Prof. Dr. Ahmet Sözen, konuşmasında küresel sistemdeki dönüşümleri, Ortadoğu’daki krizleri ve Kıbrıs sorununun bu tablodaki yerini üç temel düzeyde ele almıştır.
Sözen’in konuşmasındaki öne çıkan başlıklar şunlardır:
– Küresel Sistemdeki Kırılma: Sözen, Soğuk Savaş sonrası Amerikan hegemonyasına dayalı, liberal ve kurallara dayalı tek kutuplu sistemin fiilen çökmekte olduğunu savunmaktadır.
Bu dönemi Antonio Gramsci’nin “Eski dünya öldü, yeni dünya doğmak için debeleniyor; şimdi canavarlar zamanı” sözüyle betimleyerek, eski normların bulanıklaştığı ancak yeni bir kurumsal çerçevenin henüz oluşmadığı bir “alacakaranlık kuşağında” olduğumuzu ifade etmektedir.
– Ortadoğu ve Bölgesel Dinamikler: Bölgede ABD-Çin rekabeti, ABD-Rusya rekabeti ve Türkiye, İran, İsrail gibi bölgesel güçlerin manevra alanlarını genişletme çabalarının iç içe geçtiğini belirtmektedir.
Sözen, enerji konusunun Doğu Akdeniz’de hem bir çatışma riski hem de (İsrail-Lübnan örneğinde olduğu gibi) doğru kullanıldığında bir işbirliği fırsatı yaratabileceğini vurgulamaktadır.
– Kıbrıs Sorunu ve “Konforlu Çıkmaz”: Sözen, Kıbrıs sorununun uluslararası medyada Ukrayna veya Gazze gibi krizlerin gölgesinde kalarak düşük görünürlüğe sahip olduğunu, ancak stratejik ve jeopolitik açıdan (enerji güvenliği ve Avrupa güvenlik mimarisi) merkezi bir dosya haline geldiğini ifade etmektedir.
Mevcut durumu “konforlu çıkmaz” (comfortable stalemate) kavramıyla açıklayan Sözen, uyuşmazlığın maliyetlerine rağmen her iki tarafça yönetilebilir, hatta kimi açılardan tercih edilebilir görüldüğünü; bu durumun ise çözüm için gerekli olan “olgunluk momentini” engellediğini savunmaktadır.
Zamanlama ve Kritik Dönemeçler: 2026 yılına dair iki önemli faktöre dikkat çekmektedir:
Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı: Bu süre zarfında Türkiye’nin Kıbrıs konusunda anlamlı bir adım atmasının mantıklı olmadığını düşünmektedir
BM Genel Sekreteri Guterres’in Görev Süresi: Guterres’in yıl sonunda bitecek görev süresi öncesinde bir “miras” bırakmak isteyebileceğini ve Haziran sonrası yeni bir girişimde bulunabileceğine dair sinyaller olduğunu belirtmektedir.
Çözüm Önerileri: Sözen, çözümün sadece tarafların canının yanmasıyla (mutually hurting stalemate) değil, her iki tarafı da cezbedecek “karşılıklı cazip fırsatlar” (mutually enticing opportunities) yaratılmasıyla mümkün olabileceğini savunmaktadır.
Bu kapsamda enerji, iklim geçişi ve sivil toplum ile akademiyi kapsayan ikinci kulvar (Track II) diplomasisinin aktif kullanılması gerektiğini önermektedir.
Related Posts
İsveç ve Finlandiya, Avrupa Birliği’nin ticari cazibesini kazanmasını istiyor
BY CAMILLE GIJS İskandinav ülkeleri Brüksel’i ticaret anlaşmaları yapmaya ve bunları çevre gündemine bağlamamaya çağırıyor. Bloğun en ateşli iki…
Daryal BATIBAY | Emekli Büyükelçi | 13.08.2021 PANEL VİDEO KAYDI | Bölüm 6
“Türkiye’nin Kıbrıs’ta Yeni Politikası ve Küresel Bölgeler Dengeler” başlıklı panelin son konuşmacısı olarak söz alan Emekli Büyükelçi…
Alman savunma bakanı, Putin’in NATO’ya ‘5 ila 8 yıl içinde’ saldırabileceği konusunda uyardı
Avrupa, Rusya Devlet Başkanı’nın askeri ittifaka yönelik örtülü tehditlerinin gerçeğe dönüşebileceğine dair artan endişelerin ortasında alarm veriyor. By…