaktadır. Merz’in yasal emeklilik sigortasının gelecekte en fazla “yaşlılıkta temel güvence” niteliği taşıyacağı yönündeki sözleri SPD kanadında tepki yaratmıştır. Bu ifade, demografik dönüşüm ve mali sürdürülebilirlik bağlamında gerçekçi bir uyarı olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, sosyal güvenlik beklentisinin güçlü olduğu bir siyasal kültürde bu tür açıklamalar toplumsal güvensizlik üretebilmektedir.

ZEIT’in ZDF-Politbarometer’e dayandırdığı veriler bu gerilimi açık biçimde ortaya koymaktadır. Seçmenlerin yüzde 89’u emeklilik, işgücü piyasası ve sağlık alanlarında reformu önemli görürken, yüzde 75’i reformlar için kayda değer kişisel yük üstlenmeye hazır görünmemektedir. Bu bulgu, Almanya’da reform talebi ile reform maliyetine katlanma isteği arasında belirgin bir ayrışma bulunduğunu göstermektedir.

AfD’nin yükselişi ve merkez siyasetin stratejik açmazı

Merz hükümetinin en kritik siyasal sınavlarından biri AfD’nin yükselişidir. Merz’in geçmişte AfD’yi geriletme hedefiyle daha sert göç ve güvenlik söylemine yöneldiği bilinmektedir. Ancak ARD-DeutschlandTrend’de AfD’nin Union’ı geçmesi, bu stratejinin şu ana kadar beklenen sonucu üretmediğini göstermektedir.

Tagesschau’nun AfD analizine göre partinin yükselişi büyük ölçüde hükümet performansına duyulan memnuniyetsizlikten ve seçmenlerdeki kontrol kaybı algısından beslenmektedir. Sachsen-Anhalt’ta AfD’nin yüzde 41 seviyesine ulaşması, bu eğilimin yalnızca federal düzeyde değil, eyalet siyaseti düzeyinde de güçlü biçimde hissedildiğini göstermektedir.

Bu tablo, merkez siyasetin stratejik açmazını ortaya koymaktadır. CDU/CSU, AfD’ye kayan seçmeni geri kazanmak için göçve güvenlik politikalarında sertleşme eğilimi göstermektedir. Ancak bu sertleşme, hükümetin ekonomik ve sosyal politika alanlarında güven üretemediği koşullarda AfD’nin protesto kapasitesini azaltmakta yetersiz kalmaktadır.

Dolayısıyla AfD’nin yükselişi yalnızca göç politikasıyla açıklanamaz. Daha geniş bir yönetilebilirlik, ekonomik güvenlik, sosyal adalet ve siyasal temsil krizi söz konusudur. Merz hükümeti bu çok boyutlu krize bütüncül bir yanıt geliştirmekte zorlandığı ölçüde, AfD merkez siyasetin zaaflarından yararlanmaya devam etmektedir.

Koalisyon dayanıklılığı: çöküş mü, zorunlu devam mı?

Koalisyonun dağılma ihtimali Alman basınında giderek daha fazla tartışılmakla birlikte, kısa vadede en olası senaryo hükümetin dağılmasından çok zorunlu bir biçimde devam etmesidir. Tagesschau, Merz’in “bu koalisyona alternatif yok”açıklamasını aktarmaktadır. Bu ifade, bir yandan koalisyonu sürdürme iradesini gösterirken, diğer yandan alternatiflerin siyasal maliyetinin yüksekliğine de işaret etmektedir.

SPD açısından hükümetten ayrılmak, düşük anket seviyeleri nedeniyle ciddi bir seçim riski doğuracaktır. Union açısından erken seçim, AfD’nin birinci parti olma ihtimalini güçlendirebilir. Bu nedenle koalisyonu ayakta tutan temel unsur, güçlüprogramatik uyumdan ziyade karşılıklı siyasal maliyet hesabıdır.

Hendrik Wüst’ün olası alternatif şansölye olarak tartışılması, Merz’in liderlik konumunun zayıfladığını gösteren bir semptomdur. Tagesschau bu tartışmayı somut bir liderlik darbesinden ziyade Berlin’deki hükümetin zayıflığını yansıtan bir projeksiyon olarak değerlendirmektedir. Buna rağmen bu tür spekülasyonların kamusal alanda yer bulması, Merz’in kendi siyasi kampındaki otoritesinin sorgulanmaya başladığını göstermesi bakımından önemlidir.

Bu nedenle koalisyonun geleceği bakımından en olası görünüm, kısa vadeli çöküşten ziyade yüksek gerilimli devamdır. Ancak bu devam biçimi, hükümetin etkili siyasal yönetim kapasitesine sahip olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, koalisyonun sürmesi ile koalisyonun başarılı yönetmesi birbirinden ayrıştırılmalıdır.

Dış politika: stratejik yön arayışı ve transatlantik gerilim

Merz’in dış politikadaki konumu, iç politikaya kıyasla daha belirgin bir stratejik yön arayışı içermektedir. ABD ile ilişkiler, Ukrayna savaşı, Avrupa güvenliği ve savunma kapasitesinin artırılması başlıkları Merz hükümetinin dış politika gündeminin merkezinde yer almaktadır.

Spiegel’in aktardığı üzere Trump’ın Merz’e yönelik sert açıklamaları ve Merz’in ABD’nin İran stratejisini eleştirmesi, Berlin-Washington hattında yeni bir gerilim alanı oluştuğunu göstermektedir. Bu gerilim, Almanya’nın ABD ile ilişkilerini koparmadan daha özerk bir Avrupa güvenlik yaklaşımı geliştirme arayışı içinde olduğunu göstermektedir.

Tagesschau’nun haberine göre Pentagon’un Almanya’dan yaklaşık 5.000 ABD askerini çekme planı, transatlantik güvenlik mimarisindeki belirsizlikleri artırmaktadır. Almanya, Ramstein, Stuttgart, Grafenwöhr ve Landstuhl gibi üslerle ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı açısından kritik bir konumdadır. Bu nedenle Amerikan askerî varlığındaki azalma, Almanya açısından yalnızca ikili ilişki meselesi değil, Avrupa güvenlik düzeninin geleceğiyle ilgili stratejik bir sorudur.

Ukrayna dosyasında Merz’in daha aktif bir rol aradığı görülmektedir. Spiegel’e göre Merz, Ukrayna’ya AB içinde “ilişkili üye” benzeri özel bir statü verilmesini ve AB’nin karşılıklı yardım maddesinin güvenlik garantisi olarak uygulanmasınıönermiştir. Bu yaklaşım, Almanya’nın Ukrayna’ya desteğini sadece askeri yardım değil, kurumsal ve güvenlik mimarisi üzerinden de şekillendirmeye çalıştığını göstermektedir.

Ancak dış politikadaki bu iddialı çizgi, iç politikadaki zayıf meşruiyetle birlikte yürütülmek zorundadır. Savunma harcamaları, Ukrayna’ya güvenlik garantileri ve ABD ile gerilim gibi başlıklar, Almanya’da geniş toplumsal mutabakat gerektiren konulardır. Merz hükümetinin iç politikada güven kaybetmesi, dış politikadaki stratejik dönüşüm kapasitesini de sınırlayabilir.

Sonuç

Friedrich Merz’in birinci yılı, Almanya’da merkez siyaset açısından paradoksal bir tablo ortaya koymaktadır. Hükümet kurumsal olarak ayakta kalmış, çeşitli politika alanlarında adımlar atmış ve dış politikada daha aktif bir yön arayışına girmiştir. Buna karşılık kamuoyu güveni zayıflamış, koalisyon içi gerilimler artmış ve AfD’nin yükselişi merkez siyasetin meşruiyet krizini derinleştirmiştir.

Merz’in performansını “tam başarısızlık” veya “istikrarlı başarı” gibi ikili kategorilerle açıklamak yeterli değildir. Daha isabetli değerlendirme, Merz hükümetinin formel iktidar kapasitesini koruduğu, ancak siyasal ikna kapasitesinde ciddi bir aşınma yaşadığı yönündedir.

Koalisyonun kısa vadede dağılması zorunlu görünmemektedir. Bununla birlikte, hükümetin sürmesi ile etkili biçimde yönetmesi arasında belirgin bir fark oluşmuştur. Merz’in ikinci yılında belirleyici olacak unsur, koalisyonun ayakta kalıp kalmayacağından çok, ekonomik toparlanma, sosyal reformlar, göç yönetimi ve dış politika alanlarında seçmen nezdinde ikna edici sonuçlar üretip üretemeyeceğidir.

Bu bağlamda Merz’in temel sınavı, Almanya’nın yapısal sorunlarını yönetirken merkez siyasetin meşruiyetini yeniden kurabilmektir. Eğer hükümet reform ihtiyacı ile sosyal güvenlik beklentisi arasında sürdürülebilir bir denge kuramazsa, koalisyonun devamı Almanya siyasetinde istikrar üretmekten çok, merkez siyasetin aşınmasını geciktiren geçici bir düzenleme olarak kalabilir.

Photo: Bundeskanzler Friedrich Merz (CDU) Foto: Michael Kappeler / dpa

Referanslar:

  1. “Ein Jahr Schwarz-Rot – wie lief es?”, 6 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/inland/innenpolitik/erstes-jahr-schwarz-rot-100.html
  2. “AfD überholt Union in Sonntagsfrage”, 7 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/inland/deutschlandtrend/deutschlandtrend-mai-100.html
  3. “Bundeskanzler Merz sieht ‘keine Alternative’ zur schwarz-roten Koalition”, 6 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/inland/koalition-bundesregierung-merz-100.html
  4. “Merz mahnt Koalitionspartner SPD: Handschrift der Union muss erkennbar werden”, 4 Mayıs 2026. https://www.deutschlandfunk.de/merz-mahnt-koalitionspartner-spd-handschrift-der-union-muss-erkennbar-werden-100.html
  5. “Merz bei SPD-Fraktion: Ein Besuch, um die Wogen zu glätten”, 19 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/inland/innenpolitik/merz-bei-spd-fraktion-100.html
  6. “Warum die Kanzlerdiskussion um Wüst wieder losgeht”, 28 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/inland/innenpolitik/wuest-kanzlerspekulationen-100.html
  7. “ZDF-Politbarometer: Bevölkerung will bei Reformen möglichst wenig Belastungen tragen”, 22 Mayıs 2026. https://www.zeit.de/politik/deutschland/2026-05/zdf-politbarometer-umfrage-reformen-belastungen
  8. “Donald Trump wettert nach Kritik an Iran-Krieg weiter gegen Friedrich Merz”, 30 Nisan 2026. https://www.spiegel.de/ausland/donald-trump-wettert-nach-kritik-an-iran-krieg-weiter-gegen-friedrich-merz-a-bfeb4152-b553-4003-935a-b6a2fe80427f
  9. “Welche Folgen der US-Teilabzug für Deutschland hätte”, 2 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/usa-truppenabzug-deutschland-106.html
  10. “Regierungspressekonferenz vom 6. Mai 2026”. https://www.bundesregierung.de/breg-de/aktuelles/pressekonferenzen/regierungspressekonferenz-vom-6-mai-2026-2427784
  11. “AfD wegregieren – warum klappt das bislang nicht?”, 8 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/inland/innenpolitik/afd-umgang-bundesregierung-100.html
  12. “Das kann Deutschland: Aus Wirtschaft wieder Wachstum machen”, 7 Mayıs 2026. https://www.bundesregierung.de/breg-de/schwerpunkte/das-kann-deutschland/das-kann-deutschland-wirtschaft-2391292
  13. “EU-Kommission senkt Wachstumsprognose für Deutschland deutlich”, 21 Mayıs 2026. https://www.tagesschau.de/wirtschaft/eu-konjunktur-prognose-deutschland-100.html
  14. “Gesundheits-Sparpaket: Änderungen für gesetzlich Versicherte”, 29 Nisan 2026. https://www.tagesschau.de/inland/innenpolitik/gesundheitsreform-krankenversicherung-neu-100.html
  15. “Europäische Länder wollen mehr Eigenverantwortung in der Sicherheitspolitik übernehmen”, 4 Mayıs 2026. https://www.deutschlandfunk.de/europaeische-laender-wollen-mehr-eigenverantwortung-in-der-sicherheitspolitik-uebernehmen-100.html
  16. “Friedrich Merz schlägt EU-Sonderstatus für Ukraine vor”, 21 Mayıs 2026.
Total
0
Shares
Previous Post

“Uluslararası İlişkilerde Aktör Olarak Avrupa Birliği” | Çalıştay

Related Posts